18 KASIM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

1 KASIM SEÇİM BEYANNAMELERİ: 2- MHP BEYANNAMESİ

Zihni Çakır

MHP'nin evi olmayanlar için 250 TL kira yardımı vaadi dikkat çekerken AK Parti beyannamesinde bu rakamdan TOKİ vasıtasıyla konut edinme imkanı getirilmesi MHP'nin vaadinin etkisini kırmaya yetti.

Dünkü yazımda CHP seçim bildirgesini ele almıştım. O yazının kaleme alındığı dakikalarda, AK Parti de seçim beyannamesini açıkladı. 7 Haziran'dan ders alındığı görülüyor; ancak AK Parti seçim beyannamesini en son ele alacağım.

Bu yazıda da MHP'nin “sen bilirsin Türkiye” diye algılanan seçim beyannamesini irdeleyelim.

MHP beyannamesinin güvenlik üzerine olacağı tahmin ediliyordu, öyle de oldu. Grafik eğrileri terörün şiddetiyle eş orantılı bir partinin, şehit cenazeleri üzerinden söylem üreten bir siyasi anlayışın seçim beyannamesini güvenlik üzerine oturtması şaşılacak bir durum da değil.

11 Tammuz'dan itibaren şiddetini arttıran terörün çözümü, doğu ve güneydoğumuzdan gelen kuşatma ikliminin yarılması için teklif edilen koalisyon önerilerini eften püften sebeplerle reddetmeseydi bugün seçmene söyleyecek sözü bile olmayacaktı belki de!

-Çözüm Süreci reddedilirken felsefesi beyannamede-

MHP seçim beyannamesinde “kent timlerinden” söz ediliyor mesela. Bir anlamda Yunus Polisleri gibi. Var olan bir birimin sayısal çoğunluğa ulaştrılmayı vaadetmek yerine yeni bir isimle vaade dökmek ilginç. Yalnız dikkat çeken başka bir ayrıntı var! Terörle mücadele için ekonomik ve sosyal projelerin de destekleneceği ifade ediliyor. Ama hemen bunun akabinde hem ekonomik hem de sosyal boyutuyla bir bütün olarak değerlendirilen çözüm süreci rezalet olarak addedilip, bitirileceği aktarılıyor.

Çözüm sürecinin temel felsefesini savunup ismini reddetmek ve rezalet olarak tanımlamak ciddiyeti sorgulanır bir yaklaşım bence.

-Hakkaniyetli mali politika sinyali-

MHP beyannamesinde olumlu karşılanacak ve iktidara kim gelirse gelsin uygulamasından yarar gördüğüm önemli bir taahhüt dikkat çekiyor. Vadeli satışlarda “KDV erteleme sistemi”nin getirileceği, ayrıca dar bölgeli ve sektörel teşvik sistemine geçileceği vaadediliyor. Bu önemli. Bilhassa piyasa ekonomisine doğrudan etki edecek bir yaklaşım. Henüz tahsil etmediğiniz bir malın KDV'sini devlete peşin ödemek zorunda kalmanız hakkaniyetli mali politika anlamında önemli bir çelişki. Yine dar bölgeli sektörel teşvik sistemi de, teşviğin kullanımını toplumsal ve ekonomik yarar sağlayacak seviyeye çıkarmak için önem arzediyor.

Yalnız bu tarz bir hazırlığın AK Parti'de de olduğunu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin bir süre önce Gazetelerin Ankara Temsilcilerine verdiği kahvaltıda dile getirdiğini hatırlatmakta yarar var. Ne olursa olsun MHP için olumlu bir yaklaşım bu.

Bunların yanında MHP'nin, ekonomik vaadleri, bilhassa çalışan kesime yönelik vaadleri kaynak sıkıntısına işaret ediyor. 7 Haziran'daki vaadlerde revizyona gitmeyen MHP, mesela asgari ücret, emekli maaşı gibi kalemlere yönelik taahhütlerinin kaynağına dair tatmin edici söylemler geliştirmezse, inandırıcılığı olmaz.

MHP'nin, evi olmayanlar için 250 TL kira yardımı vaadi dikkat çekerken, AK Parti beyannamesinde bu rakamdan TOKİ vasıtasıyla konut edinme imkanı getirilmesi MHP'nin vaadinin etkisini kırmaya yetti.

Ekonomik temelli vaadler, elbette kaynak tartışmalarını da beraberinde getirecek. Konunun uzmanları seçimlere kadar ekranlarda bu vaadlerin karşılanabilirliğini tartışacak.

Ancak mesela MHP'nin güvenlik politikası ve terörle mücadele üzerine ortaya koyduğu hedefler, bu partinin AK Parti ve Erdoğan düşmanlığı üzerine geliştirdiği HDP'ye yakınlaşan çizgisiyle çelişiyor. Bugün terörle ve bölücü projelerle mücadele noktasında kararlılığın adresi olan Erdoğan'ın, MHP seçim beyannamesinin açıklandığı toplantıya bile hedef olarak yerleştirilmesi, MHP'nin güvenlik politikaları ve devletin saygınlığı noktasındaki vaadlerini çürütüyor.

Hele, istifa eden HDP'li bakanların seçim hükümetine girmesine sebep olan inadı bir kenarda dururken, AK Parti'yi PKK'yı iktidara taşımakla eleştirmek, PKK ve HDP'lilerin, “seni başkan yaptırmayacağız” sloganları eşliğinde kan ve şiddetin merkezine döndüğü bir yerde, Erdoğan'ın “Başkanlık için ülkeyi PKK'ya teslim ettiğini” ileri sürmek sağlıklı bir akıl ürünü değil.

Doğal olarak bu aklın ürettiği beyanname de toplumca temkinli karşılanacak, normalin 10 katı bir sorgulamaya ve süzgece tabii tutulacaktır.

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  031208

-