15 ARALIK 2018 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

1. MECLİS VATANA İHANET Mİ ETTİ?

Hüseyin Yağmur

Hafta sonu bir seminerdeydim. Yakın tarihe ait bazı gerçekleri anlatırken bir tarih öğretmeni söz alarak “Ben bu konuları ilk defa duyuyorum” dedi.

Ben “Buna şaşırmamak lâzım. Biz bilmesi gerekenleri değil, öğretilenleri bilen bir toplumuz” dedim.

Gerçekten de millet olarak ‘bilmesi gerekenleri değil, hazır kalıplar halinde öğretilenleri bilen' bir toplumuz.

TBMM'nin kuruluşu ve Kuvayı Milliye günlerini dönemin tarihçileri bir masal gerçekliğinde kurgulayarak, bilinmesi gereken gerçekleri saklayarak veya örtbas ederek topluma bir aşı gibi enjekte ettiler.

Dolayısıyla biz, ezberler bakımından aşılı bir toplumuz.

Bugünlerde Hükümetin barış sürecine kontrollerini kaybedecek kadar karşı çıkan milliyetçiler TBMM Hükümetinin kuruluş günlerinde anlaşmalarla verdiği vilayetlerimizi hiç sorup sorgulamıyorlar.

İşte ben şimdi soruyorum:

TBMM Hükümeti, Kâzım Karabekir tarafından kurtarılan Batum Vilayetimizi, hem de Gümrü Anlaşmasıyla bize bırakılmasına rağmen 16 Mart 1921'de yapılan Moskova Anlaşmasıyla Gürcistan'a neden verdi?

Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Batum'u hem de savaşın bir tarafı olmadığı halde Rusya'nın telkiniyle Gürcistan'a neden verdik?

Hem de Misak-ı Milli sınırları içinde yer aldığı halde…

Neden milliyetçi siyasiler ve tarihçiler Batum konusuna hiç girmiyorlar?

Ezberlerinde böyle bir konu mu yok? Yoksa ezberlerinin bozulmasından mı korkuyorlar?

Gelelim İskenderun, Hatay ve Halep'in verilmesine…

TBMM, 20 Ekim 1921'de Fransızlarla Ankara Anlaşmasını yaparak İskenderun, Hatay ve Halep'i Fransızlara verdi. (Efendim neymiş burada Türkçe konuşulmasına Fransızlar müsaade edecekmiş. Bu madde, Hatay'ın Türkiye'nin bir parçası olduğunun kabulü imiş. Masal üstüne masal)

Bu anlaşma ile Misak-ı Milli'den ikinci ödün verilmiş oldu. Yani Batum'dan sonra Hatay, İskenderun ve Halep de Fransızlara bırakılmış oldu.

Halbuki Halep'de Fransızlar  bir referandum yapmışlar, Halep Halkı Türkiye'ye bağlı kalmak istediğini açıklamıştı.

Ankara Anlaşmasını duyan dönemin Halep ileri gelenleri ”Bizi sattınız” diye Ankara'ya sitem telgrafları çekmişlerdi.

Hataylılar ise 1923 yılında Adana'ya giden Atatürk'ü, protesto etmek için siyah bayraklarla karşılamışlardı.

Gelelim Lozan Anlaşmasına…

Bu anlaşma ile Gökçeada ve Bozcaada dışında burnumuzun dibindeki bütün adalardan vazgeçtik.

Musul ve Kerkük gibi iki önemli vilayetimizi de İngilizlere bıraktık.

Batı Trakya vilayetlerimiz olan Gümülcine, İskeçe, Kavala, Drama, Seres şehirleri içindeki binlerce Türk ile Yunanistan'a bırakıldı.

Milliyetçi moda tabirle, doğuda Batum'u, Güney'de Halep'i, Güneydoğu'da Musul ve Kerkük'ü, Batı'da Trakya vilayetlerini yabancılara peşkeş çektiler.

Masalcı tarihçilere göre, bu anlaşmalar TBMM için büyük başarı imiş. Böylece Yeni Türkiye hem büyük devletler tarafından tanınmış, hem de sınırlar belirlenmiş.

Sınırları belirginleştirmek için vilayet verme yöntemi hiç kimsenin aklına gelmeyecek dahice bir yöntem değil mi?

Kuzu kuzu vilayet verdikten sonra sınır belirginleştirmekte ne var Allah aşkına?

Şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel vilayetlerimizin birer oldu bittiyle yabancılara peşkeş çekilmesini bir türlü kabullenemiyorum.

Gelin ey vatanseverler bir kampanya başlatalım! Bir oldu  bittiye getirilerek yabancılara peşkeş çekilen bu vilayetlerimizi geri isteyelim.

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

  1. Birde burdan chp nin başındaki tahtakılıç proje kemal için şunu diyeceğim. Ne kadar kameralar karşısında vatansevermiş gibi konuşmaya çalışsanda sen o koltuğa kaset kumpasıyla, proje dahilinde oturmuş proje kemalsın! proje olduğun içinde pkk seversin, feto seversin, Türkiye ve Türk düşmanalarını seversin! Ülkeye de, Millete de, partiye de ihanet eden proje kemal'sın. Senin genel başkan olduğun partiye bile! kapak atmak için, menfaat için Tv da şekilden şekile giren, her hainane sözlerini, fikirlerini savunma durumunda kalan adam görünümlü karaktersizlere de yazıklar olsun!.

  2. Teröristlerle görüşerek çözüm barış olmaz! Teröristlerle çözüm olmaz! Sonunda ne oldu herkesde gördü. Rahmetli Çatlı Reis'in dediği gibi teröristlerle konuşulmaz, siyaset yapılmaz, kafasına sıkılır sevaba girilir.. Önce bunu herkes bilmeli bence.. O vilayetlerimizin elimizden çıkmasından ve oradaki soydaşlarımızın bizden ayrı gayrı kalmasından dertli olmanız güzel kiymetli.. O konuda size katılıyorum. Zamanı gelince dahada gür sesle seslendireceğiz inşallah..

Yorum Yaz

  909387

-