1 EKİM 2020 PERŞEMBE

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (4)


100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (4)

Birlik dergisinde “Türk Başkalarıyla Müsavî Olamaz” diye bir makale yayınlanır:

“… Hitlerin binlerce kitabı yaktırması bir vahşet eseri midir? Katiyen… Hitler gibi milyonları peşinden sürükleyen bir adama kolay kolay ahmaklık isnad olunamaz. Bu büyük adamın bu hareketi niçin yaptığı bir lahza düşünülüyor mu? Bu hareket medeniyetin veya ilmin, belki de edebiyatın zararına olabilir. Fakat bu hareket Alman milli ruhunun faidesinedir.  Ve mademki her şeyden önce milli varlık vardır, o halde bu hareket faydalıdır.

Bizim için de her şeyden önce Türk varlığı vardır. Bizim ülkümüz, “En Büyük Türkiye” dir. Buna varmak için yürünmesi icap eden uzun ve çetin yolda içimizden herhangi birisini ve hatta en ehemmiyetsizini yolundan alıkoyacak, şaşırtacak veya duraklatacak her hareket, her fikir, her eser, her şahıs bizim düşmanımızdır.” (Birlik sayı1, Temmuz 1933 sh.3 (Nakleden Çağatay sh. 41))

Bu iktibas; Tek Parti döneminin uygulamalarının neye dayandığını ve nasıl işlendiğin de bir göstergesidir.

 Dış Türkler konusunda MTTB ile CHP farklılaşıyordu. İktidar, Turancılığı tarihî bir hatıra olarak görüyordu. MTTB ise tersini düşünüyor Türk birliğini savunuyordu. Türkmen, Özbek, Oğuz, Kırgız kardeşti. Kardeşliğin gereği de yapılmalıydı.

YENİ TARİH TEZİ

TC kendine yeni bir tarih tezi bulma çabasındaydı, mazisinden kaçmaya veya onu unutmaya gayret ediyordu. Bunun için Sümer, Akad, Elam kavimlerini Türk kökenli olduğu tezi ortaya atıldı. 1931 yılında şekillenen yeni tarih tezine göre beş bin yıllık bir tarihe sahip Türklerin dünyanın her yerinde Türk medeniyetinin izleri vardır. Türk Tarih Kurumu bu katkıları ortaya çıkarmak için kuruldu. Artık bilimsel temellere dayanan bu yeni tarih tezini reddetmek imkânsızdı. Böylece Türklerin; Yunanlardan, Araplardan, Farslardan daha üstün bir ırk oldukları da ispatlanmış oluyordu. Anadolu'ya yerleşme ve devletleşme de bu üstünlüğü pekiştiriyordu.

Bütün bunlar Osmanlı'nın büyük ve yüce Türk tarihi içindeki yerini hafife almak hatta yok saymak anlamına geliyordu. TC, geniş ve yaygın Türk tarihinin bir uzantısı ve devamıydı, Osmanlı ile alakası yoktu. Bu durumda Osmanlı mirasını tereddütsüz reddetmek gerekecekti.

MTTB de benzer tarih tezini savunuyordu. İlk dönemlerinde “Altın Çağ” olarak Orta Asya işaret edildi. Atilla, Cengiz, Oğuz, Mete'nin kahraman torunları olarak kendilerini takdim ettiler. Genel itibariyle Osmanlı öncesi tarih daha önemliydi.

YERLİLİK

TC'nin milli ve yerli sanayi ile yerli malı haftaları gibi söylemlerini MTTB aynen uygulamıştır. Türk olmayanlara karşı sert ve acımasız tutum MTTB'de fazlasıyla vardı. Yabancı okullara, gayr-i Müslim okul ve derneklere, kiliselere açıkça cephe almıştır. Milli şuuru zedeleyen her şeye düşman gözüyle bakılıyordu. Türk dilini koruma konusunda da iktidarla uyumlu idi.

İktidarın köye, köylüye verdiği önemin aynısını MTTB de veriyordu. Belki mensuplarının köy kökenli olmasının bunda etkisi vardır, fakat bu köye yöneliş genelde iktidarın etkisi ve siyaseti doğrultusunda olmuştur.

Komünizm düşmanlığı birinci vasfıydı. 1930'lu yıllarda Moskova'da eğitim görüp gelen gençlik, İslâm'a ve İslâmî değerlere saldırıyor, insanları dinden ve örften uzaklaştırıyordu. Bu anlayış 1980'e kadar devam etti.

Milli Türk Talebe Birliği, Turancı ve Türkçü politikaları savunan, “Yerli Malı Kullan!” ve “Vatandaş Türkçe Konuş!” kampanyaları düzenleyen bir teşkilattır.

MTTB 1936 yılında kapatıldı fakat üniversite gençliği ve ülke üzerindeki etkisi tamamen yok olmadı. Etkisini bariz bir şekilde gösteren Tan Gazetesi hadisesidir.

TAN GAZETESİ HADİSESİ

Kayhan şöyle aktarır: “O zamanlar MTTB resmen kapalıydı. Memleketimizdeki bugünkü kızılların tohumunu atan Tan - Görüşler - Yeni Dünya - Gün gazete ve dergilerinin sol propagandası gençleri infiale sürükler. Bunun üzerine milliyetçi gençler, Beyazıt meydanından yürüyüşe geçerler. Başında Ahmet Emin Yalman'ın bulunduğu Vatan gazetesine doğru ilerlerler. Buradan da Tan gazetesine giderek gazete binasını, matbaasını, makine dairesini darmadağın ederler. Böylece o zamanki solcu neşriyatın yerleri hep tahrip edilmiş, mesullerine iyi bir ders verilmiştir.” (Burhanettin Kayhan, İslâm Gençliğinin Stratejisi,159.)

 

Meydanda  “Kahrolsun komünistler!” “Vatan hainleri hâlâ mı konuşacak?” “Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!” gibi sloganlar atmışlardı. Kalabalık 20 bini bulmuş.

“Artık Galatasaray dâhil bütün Beyoğlu Caddesi muazzam bir gençlik kitlesiyle dolmuş, Taksim Cumhuriyet Meydanına doğru ilerlemektedir. Parmakkapı Lale Sineması yanında bir Rus Kitapevi olan Berrak Kitapevi hasara uğramıştır. Kafile Taksim'e geldiğine, Taksim'e bakan bütün binaların pencerelerinden gençlerin bu asil galeyanı teşvik edilircesine eller ve bayraklar sallanıyor ve birçok pencereden gençlere bayraklar atılıyordu. Büyük bir heyecan içinde söylenen İstiklâl Marşı'ndan sonra bir üniversiteli Taksim Abidesinin kenar basamağına Birlik dergisinde “Türk Başkalarıyla Müsavî Olamaz” diye bir makale yayınlanır:

“… Hitlerin binlerce kitabı yaktırması bir vahşet eseri midir? Katiyen… Hitler gibi milyonları peşinden sürükleyen bir adama kolay kolay ahmaklık isnad olunamaz. Bu büyük adamın bu hareketi niçin yaptığı bir lahza düşünülüyor mu? Bu hareket medeniyetin veya ilmin, belki de edebiyatın zararına olabilir. Fakat bu hareket Alman milli ruhunun faidesinedir.  Ve mademki her şeyden önce milli varlık vardır, o halde bu hareket faydalıdır.

Bizim için de her şeyden önce Türk varlığı vardır. Bizim ülkümüz, “En Büyük Türkiye” dir. Buna varmak için yürünmesi icap eden uzun ve çetin yolda içimizden herhangi birisini ve hatta en ehemmiyetsizini yolundan alıkoyacak, şaşırtacak veya duraklatacak her hareket, her fikir, her eser, her şahıs bizim düşmanımızdır.” (Birlik sayı1, Temmuz 1933 sh.3 (Nakleden Çağatay sh. 41))

Bu iktibas; Tek Parti döneminin uygulamalarının neye dayandığını ve nasıl işlendiğin de bir göstergesidir.

 Dış Türkler konusunda MTTB ile CHP farklılaşıyordu. İktidar, Turancılığı tarihî bir hatıra olarak görüyordu. MTTB ise tersini düşünüyor Türk birliğini savunuyordu. Türkmen, Özbek, Oğuz, Kırgız kardeşti. Kardeşliğin gereği de yapılmalıydı.

YENİ TARİH TEZİ

TC kendine yeni bir tarih tezi bulma çabasındaydı, mazisinden kaçmaya veya onu unutmaya gayret ediyordu. Bunun için Sümer, Akad, Elam kavimlerini Türk kökenli olduğu tezi ortaya atıldı. 1931 yılında şekillenen yeni tarih tezine göre beş bin yıllık bir tarihe sahip Türklerin dünyanın her yerinde Türk medeniyetinin izleri vardır. Türk Tarih Kurumu bu katkıları ortaya çıkarmak için kuruldu. Artık bilimsel temellere dayanan bu yeni tarih tezini reddetmek imkânsızdı. Böylece Türklerin; Yunanlardan, Araplardan, Farslardan daha üstün bir ırk oldukları da ispatlanmış oluyordu. Anadolu'ya yerleşme ve devletleşme de bu üstünlüğü pekiştiriyordu.

Bütün bunlar Osmanlı'nın büyük ve yüce Türk tarihi içindeki yerini hafife almak hatta yok saymak anlamına geliyordu. TC, geniş ve yaygın Türk tarihinin bir uzantısı ve devamıydı, Osmanlı ile alakası yoktu. Bu durumda Osmanlı mirasını tereddütsüz reddetmek gerekecekti.

MTTB de benzer tarih tezini savunuyordu. İlk dönemlerinde “Altın Çağ” olarak Orta Asya işaret edildi. Atilla, Cengiz, Oğuz, Mete'nin kahraman torunları olarak kendilerini takdim ettiler. Genel itibariyle Osmanlı öncesi tarih daha önemliydi.

YERLİLİK

TC'nin milli ve yerli sanayi ile yerli malı haftaları gibi söylemlerini MTTB aynen uygulamıştır. Türk olmayanlara karşı sert ve acımasız tutum MTTB'de fazlasıyla vardı. Yabancı okullara, gayr-i Müslim okul ve derneklere, kiliselere açıkça cephe almıştır. Milli şuuru zedeleyen her şeye düşman gözüyle bakılıyordu. Türk dilini koruma konusunda da iktidarla uyumlu idi.

İktidarın köye, köylüye verdiği önemin aynısını MTTB de veriyordu. Belki mensuplarının köy kökenli olmasının bunda etkisi vardır, fakat bu köye yöneliş genelde iktidarın etkisi ve siyaseti doğrultusunda olmuştur.

Komünizm düşmanlığı birinci vasfıydı. 1930'lu yıllarda Moskova'da eğitim görüp gelen gençlik, İslâm'a ve İslâmî değerlere saldırıyor, insanları dinden ve örften uzaklaştırıyordu. Bu anlayış 1980'e kadar devam etti.

Milli Türk Talebe Birliği, Turancı ve Türkçü politikaları savunan, “Yerli Malı Kullan!” ve “Vatandaş Türkçe Konuş!” kampanyaları düzenleyen bir teşkilattır.

MTTB 1936 yılında kapatıldı fakat üniversite gençliği ve ülke üzerindeki etkisi tamamen yok olmadı. Etkisini bariz bir şekilde gösteren Tan Gazetesi hadisesidir.

TAN GAZETESİ HADİSESİ

234

Kayhan şöyle aktarır: “O zamanlar MTTB resmen kapalıydı. Memleketimizdeki bugünkü kızılların tohumunu atan Tan - Görüşler - Yeni Dünya - Gün gazete ve dergilerinin sol propagandası gençleri infiale sürükler. Bunun üzerine milliyetçi gençler, Beyazıt meydanından yürüyüşe geçerler. Başında Ahmet Emin Yalman'ın bulunduğu Vatan gazetesine doğru ilerlerler. Buradan da Tan gazetesine giderek gazete binasını, matbaasını, makine dairesini darmadağın ederler. Böylece o zamanki solcu neşriyatın yerleri hep tahrip edilmiş, mesullerine iyi bir ders verilmiştir.” (Burhanettin Kayhan, İslâm Gençliğinin Stratejisi,159.)

452

Meydanda  “Kahrolsun komünistler!” “Vatan hainleri hâlâ mı konuşacak?” “Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!” gibi sloganlar atmışlardı. Kalabalık 20 bini bulmuş.

“Artık Galatasaray dâhil bütün Beyoğlu Caddesi muazzam bir gençlik kitlesiyle dolmuş, Taksim Cumhuriyet Meydanına doğru ilerlemektedir. Parmakkapı Lale Sineması yanında bir Rus Kitapevi olan Berrak Kitapevi hasara uğramıştır. Kafile Taksim'e geldiğine, Taksim'e bakan bütün binaların pencerelerinden gençlerin bu asil galeyanı teşvik edilircesine eller ve bayraklar sallanıyor ve birçok pencereden gençlere bayraklar atılıyordu. Büyük bir heyecan içinde söylenen İstiklâl Marşı'ndan sonra bir üniversiteli Taksim Abidesinin kenar basamağına çıkarak:

“- Bu miting hiçbir tahrikin mahsulü değildir. Eğer bir muharrik varsa o da, uzun zamandan beri Türk Birliğini bozmaya çalışan Türk şehitliğine, Türk tarihine, Türk vatanperverliğine hakaret eden ve başka devletlerin menfaatlerine hizmet eden neşriyatı yapanlardır.” demiş ve üniversite gençliğinin bu satılmış ve bozguncu ağızları her zaman susturmaya muktedir olduğunu hatırlatarak, arkadaşlarını hep bir ağızdan:  

“- Atalarımızın bize emanet ettiği bu vatanı kanımızla, canımızla müdafaa edeceğimize and içiyoruz” diyerek tekrar edilmesini istemiştir. 

Hep bir ağızdan and içen gençler aynı tezahürat içinde “Kahrolsun Komünistler!” “Yaşasın Türk Milleti!” sedalarıyla gene İstiklal Caddesinden geri dönmüşlerdi. Galatasaray'da bir müfreze jandarma atlı polisler ve yüzlerce emniyet mensubu o günlerde çıkan Komünist Yeni Dünya gazetesine de gidilip tahrip edilmemesi için tedbir almıştı.  

Fakat bu kerede polis kordonunu yaran gençler Tünel civarındaki Lâtürki ve Yeni Dünya idarehane ve matbaalarını da tahrip ediyorlardı.

Gençler Karaköy'e geldikleri zaman Tan mezecisi adındaki dükkânın camlarına “Kahrolsun Serteller, Kahrolsun Komünistler” yazdıktan sonra Eminönü ve Ankara Caddesinden Cağaloğlu'na gelirken komünist kitap basan ve satan ABC kitapevinin vitrinlerini kırarak satılmakta olan komünist eserleri yırttıktan sonra, o saatlerde çıkan Akşam Gazetesi, gençliğin bu asil davranışını kötüleyen ve küçümseyen bir ifade ile verdiği için gençlerden büyük bir kısmı köşe içinde bulunan Akşam Gazetesinin matbaasına gidip aleyhte tezahürat yapmışlardı. Akşam gazetesi mesulleri “yanlışlık oldu, özür dileriz” diye gençleri teskin ettikten sonra aynı günün ikinci baskısında bu hareketin asaletini teslim ediyordu. Akşam'dan ayrılan gençler ise Büyük Doğu idarehanesi önüne gelip Necip Fazıl'ın lehinde tezahürat yapmışlardı.

Cağaloğlu'na geldikten sonra ise komünistlere verdikleri yerinde ve zamanındaki dersten memnun görünerek “Bizler her çeşit vatan hıyanetinin daima karşısındayız” diyerek dağılıyorlardı.  (MTTB. 51. Genel Kurul Faaliyet Raporu, sh. 20)

Hadisenin bir tertip olduğu ve DP'li sağ eğilimlilerin yaptırdığı veya CHP içindeki sola karşı grup tarafından düzenlendiği söylenir. Hadiseye Süleyman Demirel ve İlhan Selçuk da katılmışlardı.

345

Temsil heyeti: soldan sağa Cemil Yurtman (Adliye), Cemal Baki (Maliye), Abdurrahman Melek (Başbakan), Kemal Alpar (Nafia, Ziraat), Faik Türkmen (Maarif,Sıhhat-Kültür)

DEVAMI YARIN...

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (1)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (2)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (3)

 

Yorum Yaz

  263123

-