23 ŞUBAT 2020 PAZAR

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (6)


100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (6)

İslamcılık veya İslam düşünce ve anlayışı; sağ-sol anlayışı ve ayırımına yüklenilen manaya göre bir yerlere oturtulur. Eğer dünyayı sağ-sol diye ikiye ayırırsanız, İslamcılığı veya İslam anlayışını hatta genel manada İslam'ı sağ/sağcılık olarak adlandırabilirsiniz.

Sol anlayışı ana merkeze koyarak dünyayı değerlendirirseniz, İslam iktisadı kapitalizm olur, sağ anlayışı merkeze koyarsanız İslam iktisadı sosyalizm olur. Buna göre tüm kavramlar bir yerlere yerleştirilir ve neticede bağımsız, kendine ait ve kendine has bir İslam devlet anlayışı, iktisat anlayışı, siyaset anlayışı, eğitim anlayışı, hukuk anlayışı da olamaz.

Bugün bu kavramlar yavaş yavaş oturmaya başlamış, İslamcılar İslam'ın kendi kavramlarıyla anlamak ve anlatmak imkânına kavuşmuşlar. Bugünden 1946'lı yıllara bakarak o zaman “İslâmî” mücadele verenleri bugünün sağcılığına hapsetmek biraz aşırı bir itham olur. Bugün de o dönemde kullanılan sağ-sol kavramını 2016 yılına taşıyarak bazı İslamcıları ‘sağcı' diye yaftalamak tarihten kopuk ve ezberci bir anlayış olmaktan öteye gitmeyen bir değerlendirme olacaktır.

Türk Talebe Birliğine gönül verenler de yeniden sahneye çıkmaya başladıklarında Türkiye'nin dünyanın yeni ahvalini göz önünde bulundurarak bir varoluş ortaya koymaya çalıştılar. Bu dönem çok istikrarlı ve net bir çizgisi olan bir dönem değildir. Çünkü 1936 yılına kadar sadakatle bağlandıkları devletin siyasetini ve yetiştirmekte olduğu insan tipini kabul etmiyorlardı. Muhalefet daha nereye evirileceği belli değildi.

Böyle bir ortamda ikinci defa “Türk Talebe Birliği” adıyla yeniden kuruldu. Buna “eskinin devamı” demek mi, yoksa eski teşkilatın adını kullanarak “yeni bir çıkış” demek mi daha uygundur, zamanla MTTB tanındıkça okuyucu bu sorunun cevabını kendisi bulacaktır.

YENİDEN KURULUŞ

MTTB, yıllık faaliyet raporunda şöyle nakledilir; “Hatay mitinginden bu yana çok zaman geçti. Rektörlüğün himaye ve direktifleri ile çalışan İ.Ü.T.B'nin o günlerde pek önemli bir fonksiyonu yoktu. Ayrıca başkanlığa tayinli getirtilen Talebe Birliği başkanı yanında, seçimle gelen II. Başkanın, teşkilat üzerine hiç denecek kadar az bir etkisi görülebiliyordu. Adeta rektörlüğe bağlı bir büro durumundaydı. Hâlbuki milliyetçi ve muhafazakar üniversite öğrencileri, bir büro statükosu ve baskısı içinde çalışacak durumda değildiler. Çünkü devrimci ve anarşist tipler, tek parti hakimiyetinin bütün insani hareketler ve görüşlere karşı olmasına rağmen yalnız sol fikirlere aralık bıraktığı kapıyı bütün bütüne açarak milletin kaderiyle oynuyor, geleceğini karanlık çıkmazlara sokmaya çalışıyorlardı.

Bir kısım talebeler, müstakil bir talebe birliği kurmayı düşünüyorlardı. Aynı düşüncede olan talebeler bir araya gelerek Birlik'i yeniden kurdular. İkinci defa “Türk Talebe Birliği” adıyla kurulan birliğin bu devredeki kurucuları:  Rehâi İSLÂM, Necip YÜCEER, Doğan CAN, Melik İSFENDİYAROĞLU ve arkadaşları idi.

İşte bu arada bir kısım talebeler, müstakil bir talebe birliği kurmayı düşünüyorlardı. Aynı düşüncede olan talebeler bir araya gelerek Birlik'i yeniden kurdular.

İkinci defa “Türk Talebe Birliği” adıyla kurulan birliğin bu devredeki kurucuları:

Rehâi İSLÂM, Necip YÜCEER, Doğan CAN, Melik İSFENDİYAROĞLU ve arkadaşları idi.

Nuruosmaniye Cad. No: 50'de faaliyete başlayan Talebe Birliği Mensupları kurulduktan bir müddet sonra Birlik'e “Milli” unvanının verilmesi için Bakanlar Kurulu'na müracaat etmişti. 15/12/1946'da karar verildi, 17/2/1947' de de Bakanlar Kurulunda tasdik edildi ve isim Milli Türk Talebe Birliği oldu.

M.T.T.B' nin ikinci kuruluşunda ilk başkan Rehâi İSLÂM oldu. Rehai Samsun'lu bir edebiyat fakültesi talebesiydi. Her şeyden önce bir Anadolu çocuğu.

İkinci genel başkan, o günlerin vatanseveri Suphi Baykam'dı. Adanalı bir tıp talebesi olan Baykam, okul sırasında dürüst ve milliyetçi bir tutumda iken sonraları politikaya atılarak birçok skandallara adı karışmış, hariciyede çalıştığı günlerde suiistimal yapanlar listesinde ismi çıkmış bir insandır. Ressam Bedri Baykam'ın babasıdır.

Suphi BAYKAM devrinde bir yıl kadar Genel Sekreterlik yaptıktan sonra Kâmuran EVLİYAOĞLU üçüncü Genel Başkan seçilmiştir.

Bu başkan 26 Aralık 1945'te seçildikten sonra kendi devrinde 29 Aralık 1951 Üniversite binasına Atatürk heykelini diktirmişti. “İnkılâpçı Gençlik” dergisi çıkarmıştı. AP kurucuları arasında yer almış sonraları amansız bir düşmanı kesilmiştir.

Hayatında birçok zikzaklar yapan EVLİYAOĞLU ihtilalden sonra AP'nin kurucularından iken kısa bir zaman sonra en büyük muarızlarından olmuştu. Bundaki zikzakların sebebini anlayabilmek için psikanalist olmak bile yetmez. Bütün bunları bir fikir ve gaye için mi, yoksa şahsi çıkarları için mi yapıyor? Bilmiyoruz. 10/4/1955'te seçilip 17/5/ 1955'de düşürüle Nejat ÇERMAN 10.04.01955-17.05.1955. hakkında bildiklerimiz pek tatmin edici değil. Fakat daha sonra, ihtilâlden sonraki yıllarda yapılan seçimlerde oldukça garip tutumlar görülmüştür. Bu arada CHP'nin İl Basın Bürosu Şefliğinde de bulunması bildiğimiz pek az bilgilerden biridir.

Daha sonra Orhan SAKARYA Genel Başkan olmuştu. M.T.T.B tarihi bakımından milli konularda, en hareketsiz geçen devre bunun devridir. Belki talebe dert ve devalarıyla uğraşılmış, ama “Küçük şeyler” adlandırıldığından zamanla çoğu unutuluyor. Halbuki M.T.T.B'nin vûcud-u hikmeti talebenin dert ve davalarına bağlıdır.

 Orhan Sakarya 1955 yılında başkan seçilir. Sola meyyaldir daha sonra CHP saflarında siyaset yapmıştır.

Daha sonra Vehbi Ünal seçiliyor. Bu dönem çok silik bir dönemdir, varlık gösterememiştir.

Genel başkanlık Vehbi ÜNAL'dan çok kısa zamanda Yaşar ÖZDEMİR'e geçmiştir.

Bu devre içinde çeşitli anlayışlarda el değiştiren M.T.T.B'nin umumî tutumu tarihi geleneğini belli belirsiz sürdürür.

MTTB bu dönemde iktidarla ne tam uyumlu ne de karşıdır. Ama 1957'den sonra iktidara muhalif, CHP'ye yakındır. İktidar da gençliğin kıymetini ve etkisini kavrayamamıştır. Sadece bazı ufak tefek düzeltmeler yapmıştır. Ezan'ın asliyle okunması, İHL'nin ve Yüksek İslâm'ın açılması vs...

CHP ile kaynaşmış; memur- subay bürokrat kesim, diğer yanda da devrimlerin getirdiği değerlere sıcak bakmayan ve dinin etkin olmasını arzu eden küçük kasaba eşrafı, esnaf ve köylülerden oluşan bir kesim mevcuttu. (M.Çağata,131)

Sol şaşkınlığını atmış örgütlenmeye ve toparlanmaya başlamıştır. 1960 İhtilâli olduğunda solun emrine amade bir MTTB vardı. 27 Mayıs İhtilâli'nin oluşmasında İnönü'nün kışkırtmasıyla gençliğin büyük etkisi olmuştur.

Bu dönemde yapılan bazı faaliyetler;

SOLCULARA KARŞI MTTB (MART 1947)

“Ankara Üniversitesinden daha sonraki yılda solcu(komünist) hocalar  ve talebeleri arasında komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla kovulan Pertev Naili Boratav, Behice Boran, Adnan Cemgil, Niyazi Berkes, Muzaffer Şerif Başoğlu, ADIMLAR, 'bir de YURT ve DÜNYA adında iki mecmua çıkarıyorlar, bununla da komünist propagandası yapıyorlardı. Sonradan Türkiye gizli Komünist Partisi mensubu olarak mahkûm olan bir talebesine ise ANT isimli bir de gazete çıkarttırıyorlardı.

Üniversite içinde bu kişilerin, dersler arasında ve ders saatleri haricinde yaptıkları propaganda gerçekten talebeler arasında bir huzursuzluk meydana getirmişti.

Bunun üzerine Ankara'da intişar etmekte olan BAYRAK gazetesinde 60 üniversite genci solculara hücum eden, hâlâ kızıl zehirlerini bu kürsüden akıtmaya devam edecekler mi? Diyen bir beyanname neşretmişler, bilhassa solcu adı verilen öğretim üyelerinden şikâyet etmişlerdi. 6 Mart 1947 tarihli “24 SAAT” isimli bir gazetede ise bu milliyetçi gençlerin beyannamelerine karşılık olsun diye solcu hocaların talebelerinden 48 genç (Haşan A li'nin oğlu Can Yücel de dahil) solcu hocaları müdafaa eden bir beyanname neşretmişler, dolayısıyla BAYRAK gazetesindeki milliyetçi gençlere cevap vermişlerdi. İşte aynı gün, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi konferans salonunda solcu profesör Pertev Naili Boratav'ın bir konferans vereceği haber alınmış, bütün gençler bu salonda toplanmışlardı. Boratav konferansına gelmemişti bunun üzerine salonu dolduran 2000'e yakın genç yer yer yüksek sesle münakaşa etmiş, hatta kürsüye çıkarak:

“Rektörden rica edelim, konferanslarda bu kürsüden mukaddesatımız aleyhinde bulunmalara mâni olmalıdır.”

“Üniversiteden solcu profesör ve doçentler kovulmalıdır.” (Darendelioğlu, sh, 180)

Ulus meydanında yollardan ve meydana yakın bayilerden aldıkları Sabahattin Ali ve Aziz NESİN'in çıkardığı Markopaşa Gazetesi ile solcu hocaların müdafaasını yapan beyannameyi neşreden “24 Saat” gibi gazeteler meydanda gençler tarafından yırtılmış ve yakılmış “Kahrolsun Solcular”, “Kahrolsun Komünistler” diye bağırmışlardır. İçlerinden bir genç:

“-Muhterem arkadaşlarım, solculara bugünlük bu kadarcık ders yeter. Emniyet teşkilatımızı daha müşkül duruma sokmamak kanunlara hürmetkar olduğumuzu bir kere daha ifade etmek için, bu andan itibaren sessizce mitingimize son verelim. İcap ederse, bizlere yine vazifeler düşerse gene buradayız, gene birliğiz, gene azimliyiz.” demiştir.

Gençliğin solculara karşı bu kararlı ve azimli hareketi karşısında, İstanbul Milli Türk Talebe Birliği Genel Merkezi,  Ankaralı gençlere şu telgrafı çekmişti:

“Aziz kardeşlerimiz! Doğru düşünüşünüzün ve ulvi heyecanınızın tezahürü olan asil hareketinizi derin bir takdir hissi ile karşılıyoruz.

Aynı coşkun hislerle dolu olan kalbimizin sizlerle beraber olduğunu ifade etmekle büyük bir haz duyuyoruz.

[1] Suphi Baykam (d. 1924, Adana - (ö. 21 Haziran 1996), XI. Dönem Adana, 1.(XII) ve 2.(XIII) Dönem İstanbul milletvekili ve ressam Bedri Baykam'ın babasıdır.

1953 yılında İsmet İnönü tarafından onaylanan Gençlik Kolları yönetmeliği ile Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilk Gençlik Kolları Başkanı olmuştur. 1957 yılında CHP Adana milletvekili olarak meclise giren Baykam, hızla İsmet İnönü'nün en güvendiği genç vekillerden biri haline geldi. DP iktidarının 3. ve en son döneminde, 1960 darbesine giden yıllarda İnönü ile beraber yurdu defalarca gezdi ve büyük muhalefet hareketlerine öncülük yaptı. 1960'ın en sıcak günlerinde Ankara ve İstanbul öğrencilerinin sokağa dökülmesine Orhan Birgit ile beraber önayak oldu. Menderes Hükümetinin en büyük hedeflerinden biriydi. DP yaptığı onca anti-demokratik yasa ve uygulamadan sonra CHP'yi kapatmak için dava açtığında (Tahkikat Komisyonu) en çok tutuklamak istenilen milletvekillerinden biriydi. 27 Mayıs darbesi sonrası oluşturulan Kurucu Meclis'te Cumhuriyet Halk Partisi Temsilciliği (6 Ocak 1961 - 25 Ekim 1961) yaptı. Ardından 1961 ve 1965 seçimlerinde CHP'den İstanbul milletvekili seçildi. Başta "yurt çapında etki yapan " Ortanın Solu" hareketinin ülkede en çok olayı gündeme taşıyan isimdi.

Toprak Reformu, daha önce Aksoy'la beraber gündeme taşıdığı "Petrol Yasası" hep sorumluluk aldığı etkenlerdi. Aynı zamanda çok koyu bir fanatik futbol seyircisi ve Fenerbahçe taraftarı olarak yaşadı.

 DEVAMI YARIN...

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (1)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (2)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (3)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (4)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (5)

Yorum Yaz

  707099

-