29 EYLÜL 2020 SALI

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (9)


100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (9)

1960-1965 DÖNEMİ

DP bir muvazaa partisi olarak kurulsa da, açılan menfezden halk, partinin fevkinde DP ve idarecilerine bir misyon yükledi ve parti de bu yeni misyondan kaçamadı.

 536735

“Muvazaa partisi demek devr-i sabık oluşturmamasına dayanıyordu, lakin DP zamanla devr-i sabıka karşı sert eleştirilerde bulundu ve muvazaa niteliğini kaybetti.  DP düzenin korunmasını anti- demokratik yasaların devamını reddediyor, eski devri tasfiye edilmesini istiyordu.”  (Abidin Nesimi, Yılların İçinden 233)

D.P. iktidarı döneminde Türkiye belli bir mesafe almış, toplumsal değişimler başlamış, tek parti dönemindeki uygulamalar gevşetilmiş, halkın istekleri doğrultusunda önemli adımlar atılmıştır.

 245

Normal yoldan CHP'nin iktidara gelerek toplumu şekillendirmesinden ümidini kesmiş olan bürokratik-askeri elitler, askeri darbeyi bir kurtuluş yolu olarak görmüşlerdir. CHP ve lideri İnönü bu gelişmelerden rahatsızlık duymuş ve karşı tedbirler almaya başlamıştır. Önce Menderes hükümetini irticaı desteklemekle suçlamış, Ticani hareketini, Said-i Nursi'yi ve Necip Fazıl'ı daha çok öne çıkarmış ve bunlar üzerinden saldırıya geçmiştir.

 658

“1958 ve 1959 yıllarında irticaya yönelik olumlu ve olumsuz faaliyetler gerek hükümet tarafından gerekse toplum tarafından yürütülmüştür. Nurculara yönelik tahkikat ve tutuklamalar devam ederken, sivil toplum örgütleri de içinde mücadeleye iştirak etmiştir.” (Hürriyet Gazetesi, 4 Mayıs 1958).

Her dönem Atatürk ve devrimlerine yönelik hakaretler içeren yazılar yayımlayan Büyük Doğu dergisi, 1959 yılında da yapmış olduğu bir yayın, yine solcu ve Kemalist Türk gençliğinden daha önce gördüğü aynı şiddette tepkiye maruz kalmıştır.

Söz konusu dergide "…Tanzimat'tan beri devam eden sahte inkılaplarımız ve bu inkılapların türettiği sahte kahramanlar.." tabiri ile Atatürk'ün ve onun yaptığı devrimlerin aleni bir şekilde "sahte"'likle nitelendirildiğini belirten öğrenciler, gençliğin Atatürk'e ve devrimlere bağlılığını bir kere daha göstermişlerdir. Cemiyet konuyla ilgili bir beyanname hazırlamış ve dağıtmıştır. Aynı zamanda cemiyet, Mustafa Kemal Derneği Başkanlığı,

Türk Devrim Ocakları gibi gençlik oluşumlarına birer telgraf çekerek gençlik olarak, bu neşriyatı protesto etmek için ne beklendiğini sormuş ve harekete geçilmesini istemiştir. Türkiye Milli Talebe Federasyonu yayınladığı beyanatla (Hürriyet Gazetesi, 18 Mart 1959), Ankara Üniversitesine bağlı Ziraat, Siyasal Bilgiler, Fen, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakülteleri Talebe Cemiyetleri, birlikte yayınladıkları bildiri ile dergiyi ve Atatürk'e hakaret eden Necip Fazıl Kısakürek'i protesto etmişlerdir (Hürriyet Gazetesi, 19 Mart 1959).

 353

CHP/ İnönü, aydınları, akademisyenleri, gazetecileri, askeriyeyi ve gençliği DP'ye karşı kışkırtıyor ve artık özgürlük karşıtı, totaliter ve meşruiyetini kaybetmiş bir iktidar olarak nitelendiriyordu.

Asker ile DP arasındaki gerilimin oluşmasında, DP'nin 1950'de orduda gerçekleştirdiği tasfiye etkili olmuştur. Genelkurmay Başkanının arabasının plakasının kırmızı olmaması dahi bir rahatsızlık gerekçesi olarak algılanıyordu. Fakat bu gerginliğin artmasında farklı gelişmelerin özellikle 1954'ten itibaren etkili olmaya başladığı söylenebilir. Bu dönemden itibaren ordu içerisinde darbeci oluşumların oluşmaya başladığı gözlemlenmiştir. Bu oluşumların sayılarında 1957 sonrasında artış olmuştur.  1958'de Dokuz Subay olayı cereyan etmiştir. Darbeciler cezalandırılmadığı gibi, darbecileri ihbar eden subay cezalandırılmıştır. Adnan Menderes ordunun siyasilere bağlılığına çok güveniyor ve darbe ihtimalini pek gerçekçi görmüyordu. O döneme kadar siyasete müdahil olmamış olması dolayısıyla ordunun hep tarafsız kalacağı umulmuştur. (bkz. Abdulvahhap Akıncı, Türkiye'nin Darbe Geleneği, 160, 1971, sh. 60) yanıldığı ihtilal ile ortaya çıkmış oldu.

5474

Asker ile var kabul edilen bu bunalımı aslında; CHP destekli üniversite hocaları, gazeteciler ve subayların büyük oranda abartısı neticesinde suni olarak meydana getirilen bir  “bunalım görüntüsü” olarak görmek daha uygundur. Çünkü ortada anlatıldığı kadar asker aleyhinde bir durum yoktu.

İhtilal öncesi gelişen bazı olaylar, kısaca ve bizi ilgilendiren yöneyle şöyle sıralamak mümkün;

-CHP'yi destekleyen basın basit olayları büyüterek tek yanlı bir tutum takip etti.

-CHP mecliste kavga gürültü çıkarmakla yetinmeyerek, siyasi münakaşaları sokağa taşırdı.

-İsmet İnönü ve beraberindeki heyet, gittiği yerlerde iktidar yanlısı vatandaşları tahrik edici söz ve hareketlerde bulundular. Birçok yerde yaralanmalara sebep olan çarpışmalar oldu.

-“Zalimleri yıkmak için gereken cesaret bizim ordumuzda ve gençliğimizde vardır” şeklinde sloganlarla orduyu ve gençliği yanına çekmeye çalıştı.

-İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki birkaç profesörle anlaşan CHP'liler kurdukları çeşitli kuruluşları faaliyete geçirdiler. Böylece ordu ile Üniversite gençliğini kendi saflarına çekmiş oldular.

-27 Nisan günü öğleden sonra grup halinde toplanıp ertesi gün için bir ayaklanma planı hazırladılar. Bu plana göre 28 Nisan günü İstanbul Üniversitesi bahçesinde toplanan üniversite talebeleri “Kahrolsun hükumet, Menderes istifa” sloganlarını atmaya başladılar. Polisler kalabalığı dağıtmak için göz yaşartıcı bomba kullandılar. Kısa bir dağılmadan sonra tekrar toplanan 4000 civarındaki üniversite öğrencisi hükumete karşı hakaret ifade eden sloganları söylemeye devam ettiler. Göstericileri dağıtmak isteyen polislere kalabalık tarafından taşlarla hücum edildi. Polisler geri çekilmek zorunda kalınca süngülü askerler başlarında subayları olduğu halde talebe kalabalığının üzerine doğru yürüdüler. Tam bu sırada öğrenciler var güçleriyle; “Yaşasın ordu, yaşasın Türk askeri” diye bağırmaya başladılar. Askerlerle kalabalık arasında birkaç adımlık mesafe kaldığı sırada askerler durdular. Aradan birkaç saniye geçmeden askerler ve subaylarla öğrenciler birbirlerine sarılarak kucaklaştılar. Böylece iktidara karşı üniversite gençliği ile ordu mensupları arasındaki gizli anlaşma ortaya çıkmış oldu.

-Bu gösteriler sırasında Turan Emeksiz adında bir Orman Fakültesi öğrencisinin polis kurşunu(kurşunun nereden geldiği şüpheli) ile öldüğü, bir lise öğrencisinin de kaza eseri olarak, tank altında kalarak hayatını kaybettiği sonradan anlaşıldı. Ankara'da da İstanbul'dakine benzer öğrenci gösterileri oldu. Her geçen gün yeni olaylar başgösterdi. Öğrenci olaylarını bastırmak için Ankara ve İstanbul'da sıkıyönetim ilan edildi. Buna rağmen gösterilere devam eden öğrencilerden elebaşı durumunda olanlar tutuklandı. Tutuklananlardan çoğunun CHP'li kuruluşların üyesi olduğu dikkati çekiyordu.

3W67

-22 Mayıs'ta Harp Okulu öğrencileri Ankara'da sessiz yürüyüş yaparak olaylara yeni boyut kazandırdı. İktidara karşı gelişen gizli ordu muhalefeti böylece açığa çıkmış oldu. CHP, basın, üniversite gençliği ve ordu, Demokrat Parti iktidarının karşısında açıkça ve birlikte hareket etmeye devam ettiler.

***

10 yıllık DP iktidarında anlaşıldı ki; bu halk ne kadar baskı altında tutulursa tutulsun, günü gelince üstüne düşeni yerine getirecek ve kendisini anlayan ve onunla tamı tamına aynı olmasa bile ona yakın duranı sahiplenecek.

Tek Parti döneminde tüm değer yargılarından, tarih anlayışından, örfünden, âdetinden, geleneklerinden, altı yüzyıllık hafızasından, bin beşyüz yıllık dininden koparmak isteyiş ve bunun için sarfedilen tüm çabalara rağmen bu millet ayakta kalabilmiş ve küçük bir aralamada özüne dönüşü beklenilenden daha çabuk sağlayabilmişti.

Dünyanın yeni patronları da bunu fark etmiş olmalılar ki; 27 Mayısın hazırlanmasına katkı sağladılar. 27 Mayıs ihtilali sadece bir iç müdahale değildir.  ABD'nin bunda etkisi, katkısı planlaması yok demek yenidünya ahvalini bilmemek demek olur.

CIA'nın Türkiye Masası Şefi Ruzi Nazar bu darbenin tertipçisi ve organizatörü olduğu halde daha sonra bunları inkar etmiştir.  

“1960 Mayısında öğrenci hareketleri bir hayli arttı, bunları Türkiye'nin iç politika konjonktürü ile izah etmek imkânı yoktur. Bunu dış politika ile izah etmek gerekir.” (Abidin , a. g. e. 255)

CHP'nin tutumuyla alakalı olarak Abidin Nesimi, Memduh Şevket Esendal ile görüşür, DP karşı yeni bir Sosyalist hareket oluşturulması gereği üzerinde durulur, Esendal Nesimi'yi Genel Sekreter Kasım Gülek'e gönderir, kendisi de İnönü ile bu konuyu görüşür. Nesimi, Ferit Melen ve Cemal Reşit Eyüboğlu ile görüşür, İnönü ikna edilemez ve Nesimi'ye şunları söyler, “Partinin ideolojik bir mücadeleye girmesini doğru bulmadığını, DP'nin ideolojik bir mücadeleyle değil,   dış politik konjonktür gereği geldiğini, iktidarı DP'nin almadığını kendilerinin ona verdiğini” söyler ve şunları ilave eder; “Yine dış politik konjonktürün gereği iktidarın kendilerine devredileceğini”  bildirir. (Bkz. Nesimi, a. g. e.  240-250)

CHP ve genel anlamda sol, söylem olarak militarizme, askerin etkin oluşuna,  emperyalizme, ABD müdahalesine, Türkiye'nin bağımlı oluşuna karşı olduklarına yüksek sesle haykırıyor. Bu alıntı bile tek başına değerlendirilirse CHP ve solun ne kadar kendilerini başka türlü gösterdiklerini açığa çıkarır. İnönü, “Yine dış politik konjonktürün gereği iktidarın kendilerine devredileceğini”  söylüyor. Ne yapıyor;  şartlarda DP ile mücadele edemeyeceğini ve umudunu ABD'ye bağlıyor, sonra da sol dönüp Müslümanları, milliyetçileri emperyalizme, ABD'ye uşaklıkla suçluyor. Ne âlâ, bu göz boyama bu illüzyonu elan da sürdürmek istiyor. CHP aynı CHP, sol aynı sol,  gene dış dünyadan medet bekliyorlar, Türkiye'yi AB'ye, ABD'ye, BM, şikayet ediyorlar ve bu yapılanları da özgürlük, insan hakları, gazetecilik diye de bize yutturmaya çalışıyorlar.

MTTB bu yeni ahvalde kendini daha çok sol/sosyalist ve sol içi değişik fraksiyonlarla izah eder ve o doğrultuda bir gençlik olma yolunda ilerler. Söylem ve eylemleri bu doğrultudadır. Artık solun tüm renklerini MTTB içinde görmek mümkündür. Bu altı yıllık dönem tamamen solun örgütlenme dönemidir ve bunu da 27 Mayıs ihtilaline borçludur. Aslın tüm askeri darbeler solu daha güçlendirmeye yaramıştır.

DEVAMI YARIN...

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (1)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (2)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (3)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (4)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (5)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (6)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (7)

100. YILINDA MİLLİ TÜRK TALEBE BİRLİĞİ (MTTB) (8)

Yorum Yaz

  303769

-