22 OCAK 2020 ÇARŞAMBA

11 EYLÜL ABD KADAR ÇİN İÇİN DE FIRSAT OLDU


11 EYLÜL ABD KADAR  ÇİN İÇİN DE FIRSAT OLDU

ŞANGHAY ANTLAŞMASI
Çin'in uyguladığı asimilasyon ve soykırım politikasının bir uzantısı olarak 1996'da oluşturulan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ile Doğu Türkistan halkının komşu devletlere sığınma-sının önüne geçmeyi hedefleyen Çin, bu antlaşma kapsamında Orta Asya ülkelerindeki Uygurların sınır dışı edilmelerini sağlamıştır. ŞİÖ aracılığıyla Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan gibi ülkelerdeki Uygur diasporasının Doğu Türkistan konusundaki faaliyetlerini kuşatma altına aldığı bilinirken 5 Temmuz 2009 olayları sonrası ŞİÖ, yapılan ortak açıklamayla ‘yaşananları Çin'in içişleri olarak gördüğünü ve hükümetin yaklaşımını onayladığını' deklare etmiştir.
Kendi topraklarında hiçbir güvencesi kalmayan halk, çoğu zaman yasadışı yollarla ülkeyi terk ederken, Çin devleti bu kişileri terörist olarak tanımlamakta ve gittikleri yerlerde sınırdışı edilmelerini sağlamaktadır. Çin'e dönmeye mecbur olan bu kişiler sorgusuz sualsiz idam edilirken kimi Uygurların gittikleri ülkenin vatandaşlığına geçmeleri bile onların güvenliğini sağlamamakta, bu kişiler Çin topraklarına girdikleri andan itibaren tutuklanma ve öldürülme tehdidi altında bulunmaktadır. Avrupa'daki Doğu Türkistanlı aktivistlerin komşu ülkelere sığınanlardan biraz daha şanslı olduğu söylenebilir. Bu şekilde Avrupa ülkelerine göç etmek zorunda kalan Doğu Türkistanlı aktivistler bağımsızlık faaliyetlerinin yurtdışı ayağını oluşturmuştur. Bu yönde ilk adım 1949'da kaçmak zorunda kalan Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin tarafından atılmıştır. 1949 öncesi Milliyetçi Çin Partisi'nin kongresinde milletvekili olarak yeralan bu aydınlar Doğu Türkistan yerel hükümetinde çeşitli görevlerde bulunmuşlardır.
Sürgünde kendi hükümetlerini ilan eden Uygurlar 2004'te Almanya'da diasporadaki tüm Uygur teşkilatlarını tek bir çatı altında toplamış ve böylece Dünya Uygur Kurultayı (WUC) kurulmuştur. Doğu Türkistanlı kadın aktivist Rabia Kadir 2006 yılından beyi kurultayın başkanlığı yürütmektedir.
11 EYLÜL'ÜN ARDINDAN
11 Eylüle kadar ‘ayrılıkçılar' ya da ‘aşırılıkçılar' olarak nitelenen Uygur Türkleri, 11 Eylül'den sonra ‘terörist' olarak nitelenmiştir. Amerika'nın ‘uluslararası terörle mücadele' kampanyasına katılan Çin, böylelikle bölgedeki ayaklanmaları artık dünya adına bölgenin terörizmden korunmasına yönelik çalışmalar olarak yürütmüştür. Özellikle 2002'de yayımlanan ‘Beyaz Kitap' ile Uygurlar terörizmle yaftalanırken tarihî süreç reddedilmiş ve bölgede Müslüman tarihçiler, eski sömürgeciler olarak tanımlanmıştır. 11 Eylül sonrası bulduğu fırsatı iyi değerlendiren Çin, kendini haklı çıkaracak propaganda söylemleri ve materyalleri hazırlayarak dağıtmış, Uygurlara karşı yürüttüğü soykırımı ‘terörle mücadele' olarak yansıtmaya ve 1990'lardan itibaren dünyadan aldığı tepkiler karşısında kendini aklamaya çalışmıştır. Bu çabalarının neticesinde 2002'de Doğu Türkistan İslami Hareketi BM'nin terörist listesine alınmıştır. Bazı Uygur Türklerinin Guantanamo'da radikal İslamcı terörist olarak tutuklanmış olmaları da Çin'e asimilasyon ve soykırımın devamında istediği zemini hazırlamıştır.
5 TEMMUZ'DA YAŞANANLAR
26 Haziran 2009 tarihinde Çin'in Guangdong eyaletinin Shaoguan şehrindeki Hurui oyuncak fabrikasında 5 binden fazla Çinli işçinin Uygurlu işçilere yönelik saldırısının sonucunda meydana gelen kargaşa ve 60'ın üzerinde Uygur'un hayatını kaybetmesi uzun yıllardır Çin'in uyguladığı etnik ayrımcılık politikasının bir sonucu olarak meydana gelmiştir. Her dönem ve her koşulda Uygur halkını ortadan kaldırmak için fırsat arayan Çin hükümeti, yaşananlar hakkında hükü-metin bir açıklama yapmasını isteyen ve 5 Temmuz günü durumlarını bir yürüyüşle ortaya koyan halka karşı bu yürüyüşü bir fırsat bilerek halkın gösteri hakkını bir katliama dönüştürmüştür. Katliamdan sonra Uygurlulara cenazeleri için merasim düzenleme hakkı dahi tanımayan Çin Hükümeti bu yaşananları dünyaya bölücülerin, devlet güvenliğini hedef alanların bir saldırısı olarak göstermeye çalışılırken 2 binin üzerindeki ölü sayısı çok uzun süre 146 olarak gösterilmiş, yaralanan Çinlilerin görüntüleri kullanılmış, kısacası dünya yanıltılmaya çalışılmıştır.
Olaylarının bastırılması sırasında Komünist Parti yetkilisi Genel Vali Wang Leguen'in polise; “Kafasını kaldıran Uygur Türkünü vurun!” emrini verdiği belirtilirken olaylardan sonra tarihî Kaşgar şehrinin yıkımına başlanılmış Cengiz Han'dan sonra şehir ikinci kez yıkılmıştır. The New York Times'ın haberine göre 900 aile evlerinin yıkılmasında dolayı göçe zorlanmıştır.
5 Temmuz olayları sırasında rastgele açılan ateş çok sayıda insanın ölmesine neden olurken ölülerin daha sonra çöp kamyonları ile toplandığı, yakılarak çöpler arasına karıştırıldığı belirtilmiştir. Düzenlenen gece baskınlarında ise çok sayıda tutuklama gerçekleşirken o gece götürülenlerden kimse evine dönememiş, çoğunun ölüsüne bile ulaşılamamıştır. İşkenceler sonucu bir gecede 830 kişinin öldürüldüğü tahmin edilmektedir.

Yorum Yaz

  458275

-