31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

14 MAYIS 1950 TARİHİMİZDE BİR MİLATTIR

Hüseyin Yağmur

Bundan 68 yıl önce Türkiye modern anlamda yapılan ilk çok partili ve serbest seçimle, dört yıl önce kurulan Demokrat Parti'yi iktidara getirmişti.

7 Ocak 1946'da Demokrat Parti'nin kurulmasından hemen sonra 23 yıllık CHP, 21 Temmuz 1946'da bir baskın seçim tertip ederek bir oldu  bitti planlamıştı. Ancak halktan o kadar çok korkuyorlardı ki bu seçimi 'Açık oy gizli sayım' şeklinde yaptırarak tarihe geçmişlerdi.

Vatandaşın jandarma kontrolünde kullandığı oylar, CHP'li sandık görevlileri tarafından sayılmış ve Demokrat Parti'ye kazandığı oy oranı kadar değil, dönemin CHP iktidarının uygun gördüğü kadar bir milletvekili verilmişti.

Bu skandal seçimin ardından halk Demokrat Parti'yi yakından tanımış, CHP'ye olan öfkesi ise biraz daha katmerlenmişti.

CHP, oylar Demokrat Parti'ye gitmesin diye din istismarına başlamış, Atatürk'ün devrim kanunlarıyla kapattığı türbeleri, bir kanun değişikliği ile tekrar açtırmıştı.

İşte bu sosyal ve siyasi vesayetle 14 Mayıs 1950 günü seçim yapılmış, yapılan bu seçimde oyların % 53'ünü alan Demokrat Parti, 27 yıllık tek parti iktidarına son vererek iktidara gelmişti.

14 Mayıs 1950 günü tarihimizde bir milattır; toplumun inancına, ezanına, kıyafetine, gündelik hayatına tebelleş olan bir devletten can havliyle demokrasiye, sınırlı devlete, hizmet devletine kaçışın tarihidir 14 Mayıs. Hatta daha ilerisi de söylenebilir; 14 Mayıs toplumun devlet üzerindeki sahiplik iddiasıdır. Yönetimin aslında kendi uhdesinde olduğunu anlamış bir halk, devlet seçkinlerine sessizce başkaldırmıştır. Adeta devlete, devlet ideolojisine ve devlet büyüklerine mutlak itaat içinde tapınması istenen halkın, devleti kendi hizmetine koşma iradesinin, isteğinin bir tezahürüdür 14 Mayıs.

Gazeteci Bedii Faik bir muhabir olarak izlediği 14 Mayıs seçimlerini hatıralarında şu çarpıcı örnekle anlatır: (...) Benim Topkapı'da gördüğüm sahne, gerçekten ibret vericiydi :Bir ayağı sakat ama yağız mı yağız bir genç, yatalak anasını sırtına vurmuş ve seçim sandığı görevlilerinin karşısına dikilerek, önce anasının oy vermesine izin istiyordu.

Görevlilerin birkaç dakikalık bir istişareden sonra razı olması üzerine de, yırtık perdeli seçim hücresine anasını sokup çıkardıktan sonra, bu defa onu kollarında taşıyarak yan binanın duvarına dayayıp oturtmuş ve görevlilere tekrar seslenmişti: 'Bana sıra ne zaman gelirse buradayım ağabeyler!..'

Delikanlının yanına gidip hemen sormuştum: 'Nerelisin arkadaş ?'

'Yozgatlıyım abi' dedikten sonra duvara dayadığı anasının yanına çökerken, 'Bu benim anam' demişti, 'Dayandı aslanlar gibi bu güne kadar. Ne yazık ki babam geçen haftaya kadar dayanabildi. O da olsaydı şimdi burada üçtük!'

Nereye oy verecekleri öylesine belli idi ki, zaten soramazdım, ama kanun cevaz verseydi de sormaya gerek yoktu, cevap gözlerinden ışık olmuş akıyor, boynundan ter olmuş süzülüyordu.

Matbaaya dönerken bindiğim taksinin şoförü gazeteci olduğumu fark edince adeta bağırmıştı: 'Hiç dolaşma abi, git gazetene Demokratlar kazandı diye yaz, rahatına bak!'

Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi halk tarafından büyük bir coşku ile karşılanırken bürokratik oligarşi ve onun siyasetteki uzantısı CHP tarafından büyük bir şok ile karşılanmıştı.

Bu şoktan kaynaklanan dirençten dolayı 1950-1960 arası Demokrat Parti ile bürokratik oligarşi arasında adeta bir müsademe şeklinde geçmişti.

Türkiye bu tarihten itibaren ekonomik, sosyal, siyasi vb. birçok alanda tam bir kabuk değiştirmiş, kapalı Kuzey Kore rejimi bitmiş onun yerine çağdaş bir ülkenin emekleme hamleleri başlamıştı.

O güne kadar yaşanan Kuzey Kore tipi rejimi çok içselleştirmiş CHP'liler, sonradan dünyaya açılan Demokrat Parti dönemini ABD'lileşmekle suçlayarak bir nevi tatmin ve öç alma yolunu seçtiler.Ancak halk olanları dikkatlice takip ediyor ve gereğini yapıyordu. Nitekim 1954 ve 1957 seçimlerinde Demokrat Parti yeniden iktidara geldi.

Türkiye'de çok partili dönem içerisinde hiç bir parti DP'nin 1954 yılında ulaştığı başarıya ulaşamamıştı. '54 seçimlerinde halkın % 56'sı DP'ye oy vererek parlamentoya giden her 100 milletvekilinden 93'ünün DP'li olmasını sağlamıştı.'

Müteakiben yapılan ara seçimler de DP'nin, bir başka ifadeyle halkın zaferiyle sonuçlanmış, 600 belediyeden 560 tanesini DP kazanmıştı.

Yıllardan beri değişmeyen sosyal ve ekonomik geriliğin içinde bulunan halk kitleleri DP'yi iktidara taşımıştı. DP hareketinin başarısındaki tarihi etkenlerden biri de temeldeki bozukluğun dolaylı bir sonucu olarak halkın kendisine fayda vermeyen Batılılaşmaya karşı da bir tepkisiydi. 'DP, çevrenin kültürü olan İslamiyet ile barışık bir politika izleyerek köy, kasaba ve kırsal nüfusla irtibat kurmuş, İslamiyet'i ve kırsal değerleri yeniden yasallaştırmıştır.'

Laiklik uygulamasını dinin baskı altına alınması şeklinde uygulayan CHP'nin aksine 'DP, her türlü devlet baskısından bezmiş halk kitlelerine sosyal süreci etkileme umudunun olduğunu göstermişti.' 'Artık köylü, işçi, esnaf ve tüccar gibi sivil kesime mensup kitleler, siyaset ve yönetim dışında tutulmuş olmalarının acısını çıkarmak, ülke iktidarından pay almak istiyorlardı.'

Bir sosyolojik analize göre 'DP yeniçeri, esnaf, ulema birliğinden; Doğucu, İslamcı, halk kesimine doğru iktidarın el değiştirme aracı olarak fonksiyon İcra etmişti.'

Prof. Dr. Şerif Mardin de benzeri bir sosyal çözümleme yapar: 'DP iktidarıyla birlikte merkez, bürokratik çekirdekten demokratik halk kitlelerine doğru kaymıştı.' Artık sıradan insanlar da ülkede söz sahibi konumundaydı. Gerçek anlamda çok partili hayat, ülkede 1950'den sonra başlamıştı. İlk defa halkın hür iradesi siyaset katına taşınıyor, 'halkın rızasına dayalı bir siyasi iktidar ortaya çıkıyordu.'

Nitekim bir DP'li siyasetçi bu yeni siyasi gelişmeyi 'halk kitlelerinin talebine uymak bir avuç aydının gürültüsüne aldırış etmemek' şeklinde özetliyordu. Gerçekten de 1950 seçimlerinden sonra yapılan her seçim halkın beklediği beyaz atlı kurtarıcıya kavuştuğu olgusunu doğrulayacak şekilde sonuçlanmıştı. Yapılan her seçim sonucu ülkedeki halk iktidarını derinleştiriyor, bürokratik derinliği ise azaltıyordu.

Yeni İktidar ve Yeni Dönem, olaya demokrasi ve halk merkezli bakıldığında bir kazanım, bürokrasi açısından bakıldığında ise tam bir paniksel atılım sebebiydi. DP'nin halk nezdindeki itibarı zaman içerisinde katı bürokratik yapıyı da çözmeye başlamış, '1957 seçimlerinde emekli Hava, Kara, Deniz Kuvvetleri komutanları Demokrat Parti listesinden milletvekili adayı olmuşlardı.

Seçimle tekrar iktidara gelemeyeceğini anlayan odaklar 'Ben oynamıyorum' diyen şımarık çocuğun psikolojisi içinde darbe saatini kurmuşlar ve işletmişlerdi. Darbe saatinin tik-taklarını bir türlü duymak istemeyen Demokrat Parti iktidarı,27 Mayıs 1960 günü bir askeri darbeyle devrildi. Halk bir defa daha kaybetmiş, hile ve oyunbozanlık yapmak pahasına da olsa oyunu kazanan yine bürokratik oligarşi olmuştu.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  048637

-