21 KASIM 2019 PERŞEMBE

Ahmet Doğan İlbey

19 MAYIS KEMALİST CUMHURİYETİN İDEOLOJİK TÖRENİ MİDİR?

Ahmet Doğan İlbey

Erbabının bildiği bir mevzu bu… M. Kemal, 1927 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Kurultayı'nda okuduğu, hissîlik ve tarafgirlik taşıyan "Nutuk"da "19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'a gittim" cümlesiyle bu tarihin aslî hedef ve muhtevasını kendi hedefine uygun şekilde değiştirir.

Bu mesajla 19 Mayıs ideolojik hâle dönüştürüldükten sonra 1938'de "resmî bayram" kabul edilir. Nutuk okunmadan önce 19 Mayıs'ın "bayram" ilân edilmesini akıl edemeyen (!) cumhuriyetçiler, Samsunluların 1926'da 19 Mayıs'ı 'Gâzi Günü' ilân etmesiyle "kutlamayı" Ankara ve diğer şehirlere taşırlar. 1928 yılında birkaç şehirde "Gâzi Günü" ilân edilir, “Gâzievi” açılır, fener alayları düzenlenir, belediyelerde "Gâzi"ye ve milleti sindiren "devrimci cumhuriyete” Batılı tarzda "Şükran Baloları" tertip edilir. ( Prof. Dr. Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti'nde Tek-Parti Yönetimi'nin Kurulması, 1923-1931)

Maarif Vekili Mustafa Necati Bey ve Selim Sırrı Tarcan'ın teklifiyle, başlangıcı İttihat döneminden gelen "Terbiye-i Bedeniye Şenlikleri" ve "İdman Bayramı" adını alan törenler "Gâzi Günü" nün muhtevasına dâhil edilerek kutlanmaya başlar. Müslüman mâziyle irtibatını kesmiş olan Atatürkçü Cumhuriyetin "yaratmağa" çalıştığı İslâmsız "yeni Türk ulusu" adına Ankara'daki törende Orta Muallim Mektebi öğrencilerinden oluşan "gürbüz kız ve erkekler bedensel marifetlerini" sergilerler ve kendilerini izleyen M. Kemal'in lâ-dinilik taşıyan "muasır Türk gençliği" iltifatlarına mahzar olurlar.

“Samsun'da doğan güneş” diyerek yüceltilen 19 Mayıs, belgelerle sabittir ki Sultan Vahdettin'in izninden ayrı bir “millî hareket” olmadığı aşikârdır. Doğu'daki orduların müfettişi olarak ve Samsun havalisindeki asayişin temini ile benzeri vazifelerin yerine getirilmesi için bir hayli subay, hizmetli, iaşe ve altın yolluklarla yola çıkarılan M. Kemal'in 19 Mayıs'ta yola çıkma sebebi kendi ifadesiyle “Vatan-ı İslâmiyye" nin ve hilafetin kurtarılması ile yine kendi ifadesiyle  “Bölgedeki asayişi temin etmek ve din- mübin-i İslâm üzere” milleti Millî Mücadeleyi hazırlamaktı. Bu sebeptendir ki 19 Mayıs laikçi Cumhuriyet için yola çıkışın târihi değil, vatan-ı İslâmiye'nin kurtarılması için çıkılan târihtir. (D. Mehmet Doğan, Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş, s.122-128-271)

19 Mayıs törenlerine “bayram” denilemez                                   19 Mayıs bayram değil, Kemalizm'in bir nev'i âyini… Kemalist oligarşinin ikonlaştırılmış töreni ve din ü millet değerlerini “redd-i miras” eden Kemalist Cumhuriyetine adanmış gençlik gösterisidir. Millî anâneye aykırı bu törenlere “bayram” demekten hep hicap ettim. Bu hakikati, memur zihniyetli inkılâp tarihçisi akademisyen ve aydınlar dile getirmeye muktedir değildir. Hiçbir ilmî haysiyet ve şahsiyetleri olmayan bu taifenin vazifesi "yalan söyleyen" inkılâp târihi üzerinden resmî ideoloji Atatürkçülüğe "katkıda" bulunmaktır.
Kemalistler cehaletlerinden ve idraklerinin İslâm medeniyet değerlerine kapalı olmasından dolayı bu törenlere “millî bayram” diyorlar. Millî kavramı milletten, millet kavramı İslâm'dan neşet eder. Dolayısıyla İslâmî anâne, usul ve değerleri taşıyan hususi günler ancak bayram sayılabilir. Bayram İslâmî bir kelimedir. Âyetlerde emredildiği şekilde Ramazan ve Kurban Bayramları'na bayram denir ve ancak Müslüman milletçe kutlanabilir.  Millî (İslâmî mânasına gelmektedir) bakımdan hususî değeri olan ve milletçe kutlanan günlerdir. Bayramlarda bayram namazı kılınır, bayramın mânasınca büyükler, eş-dost ve mezarlıklar ziyaret edilir, insanların gönülleri alınır, yoksullara yardım ve pay dağıtılır. Türkiye'de dinî bayramların yanında, “din-i İslâm” ve “Vatan-ı İslâmiyye” üzere yapıldığı için İstiklâl Harbi ancak bayram olarak ilân edilebilir.

Sonradan icat edilen 19 Mayıs törenlerinin bu mâna ve maksatla uzaktan yakından bir alâkası yok. Millî (millîlik İslâm'dan gelir) anâne ve ruhumuzla hiçbir uygunluğu olmayan 19 Mayıs Atatürkçülük gösterileri Müslüman Türk milletine mânevî bir zulüm olmasının yanında gibi Millî Mücadele ruhuna da hitap etmez.

19 Mayıs törenleri Millî Mücadelenin ruhuna uygun değil   

19 Mayıs gibi 23 Nisan Töreni'ni de çoğu insan, İstiklâl Savaşı'nda din-i mübin ve vatan-ı İslâmiyye için cihada çıkan “Hakk'a tapan millet”in “Millî Hâkimiyet Bayramı” zanneder. Oysa bu durum bir yıl sürmüş. Sonra, Atatürkçü öğretmen ve öğrencilerin “23 Nisan sevinç doğuyor içime” diye şiircikler yazdığı bu törenin asrî/modern kıyafetli kız öğrenciler gösterisine dönüştürüldüğü mâlûm.

“Bayram” sıfatına sahip olmayan,  Stalinist ve Hitlervâri totaliter rejimlerin törenlerinden kopya edilen ve Avrupaî kadın modelini telkin eden 29 Ekim Cumhuriyet ve 19 Mayıs Törenleri, Millî Mücadele'nin ruhuna aykırı “inkılâpçı Cumhuriyetin” varlığını dayatan ideolojik törenlerdir. Dekolteli kızlar ve “bayanlar” vücuda getirmenin resmî provasıdır. Özellikle 19 Mayıs Töreni'nde dizden yukarı etekleri, teni gösteren, kol ve omuzları açık kıyafetleriyle kız öğrencilerin gösterileri Batı'nın paganist karnavallarına dönüştürüldü.

19 Mayıs gösterileri iffet duygularını kırıyor

Türkiye'de dekolte kadının ve kıyafetin resmî devlet törenleriyle “toplumsallaşmaya” dönüşme tarihçesine bakıldığında karşımıza 29 Ekim Cumhuriyet ve 19 Mayıs Gençlik Törenleri çıkar. İlk yıllardan sonra bu iki resmî törene 23 Nisan Töreni de eklenir. Şekil olarak Batı'dan ithal edilen bu resmî törenler toplumu modernleştirmek için yapılan Kemalist Cumhuriyetin İslâm'a mugayir bir projesidir.

Törenlerde kız öğrencilerin asrî/modern kıyafetler içinde “çağdaş” Avrupa'dan kopya edilen çeşitli dans ve jimnastik hareketleriyle utanma ve iffet duygularının kırılıyor. Böylelikle sözde “çağdaşlaşmış yeni Türk kadınının” ruhunda İslâm'a ait iffet ve hayâ duygusunun kalmaması sağlanıyor.

Bu çağdaş (!) törenlerin gayesi dekolte kızlar ve modern gençlik hazırlamaktır. Bu yolda mesafe alındığı, “kamusal alanda”,  özel lise ve üniversitelerde dekolte öğrencilerin çoğalmasından anlaşılıyor. Özellikle 19 Mayıs Törenleri, Müslümanca giyinen kız öğrenci tipine karşı modern öğrenci tipinin öne çıkarıldığı gösterilerdir.  

19 Mayıs “Millî Mücadele'ye Hamle Bayramı” adını almalı                                                                                              19 Mayıs 1919'da "Vatan-ı İslâmiyye" nin kurtuluşu için Millî Mücadele'yi başlatma niyet ve fikriyle yola çıkıldığına göre bu târihi “din-i İslâm" başlatılan bir ruhun tezahürleriyle kutlamak gerekmez mi? Bundandır ki, 19 Mayıs törenleri Kemalist Cumhuriyet zihniyetinden kurtarılarak adı "19 Mayıs Millî Mücadele'ye Hamle Günü" olarak değiştirilmelidir. O vakit görülecektir ki bu kutlamalara necip milletimiz İstiklâl Savaşı'ndaki cihat heyecanıyla yürekten katılacaktır.
Bu tarih Millî Mücadele'yi başlatma târihi olduğu içindir ki muhtevası da Müslüman Türk milletinin topyekûn katıldığı İstiklâl Savaşı'nın ruhuna uygun olmalıdır. İlk Meclis'teki gibi mebuslar, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Ordu Komutanları, İslâm âlimleri toplanmalı ve Kur'ân Kerim okutulmalı, dualar edilmelidir. Devlet erkânı zevat, “din-i mübin” üzere Meclisi açan M. Kemal'in (1920'deki anlayışıyla) yaptığı gibi, milletin gönlünde yer eden din âlimlerinin, kanaat önderlerinin de olduğu bir heyetle Hacı Bayram-ı Veli Câmii'ne giderek namaz kılınmalı ve Millî Mücadele şehitleri için mevlüt okutulmalıdır.
Sözün özü; 19 Mayıs tarihî hakikatine kavuşturulmak isteniliyorsa, 19 Mayıs'ın önünü açan Erzurum ve Sivas Kongrelerinin toplanmasında ve Heyet-i Temsiliye'nin oluşmasında birinci derecede âmil olan Kâzım Karabekir Paşa hakkıyla yâd edilerek, hizmetleri Millî Eğitim Bakanlığı, Türk Tarih Kurumu ve üniversite temsilcilerince anlatılmalıdır.

Bunun kalmamalı; Millî Mücadele'ye irşad vazifesiyle katılan İslâm şairi Mehmed Âkif, Şeyh Senusi ve Said Nursî Hazretleri gibi yüzlerce din âliminin İstiklâl Harbi'ne hizmetleri devletçe kabul edilerek mektep kitaplarına dâhil edilmeli.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: ilbeyali@hotmail.com

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  984810

-