21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Hasret Yıldırım

1952 SENESİNDEN BİR MANŞETİN HATIRLATTIKLARI

Hasret Yıldırım

Sene: 1943… Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in, kendi tabiriyle; fildişi kulesinden agoraya indiği, tam olarak belirdiği tarihtir… İçini öyle bir sosyal mücadele ruhu; sanatının muhtaç olduğu cemiyeti yoğurma heyecanı kapladı ki, artık çalışamaz oldu ve mücadelesini bir ömür; hükümetiyle, partisiyle, basınıyla, hocasıyla, gençliğiyle kendi açtığı, bütün cephelerde tek başına sürdüreceği Büyük Doğu Mecmuası'nın ilk sayısını 17 Eylül 1943 tarihinde çıkardı.

Sonraki dönemlerine bir hazırlık kademesi olan derginin bu ilk devresi, 30. sayıda "Allah'a itaat etmeyene itaat edilmez!." meâlindeki bir Hadîs-i Şerif sebebiyle, rejime itaatsizliği teşvik suçlamasından, 1944 Mayısında Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.

Bu ilk devreden sonra, 2 Kasım 1945'ten başlayarak 5 Haziran 1978'e kadar günlük, haftalık ve aylık olarak çeşitli tarih ve periyotlarda, tam 16 devre yayın hayatını sürdüren Büyük Doğu'yu; cild cild eser faaliyetinin yanı sıra, 35 sene müddetle tek başına omuzladı, büyük bir fikir ve aksiyon zemini kurdu.

Dergi yazarları kendilerine “Büyük Doğucular” derlerdi. Büyük Doğu başlangıçta, birçoğu Necip Fazıl'ın yakın arkadaşı olan ve dönemin meşhur entelektüellerini kadrosunda barındıran bir mecmuaydı. İlk dönem Büyük Doğu'larda; Sait Faik'ten Özdemir Asaf'a, Oktay Akbal'dan Salih Murad Uzdilek'e kadar pek çok isim göze çarpar. Necip Fazıl'ın önderliğinde çıkan Büyük Doğu Mecmuası; gerek tek parti döneminde, gerekse Demokrat Parti iktidarı döneminde yürüttüğü şiddetli muhalefetle iktidarın tepkisini çekmiştir. Necip Fazıl'ın sadece 1950'li yıllarda hakkında açılan davaların yarısı mâhkumiyetle neticelense, 300 yıldan fazla hapis yatması gerekecektir.

Büyük Doğu, 1940-1980 arası dönemde, İslâmcı bir düşünce ekolü olarak da göze çarpar ve dönemin İslamcılığa yakın duran pek çok düşünür, siyaset adamı ve münevverini etkilemiştir. Misal, Cemil Meriç'in “Bir yanımla Büyük Doğucuyum” demesi hafızalara kazınmıştır.

Büyük Doğu, aynı zamanda Necip Fazıl'ın kurduğu Büyük Doğu Hareketi düşünce sisteminin de adıdır. Özet olarak “İdeolocya Örgüsü” adlı eserinde açıkladığı bu düşünce sistemiyle Necip Fazıl; özgül bir tarih muhasebesi, devlet anlayışı, estetik bakış ve fikrî duruş sergiler.

Büyük Doğu'nun “Hakk'a ve Yeni Bir Dünya Görüşüne Bağlı Müslüman Türklerin Gazetesi” sloganıyla; gazete olarak çıktığı, 4 Temmuz 1952 senesinin manşeti şöyle idi: “Şeytana Tapanlar, Allaha Tapanlarla Çarpışıyor…” Bu memleketin en büyük iki düşman
zümresinin yıkmak istedikleri varlıklar; Yahudi sermayedarlar grubunun bir türlü alt edemediği ve      koyu düşmanı kesildikleri: Adnan Menderes, Türk topraklarını Moskoflara peşkeş çeken kızıl maskeli komünistlerin sevmediği insan: Samet Ağaoğlu

Ve mesaj son kısımda verilmiştir: Bu iki zümre, geniş maddî imkânlara, haricî ve dahili müzaheretlere rağmen gayelerine erişemeyeceklerdir

Sene: 2015… Bahse konu olan düşmanlardan komünistler bertaraf edilmiş, karşılarına dikilen nice yiğit mücahidlerin azmi ve Vatan sevgisi karşısında erimişlerdir. Lâkin Yahudi ve sermayederler grubu, birlik içerisinde oldukları iç düşmanlarımızla; yaptıkları ihtilaller, postmodern darbeler, farklı mahiyetlerdeki zulümler ile defalarca davamıza kılıç sallamışlardır… Her türlü olumsuz ortam karşısında yeniden toparlanıp, ilk günkü şevk ve azim ile “Haydi Bismillah” diyerek yola çıkanlar; “Yeniden Büyük Türkiye”, “Yeniden Büyük Osmanlı” hedeflerine adım adım ilerlemektedirler. Sonuçta “şeytana tapanlar” ile “Allah'a tapanlar”ın kavgası kıyamete kadar sürecekse, biz bu kavgada HAK bildiğimiz yolda; canımızla, kanımızla gayemize ulaşacağız, davanın bayrağını gerektiği yere dikeceğiz inşaallah…

Hususiyetle davanın samimi gençlerine, “davanın bayrağını gerektiği yere dikeceklere”, Üstad Necip Fazıl Kısakürek tavsiyeleriyle şöyle sesleniyor: “Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa; gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiç birini beğenmeyen, onlara “Siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanlarısınız! Gerçek Müslüman olsaydınız, bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!” diyecek ve gerçek Müslümanlığın “ne idüğü”nü ve “nasıl”ını gösterecek bir gençlik... Tek cümleyle, Allah'ın kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı sevgilisinin, âlemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak; O'ndan başka hiçbir tutanak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik...

Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsür yıldır; devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah'a hamd etme makamındayım. Genç adam!. Bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır….

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!.

Ey kahpe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!.

Allah'ın selâmı üzerine olsun!.”

buyukdogu

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  131431

-