1979 ÖNCESİNE DÖNECEĞİZ


1979 ÖNCESİNE DÖNECEĞİZ

Yeni Söz Haber Merkezi

Suudi Arabistan'ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, varisi olduğu ve sallantıdaki tahtı sağlamlaştırmaya dönük adımlar atmaya devam ediyor. Ülkeyi yöneten Suudi ailesi içinde kavganın ayyuka çıktığı bir dönemde, yaşlı babasından sonra tahta çıkmak için batının desteğini almak isteyen veliaht prens, “Suudi Arabistan radikal düşünceleri derhal yok ederek, 1979 yılı öncesinde olduğu gibi ılımlı İslam'a ve normal hayata dönecek” diyerek ilginç bir çıkış yaptı. Kimileri, veliaht prensin sözlerini laikleşme adımları olarak yorumladı. Kimileri ise tahtı sağlamlaştırma adımı. Sünni mezheplerle de sorunu olan, radikal Selefi akımların doğmasına yol açan, İngilizler kurgusu Vahhabiliğe mensup yönetim, birkaç aydır rejime kayıtsız şartsız boyun eğmeyen mütedeyyin Sünni âlim ve akademisyenleri tutuklamaya başlamıştı.

‘İRAN DEVRİMİYLE EŞ ZAMANLI YAYILDI'

Suudi Arabistan'ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'da Kamu Yatırım Fonunca düzenlenen Yatırım'ın Geleceği Girişimi Forumunda konuştu. Prens, ‘Arabistan'da kadınların araç kullanmasına izin verilmesi' gibi son dönemde yaşanan değişimin sebebi ve zamanlaması hakkındaki soruları cevapladı. Bin Selman, “Suudi Arabistan 1979 yılından önce öyle değildi. Birçok nedenden dolayı 1979 yılından sonra Suudi Arabistan'da ve tüm bölgede bir ‘uyanış projesi' yayıldı” dedi.

‘YIKICI İŞLER YAPTIK' İTİRAFI

Kurulduğu andan itibaren radikalizmin ocağı olan Vahhabiliğin 1979 sonrası yaptığı icraatları ‘yıkıcı' diye niteleyen Bin Selman, “Bunlar Suudi Arabistan'a ‘dini uyanış' projesi içinde 1979 yılının başlarında girmeye başladı. Bunlar ayrıca İran'daki devrimle eşzamanlı gerçekleşti. Biz, daha önce olduğu gibi tüm dünyaya, geleneklere, halklara ve dinlere açık olan ılımlı İslam'a dönüyoruz” ifadelerini kullandı. Yıkım için kurulan Vahhabi ideolojisinin tarihi talanını meşru göstermeye çalıştı.

ARABİSTAN, DÜNYA İLE UYUMLU HALE GELECEKMİŞ

Suudi Arabistan nüfusunun yüzde 70'inin 30 yaş altındaki gençlerden oluştuğuna dikkat çeken Bin Selman, “Bu gençler ömürlerinin 30 yılını radikal fikirlerle uğraşarak kaybetmeyecekler. Radikal fikirleri derhal yok edeceğiz. Dinimizin hoşgörüsünü, gelenek ve göreneklerimizi yansıtan normal bir hayat sürdürmek arzusundayız. Dünyayla birlikte yaşayıp ülkemizin ve dünyanın gelişmesine katkıda bulunmak istiyoruz. Ülkemizde geçen dönemde net adımlar attık. Geriye kalan radikalizmi de çok yakında yok edeceğiz” dedi, ancak bunu nasıl yapacaklarını söylemedi.

kayip-prens

DİKKAT ÇEKEN DEĞİŞİM

Veliaht Prens Muhammed'in adım adım krallık için hazırlandığı ve önündeki engellerin birer birer ortadan kaldırıldığı Suudi Arabistan'da, son dönemde üst üste alınan kararlar dikkat çekmişti. Suudi Arabistan'da 3 Ekim'de ilk kez devlete ait kültür kanalında konserler yayınlanmaya başladı. 26 Eylül'de ise Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'in imzaladığı kararname ile kadınların araç sürmesi önündeki yasak kaldırılmış, gerekli mevzuat değişikliklerinin ardından 23 Haziran 2018'den itibaren kadınların ehliyet alabileceği açıklanmıştı. Bin Salman ise hâlihazırda yasak olan sinemaların yeniden açılabileceği sinyalini de vermişti. Sık sık bir veliahtın öldürüldüğü haberlerinin geldiği ülkedeki gelişme laiklikleşme mi, Vahabibiliğin radikalizmden kurtulması mı, yoksa tahtı sağlama alma mı, bunu zaman gösterecek.

ANALİZ

VAHHABİLERİ İRAN VE AFGANİSTAN MI ETKİLEDİ?

Veliaht Prens, yaşadıkları Vahhabi radikalizmini, yaklaşık 40 yıl önce Afganistan'ın Sovyet işgali ve ardından 1979 batı destekli Humeyni'nin Şii rejimine bağlasa da, bu gerçeğin sadece bir parçası. 18. asrın sonlarında İngiliz ajanların teşvik ve desteği ile Muhammed bin Abdülvehhab'ın kurduğu ve yine İngiliz desteği ile Abdülvehhab'ın yeğeni Diriyah prensi Muhammed İbn Suud'un siyasi veçhesini üstlendiği Vahhabilik ideolojisi, radikalizmin zirvesini 18 ve 19. asırlarda yaşadı. Hz Peygamber zamanından Osmanlı'nın bölgeden çekilmek zorunda kaldığı döneme kadar, ne kadar İslam eseri varsa hepsini DAEŞ gibi yerle bir eden bu Vahhabilerdi. Natı Şeriflerin olduğu hat levhalarının üstünde tepinen, Hz Peygamber'in kabrini ziyareti putperestlik sayan, veliaht prensin dedesiydi. Müslümanlardan korkmasalardı, Hz Peygamber'in kabri şeriflerini de yıkacak olan ve son anda ellerinden kurtarılan Ravza-i Mutahharra'ya göz diken de yine onlardı. Kendilerinden başkasını Müslüman görmeyen, her şeyi bidat ve hurafeye bağlayan, İslam dünyasının her yerinde Hanefi, Maliki, Şafii ve Hambeli gençleri Vahhabileştirmek için milyar dolarlar harcayan, bu uğurda ülkemizde şu anda çok aktif bazı kişileri devşiren de kendileri idi. Gençleri radikalleştirip, batının kucağına iten, El Kaide ve DAEŞ olarak karşımıza çıkmalarını sağlayandı kendileri. Şimdi yapmaya devam ettikleri hiçbir zaman radikalleşmeyen ve teröre bulaşmayan Müslüman Kardeşleri katil Sisi ile değişen, İsrail'e satan Suudi rejimi mi bize normalleşmekten söz ediyor? Bir yandan mütedeyyin insanları tutuklayıp, diğer yandan da ‘normalleşmek'ten söz ederek mi? Bu sözleri söylerken bir yandan İsrail'le gizli ilişki kurarak, Mecid-i Haram'ın baş imamını ABD'ye gönderip İslam düşmanı Trump'a dua ettirerek mi, diğer yandan da Katar'ı işgale yeltenerek mi normalleşecek Vahhabiler? Bunun rejimi korumak, hayli yaşlı olan babasının yerine geçmek için batıya mesajdan başka amacı olmayan bu söylemleri Müslümanlar yer mi? Yoksa Vahhabi Suudi ailesi laikleşecek de haberimiz mi yok?

Yorum Yaz

  535158

-