2023 VE 2071 YENİ TÜRKİYE’NİN ‘KIZILELMA’SI

Yeni Türkiye’nin 2023 ve 2071 hedeflerini, Osmanlı’nın ‘Kızılelma’sına benzeten Kadir Mısıroğlu, 'milletimiz 1 Kasım seçimlerinde 2023 ve 2071 hedefleriyle devleti yeniden ‘Kızılelma’ vari bir anlayışa sevk eden kadrolara destek verecektir” dedi. İşte Üstad Kadir Mısıroğlu’nun Yeni Söz’e verdiği mülakat...


2023 VE 2071 YENİ TÜRKİYE’NİN ‘KIZILELMA’SI

Yeni Söz | Özel Röportaj

Üstad Kadir Mısıroğlu; hayat biçimi, kullandığı lisan, ilgilendiği konulardaki vukufiyet ve üslup ile Cumhuriyet asrı insanından oldukça farklı bir insan. ‘Son Osmanlı' olarak görülen hukukçu ve tarihçi Üstad Kadir Mısıroğlu ile Lozan'dan Montrö Anlaşması'na, Yeni Türkiye'nin 2023 ve 2071 hedeflerinden 1 Kasım seçimlerine kadar pek çok konuyu konuştuk.

Kemal ÖZER -AK Parti Hükümeti'nin 2023 Yılı ve 2071 Yılı gibi hedefler belirlemiş olmasının sizce ehemmiyeti nedir?

Kadir MISIROĞLU: Milletleri ayakta tutan ve âlemşümul bir güç hâline getiren temel sâik onların geleceğe dâir ümid, temenni, arzu ve idealleridir. Böyle bir ideali olmayan milletler boş çuval gibidir. Ayakta duramaz. Ümid, arzu ve idealler ne kadar güçlü ve realist olursa milletler de o kadar hamleli olurlar. Böyle idealleri olmayan devletler örtülü veya örtüsüz müstemleke olamaya mahkûmdurlar. Böyleleri cihan tarihinde ehemmiyetli bir rol oynayamazlar ve oynayamamışlardır.

OSMANLI'NIN KIZILELMA İDEALİ

Bu gerçeği kavramak için Osmanlı'nın "Kızıl Elma" idealini hatırlamak kâfidir. Bu ideal Osmanlı fütuhatının belli başlı bir muharrikiydi. Lâkin bir milletin cihan tarihinde âlemşümul bir rol oynamasının üç sâiki vardır. Bunlar:

a) Âlemşümul bir ideoloji

b) Kemmiyeti kadar keyfiyeti itibariyle de hatırı sayılır büyük bir nüfus

c) Stratejik bir ehemmiyeti hâiz geniş bir ülke ve

SEBEPLER ÂLEMİ

Biz cihan tarihinde süper bir güç olarak bulunduğumuz devirlerde bizde bunların üçü de mevcuddu. Lâkin Allah'ın mâsivaullaha "beka" sıfatını tecelli ettirmeyip O'nu kendi zât-ı ulûhiyetine hasretmiş olmasından dolayı bütün varlıklar fânilikle mahkûmdur. Bu sebepledir ki kâinatta aynen mevsimler gibi hayrın ve şerrin de bir galebe nöbetleşmesi vardır.

Fânilik her varlığın kemalden zevale zevalden kemale ebedî bir tebeddülünü icap ettirmiştir. Lâkin Allah-ü Azimüşşan kâinattaki her oluşu sebeplere rabtetmiş ve mükevvenatı bir "sebepler âlemi" olarak tanzim etmiş olmasından dolayı bu tebeddülat -murad-ı ilâhiden kattannazar-zâhire çıkan sebeplerle izah edilir.

Burada izahı uzun sürecek sebeplerle bizim devletimiz de gün gelmiş bu üç temel müssiri de kaybederek idealsizleşmiştir. Osmanlı'dan sonra Batı'da kaydedilen terakkiden zamanla milletimize bir "aşağılık duygusu" milletimize ârız olmuş ve bu sebeple milletimiz de devletimiz de idealsizleştirilmiştir.

Bu neticeyi hâsıl eden Batı'nın bâtıl fikirleriyle âdeta narkoz edilmiş olan milletimiz cumhuriyetle birlikte reddedilen din, dil ve tarihini nihâyet 1950 Yılı'nda demokrasiye geçişle hatırlamaya başlamış o hatırlayışla yeniden kayıplarını telâfi meyilleri uyanmıştır. Şöyle ki;

1839 Tanzimat'ın fermanıyla başlayan milletimizin Dünyâ görüşü ve ideallerinden vaz geçiş vetiresi takriben yüz sene sürerek kemale erdikten sonra Allah'ın Rahmet'inin gadabına gâlip olması sebebiyle nihayet Dünyâ şartlarının icabı olan 1950 yılında demokrasiye geçişle bir mevsim değişikliği olmuş, 1839'da başlayan ve din karşıtlarının lehine olan gelişme bu defa tersinden tekrarlanıp yaşanmaya başlanmıştır.

Hak ve bâtıl arasındaki kemal-zeval nöbetleşmesi de aynen mevsimlerin yazla kışın tekerrüründeki gibi bir ara mevsimle hakkın lehine bir gelişme mevsimi başlamıştır. Buna göre bugün yaşadıklarımız bu yeniden benliğimize dönüşün bir ara mevsimi olup henüz tamamlanmamıştır.

Yıkılış mevsiminde gelen üç dirâyetli insan Sultan Aziz, Sultan Abdülhamid ve Sultan Vahideddin'dir. Bunlar şahsî dirayetlerine rağmen zamanın İslâm'ın aleyhine gelişmesini önleyememişlerdir. Biri canından, biri tahtından biri de vatanında olmuştur.

3 DİRAYETLİ SULTANA CAN, TAHT, VATAN DİYETİ

Diğer taraftan bir mevsimin tabiî icabına aykırı olan gelişmelerde temâdi şansı olmaz. Meselâ kışa girerken sonbaharda yazdan kalan bir güne şâhid olunabilir. Fakat O'nun temâdi şansı yoktur. Nitekim tarihimize baktığımız zaman bunun müşahhas misallerini görebiliriz. Yıkılış mevsiminde gelen üç dirâyetli insan Sultan Aziz, Sultan Abdülhamid ve Sultan Vahideddin'dir.

Bunlar şahsî dirayetlerine rağmen zamanın İslâm'ın aleyhine gelişmesini önleyememişlerdir. Biri canından, biri tahtından biri de vatanında olmuştur.

Aynen bunun gibi 1950'den sonra mevsim icabına ters olarak gerçekleştirilen askerî ihtilâller de başarılı olamamış, Cemal Gürsel ve Kenan Evren gibi şahsiyetlerin faaliyetleri mevsim icabına ters düştüğünden mesâilerinden hâsıl-ı netice bir hiçten ibâret kalmıştır. Yükseliş vetiresi de sukut vetiresi gibi aynen borsadaki iniş çıkışlara benzer şekilde kırık çizgiler halindedir. 7 Haziran seçimleri İslam'ın yükseliş vetiresinde bu vetirenin icabına ters bir inişe en son misaldir.

AK Parti iktidarı ve O'nun kudretli lideri Tayyip Erdoğan 1950 sonrası benliğimize dönüş vetiresinde en keskin ve mebruk bir yükselişi ifade eder.

Buna göre AK Parti iktidarı ve O'nun kudretli lideri Tayyip Erdoğan 1950 sonrası benliğimize dönüş vetiresinde en keskin ve mebruk bir yükselişi ifade eder.

Bunun tezahürleri Lozan'da hapsedilmiş olduğumuz anormal hududlar dışına gösterilmekte olan alâkayla başlayarak bâtılın narkozundan çıkmak istikametindeki her müspet adımda tezahür etmektedir.

Bu sebepledir ki bu gün devletin Dünyadaki on büyük devletlerden biri arasına girmek hususunda bir ideal önce zihinlerinde sonra da fillerinde mâkes bulmuştur. Denilebilir ki; bu gelişme milletimizin maddî ve mânevî eski azamet ve liyâkatine kavuşmasını icap ettirecek bir ideal olarak millî irâdede hâkim bir rol oynamaya başlamıştır.

2023-2071 YENİ ‘KIZILELMA'MIZ

Bu gelişme milletimizin tarihinde ciddi bir dönüm noktasıdır. Önümüzdeki seçimlerin asıl ehemmiyeti milletin bu ideali kabullenmiş olup olmadığını bir göstergesi olarak tezâhür edecek olmasıdır. Ben inanıyorum ki; yüz senelik bir tahrifatla -kaahir ekseriyeti itibariyle- ifsad edilememiş olan milletimiz 1 Kasım seçimlerinde 2023 ve 2071 hedefleriyle devleti yeniden "Kızılelma" vâri bir anlayışa sevk eden kadrolara destek verecektir. Bunun sebebi şu ilâhi kanundur:

Ben inanıyorum ki; yüz senelik bir tahrifatla -kaahir ekseriyeti itibariyle- ifsad edilememiş olan milletimiz 1 Kasım seçimlerinde 2023 ve 2071 hedefleriyle devleti yeniden "Kızıl Elma"vari bir anlayışa sevk eden kadrolara destek verecektir.

MÜSLÜMANLARIN BAHARI GELDİ

fBir mevsim tabiî icabını tamamlamadan aksi mevsime müncer olmaz. Kış hükmünü icra etmeden yaza geçilmez.

Aynen bunun gibi 1950'den bu yana milletimizin tarihî şahsiyetine dönüş vetiresi de tamamlanıp kemale ermeden zevale dönem ihtimali yoktur. Şu anda Müslümanların baharı tamamlanmadığı cihetle sevk-i kaderle esbabın bu istikamette gerçekleşeceğine inanmak lâzımdır. Bu ise din karşıtlarının artık galebe şansının olmamasının tabiî bir neticesidir. İlâhî kader ve Allah'ın Kâinattaki hâkim ve değişmez kanunları (sünnetullah) icabı olması gereken budur.

Zira her oluşta murad-ı ilâhi asıl; mahlûkatın iradesi ise zâiddir. Sebepler Allah'ın murad- ilâhîyesine göre tecelli eder.

Burada da böyle olacak önümüzdeki seçimlerde milletimizdeki bu maddî ve mânevî gelişmeyi destekler mâhiyette tecelli edecektir. Ben bundan imanın gibi emin bulunmaktayım. Ne mutlu bu muard-ı ilahiyenin gerçekleşmesinde tecelli edecek sebeplerin âmili olmak yolunda bir hisse sahibi olanlara!

Yarın: Lozan ve Boğazlar Sözleşmesi'nin geleceği...

Yorum Yaz

  011547

-