25 MAYIS 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

22 ŞUBAT 1962 DARBE GİRİŞİMİ

Hüseyin Yağmur

‘Medeniyetler Çatışması' Teorisinin sahibi Samuel Huntington, ‘Geri kalmış ülkelerde ordunun rahminden çıkmayan iktidarlar meşruiyet görmez' tesbitiyle sosyal bir olguya parmak basar. Ülkemizde de her ne kadar demokrasi şeklen kabul görmüşse de, bu demokrasinin doğal sonucu olan ‘halk iktidarı'na bürokratik oligarşi hiç bir zaman sıcak bakmamıştır.

Bu yüzden sistemi elinde tutan ‘çelik çekirdek' ile halkın taleplerini iktidara taşımak isteyen siyasi kadrolar arasında süregelen bir iktidar çatışması ülkemiz gündeminden hiç düşmemiştir. Bu çatışmanın temelinde şüphesiz Prof. Dr. Nilüfer Göle'nin ‘Eskiler, yenileri istemezler' tesbitindeki sosyolojik sebeplerin de belirgin tesiri vardır.

1950 yılında ‘Yeter artık söz milletin!' sloganıyla iktidara gelen ve ülkede halkı, yönetim tarzının bir belirleyicisi haline getiren Demokrat Parti, uzun yıllardır yönetimi elinde bulunduran ve halkı sadece ‘güdülmesi gereken kitleler' olarak gören bürokratik oligarşinin şimşeklerini üzerine çekmiştir.

10 yıl boyunca bu iktidar mücadelesi çeşitli maskeler ve gündemler altında devam etmiş, 27 Mayıs 1960 yılında siyasi hayatımızın ilk kırılması, bir daha asla tamir edilemeyecek bir şekilde siyasi bünyeyi tahrip etmiştir.

Feroz Ahmad, ‘Modern Türkiye'nin Oluşumu' isimli eserinde 27 Mayıs'ın ardından başlayan sürecin ‘Türkiye Acaba Askeri Bir Toplum mu?' sorusunu yabancı araştırmacılara sordurduğunu vurgular.

Türk Demokrasisi, 27 Mayıs 1960'da Halk Partisi ve onun lideri İnönü'nün tahrik ve teşvikiyle bazı subayların gerçekleştirdiği darbeden sonra siyasi şirazesinden bir kez çıkmış, ondan sonra bir daha da yerine oturmamıştır.

27 Mayıs'ın hemen ardından ülkemiz çok sancılı yıllar geçirmiş, ‘Darbe' günlük hayatın adeta vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. 27 Mayıs Darbesi'nin beyin kadrosunda yer alan ancak şahsi makam beklentilerine kavuşamayan Albay Talat Aydemir, ‘Darbe Hedefine Varmadı' gerekçesiyle 22 Şubat 1962 tarihinde yeni bir darbe girişimi başlatmış, yaşanan büyük kaosun ardından darbe, güçlükle bastırılabilmiştir.

Talihin ilginç tecellisi, bu kez iktidarda Menderes değil, Menderes iktidarını darbe ile askerlere devirttiren İnönü vardır. Milli damat Metin Toker, o günleri yazarken “İşler yürümüyor feryadı' peşinen ihtilal kararı vermişlerin dilinde pelesenkti. Cunta, ülkede yaşanan bir kısmı doğal, bir kısmı uydurma olayları orduyu ihtilale götürmek için kışkırtma sebebi olarak kullanılıyordu” demekte, esasen 27 Mayıs 1960 öncesi kendisinin ve CHP'nin yaptığı faaliyetleri hatırlatmaktadır.

Dönemin Harp Okulu Komutanı olan Albay Talat Aydemir ise ‘İnönü'nün şöhreti aklından daha fazlaymış' sözleriyle devrin Başbakanına açıkça meydan okuyarak darbeye kalkışmış ancak bu darbe başarılı olmamıştır.

Orgeneral Necip Torumtay hatıralarında 22 Şubat Darbe gecesinin anlatırken, ‘Darbeye kalkışmış Harp Okulu subaylarıyla çatışmak üzere kendi aramızda helalleşmiştik' sözleriyle olayın hangi vahim boyutlara geldiğini ifade etmektedir.

Darbeciler, istedikleri hedeflere varamayınca, Başbakan İsmet İnönü'den affedileceklerine dair yazılı bir taahhüt alarak Darbe girişiminden vazgeçmişlerdir.

22 Şubat 1962 Darbe Girişimi bilinmeyen yönleriyle araştırılmaya ve kamuoyuna sunulmaya muhtaç önemli bir konudur.

22 Şubatta başarılı olamayan Albay Talat Aydemir, 21 Mayıs gecesi bir kez daha Darbe yapmaya kalkışmış, ancak bu kez de başarılı olamamış ve gözaltına alınarak idam edilmiştir.

Darbelerin ve darbe girişimlerinin bir ülkedeki siyasi ve sosyal bünyede olduğu kadar Silahlı Kuvvetler bünyesinde ne kadar kalıcı yaralar açtığını, bir çok darbede aktif rol almış Kurmay Yarbay Talat Turhan'ın hatıralarında zikrettiği şu anektodda görmek mümkündür:

“22 Şubat Darbe gecesi ben Milli Savunma Bakanlığındaydım. Taşradaki komutanlar sadece bana ulaşabiliyorlardı. Taşra'ya Ankara'da kimin hakim olduğu konusunda ikircikli haberler gidiyordu. Bir Tümen komutanı iki tane bağlılık mesajı imzalayıp emir subayına bırakmış ve yatmıştı. Emir subayı komutan adına gelişmeleri izleyecek, Darbeciler kazanırsa darbecilere, Darbe bastırılırsa mevcut hiyerarşiye bağlılık mesajı yollayacaktı. Bir tür darbe totoydu bu...”

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  157387

-