15 AĞUSTOS 2020 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

27 MAYIS 1960 DARBESİ’Nİ KİM, NEDEN YAPTI?

Hüseyin Yağmur

SAKLI TARİHTEN SAYFALAR 

Bugün;27 Mayıs 1960'de sürecini öncesi ve sonrası ile sizlerle paylaşacağız.27 Mayıs Darbesini hakkıyla anlayabilmek için Demokrat Parti iktidarının Türkiye için ne anlama geldiğini analiz etmek gerekir.

Adnan Menderes ve Demokrat Parti Gerçeği

14 Mayıs 1950'de Türkiye'de 27 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı son buldu. Demokrat Parti yüzde 53 oyla tek başına iktidara geldi ve ülkede tek parti dönemi sona erdi.

Menderes Dönemini anlatmadan önce bu döneme damgasını vuran Adnan Menderes'ten kısaca bahsetmekte fayda var:Türk Demokrasi Tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biri olan Adnan Menderes, 1930 yılında Serbest Fırka'ya katıldı. Serbest Cumhuriyet Fırkası feshedildikten sonra, Celal Bayar'la görüşerek, Cumhuriyet Halk Partisine girdi.1931 yılında CHF Aydın Milletvekili seçildi, 1945 yılına kadar CHF Milletvekilliğini sürdürdü.

DP'nin Sosyolojik Konumu:

DP'nin aldığı bu yüksek oyda şüphesiz onun temas ettiği sosyal tabanın büyük payı vardı.Şerif Mardin bu sosyal yapıyı şöyle analiz eder:Demokrat Parti'nin, çevrenin kültürü niteliğiyle İslamiyet'e başvurarak elde ettiği büyük yankı, Demokrat Parti'nin seçim kampanyaları, değişim ve geçiş halinde bulunan birçok kırsal bölgeye yaşam tarzlarının küçük görülecek bir şey olmadığı inancını aşılamak için tam zamanında işin içine girdi. Böylece Demokrat Parti, İslamiyet'i ve kırsal değerleri yasallaştırdı (resmileştirdi). (Mardin,1990:61)

Konunun önemli uzmanlarından Kemal Karpat da yaşanan değişime şöyle dikkat çeker: (…) Bu gelişme bir bakıma Latin Amerika'da benzer bir şekilde gerçekleşen “orta kesimlerin” yükselişini andırıyordu. (Karpat, 2007:75)

(…) 1950' den sonra Menderes'in izlediği politikalar Silahlı kuvvetler başta olmak üzere devletçi güçlerin iktidar üzerindeki tekelini kırmaktaydı, Menderes gösterdiği bu cüreti hayatıyla ödedi. Menderes,hiçbir zaman müesses nizamın bir parçası olmadı. Gerçekten de yapmaya çalıştığı, devlet aygıtını kullanarak orta sınıfı genişletmekti. (Karpat,2007:148)

Cemil Koçak, halkın sandığın gücünü keşfettiğinden şöyle bahseder:İlk defa yatırımlar yapılınca halk sonuç görüyor. İnsanlar tek parti döneminde görmedikleri şekilde devlet katlarında kendi seslerini duyuyorlar. Demokrasinin ne olduğunu gücünü görüyor halk ve sandık orada oldukça insan yerine konulacağını fark ediyor.(Koçak,2011)

Bu sosyolojik değişim devlet bürokrasisine de yansımıştı.Nitekim 1950'li yıllar boyunca, daha düne kadar ‘her şeyin sahibi' olan CHP siyasi etkinliğini yitirdiği gibi, ‘kamu'da da itibar erozyonuna uğramıştır. 1957 seçimlerinde Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Sadık Altıncan, Kara Kuvvetleri Komutanı İ. Hakkı Tunaboylu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Fevzi Uçaner Demokrat Parti saflarında siyasete girmişler ve milletvekili olmuşlardı.

DP'nin İcraatları ve Ekonomik İlerleme

Menderes Başkanlığındaki DP Dönemi ülkenin kabuğunu kırması için önemli bir milat olur.Dönemin yakın şahitleri hatıralarında bu anlamda ayrıntılara çokça yer verirler

Saffet Ulusoy'un naklettiğine göre;Adnan Menderes'in iktidarı sırasında Karadeniz'deki sulak yerlerin ıslahı sonucunda insanlar sıtmadan kurtuldu.Yeni yollar yapıldı.Tarımda makineleşme ve traktör alımının önü açıldı.Dışarıdan buğday alan Türkiye 1954 yılında buğday ihracatına başladı.Bu gelişme bile ülkeye büyük oranda iş potansiyeli oluşturdu. (Ulusoy,2005:181)

Ali Özek'e göre;Demokrat Parti döneminde her alanda büyük bir gelişme yaşandı. Şeker ve çimento fabrikaları gibi birçok fabrika Menderes tarafından kuruldu. Türkiye'de kiremit dahi üretilmiyordu. Ta Marsilya'dan geliyordu. Türkiye'de toplu iğne yapılmıyordu mesela. Bunların hepsinin yapımına başlanması Menderes Dönemi'nde oluyor. Kiremit fabrikası kurulduğunda gece gündüz üretim yapılmasına rağmen ihtiyaca yetişemiyordu. Demokrat Parti döneminde birçok insan haklı olarak zengin olmuştur, çünkü boş olan piyasaya ihtiyaç maddesi sunulduğu zaman millet harıl harıl alıyordu. (Özek-Yıldırım,2012:56)

Mete Tunçay o günlerdeki ekonomik değişimi şöyle anlatır:DP'ye gelinceye kadar Türkiye, elli yıldır kımıldamamış bir vaziyette. Köylerin elektriği yok, yolu yok, şehirlerde küçük bir grubun yaşadığı hayatla nüfusun büyük çoğunluğunun hiçbir alakası yok. İlk defa böyle bir entegrasyon DP zamanında başladı. Elektrifikasyon 60'tan sonra gerçekleşti. Benim gençliğimde telefon büyük bir belaydı. Bir tarafa telefon edeceksen santrale yazdırırsın; acele yıldırım bilmem ne diye farklı tarifelerde, beklersin. Teknoloji açısından müthiş bir gerilik vardı.(Tunçay,2009)

Hasan Bülent Kahramana göre;Aktif modernleşme 1950'den itibaren başlamıştır.  Yani “kişi başına düşen geliri artırırsak, kişi başına düşen yol miktarını artırırsak bir modernleşme olur” düşüncesi 1950'den sonra ortaya çıkar. (Kahraman,2010)

İşte bütün bu değişimden dolayı Milli Damat Metin Toker'in, 1950-54 dönemini konu alan kitabının adı “DP'nin Altın Yılları”dır! (Öymen A,2002:44)

İnsan Haklarında İlerleme

DP Döneminde kayıtlara geçen bir başka ilerleme de insan hakları alanında olan gelişmelerdir.İlk olarak dine ve din adamına karşı yapılan baskılar kaldırılır.Emekli Müftü Mustafa Efe bu  değişimi şöyle anlatır:1950 yılına ulaştık. Yine acılı ve sevinçli günler yaşıyoruz. Acılı olaylardan biri de idam istemiyle mahkeme edilmemdir. Suçum laikliğe aykırı konuşmalar yapmak; suç ortağım da o günün nahiye müdürü Mahmut Çapanoğlu Bey'dir. Bizi şikayet ederek davacı olan adam ise Köy Enstitüsü öğretmeni Topal Şakir Bey isimli bir zat.Kayseri'den seçilen yedi milletvekilinin hepsi de Demokrat Parti'nin adayları idiler. Bunlar daha sonraki günlerde topluca Pınarbaşı'na geldiler.Ne hikmet ise dava beraat ile sonuçlandı… Eğer bundan önceki parti iktidarda kalmış olsaydı herhalde işler daha farklı cereyan edecekti.(Efe,2013:71-72)

DP ve Ezan

Şüphesiz DP'nin en tarihi icraatlarından biri yaklaşık 18 yıl boyunca devam eden,büyük baskı ve zulumlere sebep olan ezanı Arapça okuma yasağına son vermesiydi.Demokrat Parti'nin ilk icraatlarından biri ezanın asli formuna döndürülmesi olmuştu. CHP de ‘din açılımları' bağlamında bunu desteklemişti.(Öztürk M,2010)

Dönemin şahitlerinden Ali Özek Ezan gününü şöyle anlatır:Halk ezanın Arapçaya çevrilmesini çok büyük bir coşkuyla karşıladı. İlk Arapça ezan okunduğunda ben İzmir Kestanepazarı'ndaydım. Hacı Salih Efendi 70 yaşında vardı. Bu haber yayınlanınca o kadar yaşlı olmasına rağmen Kestanepazarı Camii'nin minaresine çıktı ve Arapça ezanı kendisi okudu. Büyük bir heyecan duyuldu. (Özek-Yıldırım,2012:54)

Eski milletvekili M.Cemal Cebeci de o günden şöyle bahseder:Ezan-ı Muhammedi'nin aslına uygun olarak okunmasına müsaade edildiği gün, güzel sesli müezzinler, hafızlar tarafından minarelerde  çifte ezanlar okundu. Sanki Bilal-i Habeşi hayata dönmüş de Türkiye semalarını çınlatıyordu. Halk, huşu içinde ezanı dinlerken, sevinç gözyaşları döküyor bu günleri gösteren Rabbine şükrediyordu. (Cebeci,2014:67)  

Amerika-Türkiye

DP iktidarı dönemin süper gücü ABD ile de İnönü döneminde başlatılmış iyi ilişkileri geliştirme peşindeydi. 1950'den itibaren Amerika, Marshall Yardım Organizasyonu Türkiye'ye çok büyük yardımlar yapmıştı. Süt, et, araba vs. gibi birçok şey verdi. O zaman Türk ordusu her bakımdan Amerika'ya bağımlıydı. Askeri teçhizatın karşılanması için Amerika para veriyordu.

Ali Özek bu ilişkiden şöyle bahseder:1954'ten itibaren bu ilişki bozulmaya başladı, çünkü Amerika bu yardımların karşılığı olarak bir takım tavizler istedi. Türkiye vermeyince aynı Kıbrıs'ta yaptığı gibi Türkiye'ye ambargo uyguladı. Bu ambargo sebebiyle Türkiye sıkıştı.Amerika'dan gelmiş olan makinelerin, aletlerin, arabaların parçaları başka yerde bulunmuyordu. Demokrat Parti “Milli Korunma Kanunu” ile bu sorunu kendi içinde çözdü ve milletin gözünü açtı. Torna tezgâhlarında o parçaların yapılmasını sağlayarak dışarıdan gelen malların işletilebilir hale gelmesini sağladı.(Özek-Yıldırım,2012:55)

Menderes-Rusya

ABD'nin Türkiye'ye ve kendisine ambargo uyguladığını gören Menderes  bu kez Rusya ile dostluk politikaları izlemeye başlar.Amerika 1957'den sonra baktı ki Türkiye elden gidiyor, İnönü'yü devreye soktu. Bu durum böyle devam etti. 1959 senesine gelindiğinde Menderes, Rusya ile anlaşmaya karar verdi. (Özek-Yıldırım,2012:55)

Mehmet Altan da bu gelişmeyi şöyle analiz eder:1950'lerden sonra dünya kapitalist sisteminin ithal ikamesine yönelik değişim uyarısını Menderes algılamamıştır. Menderes algılamadığı için kaynakları kesilmiştir. Menderes, bu krizi Sovyetler'e yanaşarak aşmak istediği için devrilmiştir. (Altan,M, 2004:29)

Menderes-İslam Dünyası

Menderes'in gözden çıkarılma sebeplerinden biri de İslam Dünyasına karşı duyduğu sıcak ilgiydi.Özek bunu şöyle anlatır: Menderes, Irak Başbakanı Nuri Sait ve Pakistan Başbakanı İskender Mirza, Bağdat Paktı diye bir pakt kurdular. Maksat bunu genişletmekti. Nasır buna karşı çıkmıştı. Bu heyet Nasır'ı ikna etmek için Mısır'a gelmişti fakat başarılı olamadı. Nasır bu işe karşı çıktı. Karşı çıkarken de arkasında Siyonizm vardı. Menderes ve diğerleri ise Siyonizm'e tam olarak karşı adamlardı.(Özek-Yıldırım,2012:134)

Amerika-Darbe

27 Mayıs 1960 Darbesi'nin ABD'nin bilgisi dahilinde nasıl icra edildiğini hatta darbenin tarihinin bile nasıl değiştiğini Ali Özek şöyle anlatır:27 Mayıs 1960 İhtilali aslında Ekim ayına planlanmış, fakat Ağustos'ta Menderes Rusya'ya resmi bir ziyaret yapacağı için darbe tarihi 27 Mayıs'a alınmıştır. Rusya'ya gitmeden önce ihtilal yapılmasını istediler ve Mayıs'ta yaptılar. O dönemde Halk Partisi, Demokrat Parti aleyhine “gerici” diyerek propaganda yapıyordu. Bunu Amerika yaptırıyordu. (Özek-Yıldırım,2012:55)

Darbe-CHP

İktidarı kaptırdığı günden beri CHP bu olayı bir türlü hazmedememişti. Öymen'e göre;İsmet Paşa'nın CHP'sine göre halk DP'ye oy vermekle yanılmıştı! (Öymen A, 2002:60)

CHP on yıl boyunca bu hazımsızlığını bir çok icraatına da yansıtmıştı.CHP, alenen 27 Mayıs Darbesinin tertipçileri içinde yer almıştı.Ali Özek, bu anlamda çok çarpıcı bir iddia ortaya atar:Urfalı Abuzer Ağa şöyle konuşuyordu: “İnönü'ye telefon açtım. Ben şahsen iki yüz, üç yüz kişinin cebine harçlığını koydum. Gösteri yapması için Ankara'ya, İstanbul'a gönderdim ve ihtilal böyle oldu. Bu kadar desteğimizden sonra senin yapacağın bu muydu?” dedim ve İnönü'ye çıkıştım diye anlatıyor. Ondan sonra kaymakamı hemen almış. Hakikaten ihtilalden önce İstanbul'da beş bin, on bin kişi gece gündüz gösteri yapıyordu. Daha çok genç adamlardı bunlar. O zaman Abuzer Ağa bunu anlattı. Şarkta ne kadar Halk partili ağa varsa her biri böyle bir grup insan görevlendirip İstanbul'a göndermiş. Ceplerine 3-5 aylık harçlıklarını da koymuşlar. Adamların görevi yemek, içmek ve gösteri yapmak. 27 Mayıs ihtilalini yaptıran yüzde yüz Halk Partisi'dir.(Özek-Yıldırım,2012:182)

Karpat da 27 Mayıs Darbesi ile CHP ilişkisini şöyle anlatır: 1960 Darbesi şüphesiz Halk Partisi'ne dayanıyordu. (Karpat, 2008:455)

1960 Darbesi

27 Mayıs 1960'ta düşük rütbeli askerlerin ‘hücre' şeklinde örgütlenerek kurduğu cuntanın yönetime el koymasıyla, DP'nin yanında görülen komuta kademesi de hedefe kondu. Tıpkı yargı ve üniversitelerde olduğu gibi büyük tasfiye oldu. Genelkurmay Başkanı Rüşdü Erdelhun, tahkir edici muamelelere tabi tutuldu. EMİNSU adı verilen ordudan uzaklaştırılan binlerce askerin içinde 235 general vardı.Orduda bu büyük tasfiyenin ardından geriye sadece 25 general kalmıştı. Bu süreç sonrasında Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 1961 sonbaharında idam edildi.

27 Mayıs darbecilerinin idam ettiği Fatin Rüştü Zorlu, Mustafa Kemal Paşa'nın düğününe katıldığı bir şahıstı.Çünkü Zorlu,Dışişleri Bakanlarından Tevfik Rüştü Aras Bey'in damadıydı.

Karpat Darbecilerin çelişkilerini şöyle anlatır:Seçilmiş bir hükümeti yerinden atan hareket, anayasaya en aykırı harekettir. Onu kimse tartışmıyor. (Karpat, 2008:419)

Bir çok kişi Menderes'i terketmiş ancak bazı yiğit kişiler de çıkmıştı. Malatya Belediye Başkanlığı sırasında suikasta kurban giden Hamido, Yassıada Mahkemeleri sırasında işkenceyi göze alarak ‘O benim başbakanım' demişti.(Öztürk,2010)

Darbecilerin İcraatları

Darbeciler züccaciye dükkanına girmiş bir fil gibi on yıl boyunca ortaya çıkarılmış demokrasinin bütün kazanımlarını bir çırpıda yoketmişlerdi.İlk işleri Milli Birlik Komitesi isimli bir komite kurmak olmuş ne var ki bir süre sonra birbirlerine düşmüşlerdi.

Darbeciler tıpkı ordudan 235 generali attıkları gibi Üniversiteden de 147 akademisyeni bir çırpıda atıvermişlerdi.

27 Mayıs 1960'tan sonra 147'ler  olayı yaşandı. 147 öğretim üyesi ani bir kararla üniversitelerden çıkarıldı. Çıkarılanların çoğu Ekrem Şerif Egeli, Kazım İsmail Gürkan, Tevfik Remzi Kazancıgil gibi Osmanlı Devri Tıp Fakültesi mezunu olan kıdemli hocalardı. (Hatemi,2010:247)

Darbeciler bazı akademisyenleri de Yassıada ve benzeri yerlerde tekme tokat dövmüşlerdi.Yassıada mahkumlarına elden geldiği kadar iyi davranılıyor sanıyorduk. Fakat aradan 10 yıl geçtikten sonra  yayınlanan anılardan pek de öyle olmadığını öğrenecektik. Faruk Nafiz Çamlıbel,Orhan Seyfi Orhon,Osman Turan gibi Türkiye'nin övüneceği kültür adamları bile sert muameleye maruz kalmışlardı. Osman Turan'ın tokat yediği söyleniyordu. (Hatemi,2010:239)

Darbecilerin acımasızca saldırdığı hedeflerden biri de yargı sistemi idi.Darbe sonrasında sadece 7 ay içerisinde yüzlerce hakim ve savcı zorla emekli edildi. Yargıtay'ın toplam 241 üyesinden 66 üyesi, Danıştay'ın 54 üyesinden 28'i, yani yarısından fazlası emekli edildi. Kürsüde toplam 3 bin 123 hâkim, savcı varken bunların 520'si rızası dışında, cebren emekliye sevk edildi.

Saffet Ulusoy, yaşanan baskının halka yansıyan boyutuna şöyle dikkat çeker:İhtilalden sonra her şey değişti. DP'lilere isimler takıldı. Aşağılanmalarının  yanı sıra üçüncü sınıf vatandaş muamelesine maruz kaldılar. (Ulusoy,2005:182)

HAFTAYA:T.C'nin İLK MUHALİF PARTİSİ TERAKKİPERVER FIRKA'NIN KAPATILMASI

                                                        

 

                                                                                   

                                                         KAYNAKLAR

 

 

Altan Mehmet,(2004), II.Cumhuriyet,Demokrasi ve Özgürlükler,İstanbul:Birey Yay

 

Cebeci M.Cemal (2014),Doksanüç Yılın Ardından,Hatıralarım,Ankara:Kimder Yay

 

Efe Ahmet(2013), Bir Müftünün Hatıraları, Ankara: Boğaziçi Yayınları

 

Hatemi Hüsrev (2010), Anılar, İstanbul:Dergah Yay

 

Kahraman Hasan Bülent, (2010), 07.06.2010 

 

Karpat Kemal, (2007), Osmanlıdan Günümüze Elitler ve Din, İstanbul: Timaş Yay.

 

Karpat Kemal,(2008) Dağı Delen Irmak, İstanbul: Timaş Yay.

 

Koçak Cemil (2011), Star,14.8.2011

 

 

Mardin Şerif,(1990),Toplum ve Siyaset, İstanbul:İletişim Yayınları.

 

Öymen Altan,(2002),Bir Dönem, Bir Çocuk, İstanbul:Doğan Kitap 

 

Özek Ali-Yıldırım Ramazan,(2012), Ali Özek'in Hatıraları, İstanbul: Düşün Yayıncılık

 

Öztürk  Muhsin,(2010), Aksiyon, Sayı: 803, 26.04.2010

 

Tunçay Mete, (2009, Star, Fadime Özkan, 23.11.2009,

 

Ulusoy Saffet, (2005), Aklımda Kalanlar, İstanbul :?

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  191777

-