31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

28 ŞUBAT DARBESİ’NİN BİNİNCİ YILINDA (1)

Hüseyin Yağmur

Polisin copundan kaçarken kamyonun altında kalarak şehid olan kız öğrenci kardeşimizin aziz hatırasına… 

27 Mayıs 1960 Darbesi başta olmak üzere bir çok darbe girişimine katılmış Darbeci Yarbay Talat Turhan “Türkiye bir Darbeci Cennetidir” demişti. Nitekim 28 Şubat Darbesi'nin ardından Dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrakoğlu, “28 Şubat bin yıl daha devam edecek” demişti.Çünkü Türkiye, bir darbeci cennetiydi o günlerde.

Biz darbe mağdurlarının o günleri unutması mümkün mü? Farzedelim ki bu yıl darbenin bininci yıl dönümü. İşte ben o günün yazısını şimdiden yazıyorum.

28 Şubat Zulümleri sadece bir yazıya sığmayacağından, Şubat ayı boyunca yazacağım sekiz yazıyı bu konuya hasredeceğim.Haydi Bismillah…………………

Demokrasiye Karşı Tank Paleti

Refahyol hükümetiyle, kurulduğu andan itibaren generallerin yıldızı hiçbir zaman barışmadı. Generaller, Erbakan hükümetine sürekli dolaylı müdahalelerde bulundu.Asker ile Refah'ın ilk açık sürtüşmesi,1996'nın 10 Kasım günü yaşandı. 2.zrıhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Doğu Silahçıoğlu,10 Kasım törenlerinden birkaç gün önce Sultanbeyli Meydanına Atatürk heykeli  diktirmiş,heykelin bulunduğu caddenin adını da değiştirmişti. Sultanbeyli'nin Refahlı belediye başkanı Ali Nabi Koçak,Silahçıoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu. 

Fitilin ateşlendiği bir başka yer Refahlı bir belediyenin işbaşında bulunduğu Sincan oldu. Sincan Belediyesi , 1997'nin 31 Ocak akşamı ilçe meydanına Mescidi Aksa benzeri bir çadır kurdu ve Filistin'le dayanışma amacıyla Kudüs gecesi adıyla bir organizasyon düzenledi.

4 Şubat 1997 günü Sincan halkı tank sesleriyle uyandı. Generaller tarafından tankların bir tatbikata gittiği yalanı söyleniyordu. Halbuki generaller Hükümete ‘balans ayarı' verme peşindeydiler. Generaller ilk kez bir motorlu yürüyüşü bir gün önceden Anadolu Ajansına bildirmiş vaziyetteydiler (Birand ve Yıldız,2012:200).

Generaller, tankları Sincan'dan yürüterek Hükümete  karşı bir gövde gösterisi yapmışlardı. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, yapılan kalkışmayı 'balans ayarı' olarak nitelendirmişti.Generallerin tank şovu  ertesi gün yapılan DYP Genel İdare Kurulu toplantısının da ana gündemini oluşturdu. Bazı üyeler durumun giderek kontrolden çıkmakta olduğunu, bütün Türkiye'nin bir askeri müdahalenin ayak seslerini duymakta olduğunu, kulislerin ana konusunu darbe tartışmaların oluşturduğunu dile getiriyorlardı. Erbakan'la bu işin yürümeyeceği bir an önce hükümetten çekilinmesi gerektiği söyleniyordu. Ama Çiller bu tür önerilere kapalı olduğunu sert bir ifadeyle ortaya koyuyordu.

Bu tarihi  toplantıda en cesur öneri de DYP Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Rıza Akçalı'dan gelmişti: "Sayın Başbakanım taviz vermeyin. Sizin gözünüzü korkutmaya çalışıyorlar. Artık askeri darbeler devri kapandı. Tanklar yürüyorsa eğer, siz de aynı Yeltsin'in Moskova'da yaptığını yapın. Çıkın tankın üstüne. Kahraman olursunuz, Türk milleti sizi bağrına basar” (Vatan,2003)

Generallerin seçilmiş hükümeti devirmek için başlattıkları süreç, devlet ve toplum üzerinde büyük tahribatlara yol açtı. Karanlık odaklar, 28 Şubat 1997 tarihinde yapılan dokuz saat süren MGK toplantısıyla, Refahyol hükümetinin düşürülmesi için düğmeye basmıştı

Generaller ; medya, yargı ve sivil toplum örgütü kisvesi altındaki kuruluşları brifinglerle, cadı avına hazırladı. Ve Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden biri başlamış oldu. Binlerce insan irticacı diye fişlendi. Başörtüsü nedeniyle öğrenciler, öğretmenler okullarından atıldı. Toplumun her kesiminden inançlı insanlar işlerinden edildi, kumpas kuran mahkemeler aracılığıyla hapislere tıkıldı. 'İrtica' paranoyası üzerinden kadın, erkek, çocuklara zulmedildi.

Seçilmiş hükümet, karanlık güçlerin oyunlarıyla düşürüldü. Bunu fırsat bilen Türkiye düşmanları, ceplerini doldurdu. El konulan bankalar aracılığıyla 50 milyar dolar hortumlanmıştı.

Erbakan'la birlikte toparlanan Türkiye'nin ekonomisine de büyük darbe vuruldu. Yükselen Anadolu sermayesinin önü kesildi. Devlette güvenin yerini McCarthy'yi aratmayan fişleme dalgasının aldığı, 2.500 subayın ordudan 'irticacı' yaftasıyla atıldığı, 6 milyon kişinin dini inançlarıyla fişlendiği, eğitim ve öğretimde yasakların hayatımıza girdiği, milyonlarca gencin mağdur edildiği bir süreçti.

Türk siyasi tarihinin en kara sahifelerinden olan o günler, çeşitli şahitler tarafından sonraki yıllarda kayıt altına alınmıştır.1997 Haziran'ında Refahyol Hükümetinin adım adım yıkılışına bizzat şahitlik ettiğini söyleyen emekli gazeteci Hasan Sargıner de şu açıklamalarda bulunur: “Korkunç bir siyaset mühendisliği uygulanıyordu. İsmet Sezgin'in yönettiği organizasyonda aralarında N.M., Y.E., H.Ü., M.B.'nin de bulunduğu onlarca DYP'li vekil bu binaya getirildi. Ederlerine göre, 100 ila 250 bin dolar arasında paralara satın alınan DYP'li vekiller binadan ayrıldıktan sonra Meclis'e koşup istifa ettiğini açıkladı. Balgat'taki o şirkete hangi DYP'li geldiyse çantasında bir tomar parayla ayrılıp soluğu DTP'de aldı” (Akit,2012).

G28 Şubat Darbe günlerinde DYP'den istifa edip ANAP'a geçen ilk vekil olan dönemin Çanakkale Milletvekili Hikmet Aydın, “Refah-Yol'u Hükümetten düşürmek için askerlerin sivil kıyafetlerle milletvekillerini tek tek dolaştıklarını belirterek,  "Bana iki asker geldi.”ifadesini kullanır (Aydın,2012).

Hikmet Aydın, vekil transferi günlerinde Kamuran Çörtük'ü Meclis'te gördüğünü şöyle anlattı: "O günlerde Meclis'te dolaşan bir banka sahibi vardı. Her gün bir ya da iki vekilin istifa edip ya ANAP'a ya da Demokrat Parti'ye geçtiği haftalarda. Yıl 1997, Aylardan Haziran. Bayındır Bank'ın sahibi Kamuran Çörtük Meclis'te. Neden 9 metrekarelik milletvekilleri odalarını teker teker ziyaret etti?  (Aydın,2012).

Genelkurmay eski Başkanı Doğan Güreş de o günleri şöyle anlatır: Sheraton Otel'de gazeteciler ve milletvekilleri arasında yoğun bir trafik yaşanıyordu. Üst kata çıkanlar, alt kata inenler vardı. Bu hareketliliğin ardından ‘üç kuruş' için istifalar yaşandı (Bugün,2012).

Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi'nin kurduğu 54. Hükümeti devirme çalışmasında Refah Partisi'nden fire verdiremeyen cuntacılar, 135 vekilli DYP'yi 98 milletvekiline kadar düşürmüştü. Refah-Yol Hükümeti kurulduğunda 270 olan milletvekili sayısı, 27 Şubat 1997'deki MGK kararları sonrasında 50'yi aşkın fire verdi. RP'nin 160 olan milletvekili sayısı 151'e, DYP'nin 119 olan vekil sayısı da 92'ye düştü. Diğer yandan 129 vekile sahip ANAP'ın milletvekili sayısı 139'a çıktı. Yasama yılı başında grubu bulunmayan Demokrat Türkiye Partisi'nin (DTP) üye sayısı da 21'e ulaştı.

28 Şubat'ın vekil transferleriyle bilinen Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında 50 milletvekili, partilerinden istifa ederek yer değiştirmiş oldu.

Her ildeki garnizonda birer “ Asayiş Güvenlik Merkezi “ kuruldu. Sivil otorite askerle birlikte çalışmaya zorlandı. RTÜK, YÖK , TRT ye asker temsilciler atanıyor, kısacası sivil kadrolar askerin denetimine sokuluyor , devlet kadrolarında mürteci , irticacı avına çıkılıyordu.

Ankara'da, 12 Haziran'ı 13 Haziran'a bağlayan gece ve 13 Haziran'ı 14 Haziran'a bağlayan gece darbe rüzgârı esti. Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya'nın sözleriyle, Genelkurmay'da ışıkların sabahlara kadar yakılmasının sebebi, Hükümeti darbeyle korkutarak gitmesini sağlamaktı. Nitekim 12 Haziran 1997 günü Başbakan Necmettin Erbakan, Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu Başbakanlık Konutu'nda bir araya geldiğinde Çiller'in ilk sözü, "13 Haziranda darbe hazırlığı var" şeklinde oldu. Beş gün sonra da Necmettin Erbakan hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu.

Mecliste çoğunluğu olmayan muhalefet, 'Demirel onayı' ile birlikte 30 Haziran 1997'de ANASOL-D adıyla 55. Hükümeti kurmuş oldu.  Mesut Yılmaz 30 Haziran 1997 - 11 Ocak 1999 tarihleri arasında  askeri darbe sonrası görev icra etmiş, bir başka ifadeyle başbakanlık yaptığını zannetmişti.

Hüsamettin Cindoruk'un liderliğindeki DTP, Refah-Yol Hükûmeti düşürüldükten sonra Meclis'te grup oluşturmuş ve kurulan Anasol-D hükûmetinin en küçük ve kilit ortağı olmuştu.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  812158

-