Hüseyin Yağmur

28 ŞUBAT DARBESİ’NİN BİNİNCİ YILINDA (5)

Hüseyin Yağmur

28 Şubat Darbecilerine karşı dik duruşunu hiç bozmayan ve bu yüzden  hapse atılan Hasan Celal Güzel'in aziz hatırasına

28 Şubat Darbesinin General Aktörleri 

28 Şubat Darbesinin en önemli aktörleri, şüphesiz dönemin generalleriydi. Bunların başında dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı geliyordu.

 Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı

 24.02.1997'de Genelkurmay Başkanı Karadayı İsrail'i Ziyaret etti. Refahyol Hükümeti kendisinden önceki hükümetlerin büyük önem verdiği Türkiye-İsrail ilişkilerini olması gereken makul bir seviyeye indirmeye çalışırken Türk Genelkurmay'ı nedense bu ilişkileri daha da hızlandırmaya gayret ediyordu.28 Şubat öncesindeki günlerde Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı, İsrail'i ziyaret eden ilk Türk Genelkurmay Başkanı oluyordu. 24 Şubat'ta İsrail'e giden Karadayı, Tel Aviv'de İsrail Genelkurmay Başkanı General Amon Lipik Şahak tarafından sıcak bir törenle karşılandı. İsrail Savunma Bakanı İzak Mordehay ile de görüşen Karadayı, 2. Dünya Savaşı'nda ölen Yahudiler için Soykırım Anıtı'na, 25 Şubat'ta da 1967 Arap-İsrail savaşında ölen İsrail askerlerinin mezarlarına çelenk koydu. Karadayı burada yaptığı açıklamada, Çevik Bir'in ABD'de söylediği sözlerin arkasında olduğunu ifade etti (Yeni Şafak,2012).

Karadayı bu geziden memnuniyetle dönüyor ve ayağının tozuyla 28 Şubat MGK Toplantısı'na katılıyordu. İsrail ile yapılan savunma sanayii işbirliği, bu ülke firmalarına tek kaynak olarak ihaleye çıkılmadan belli başlı silah projelerinin verildiği döneme de damgasını vurdu. İsrail firmalarına tek kaynak olarak verilmesi nedeniyle Türk savunma sanayii alt yapısının gelişmesine engel oluşturan, o dönemin en önemli modernizasyon projeleri arasında; F-4 ve F-5'ler ile 170 adet Amerikan yapımı M 60 tankları yer alıyordu (Taraf, 2012).

 Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir

 Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı olan Çevik Bir, annesi Selanikli, babası Manastırlı bir aileye mensuptu. Ailesi Balkanlar'dan 1. Dünya Savaşı'ndan sonra Anadolu topraklarına gelip 1918-20 arasında da İzmir Buca'ya yerleşmişti.

 1991'de Korgeneralliğe terfi eden Bir, Somali'de görev yapan Birleşmiş Milletler Barış Gücü komutanı olmuştu. Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in açıklamasına göre Bir, bu görev için Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon tarafından ismen istenmişti. Ocak 1994'te Somali Barış Gücü görevi sona erdiğinde düzenlenen törende konuşan Birleşmiş Milletler genel sekreteri ona madalyasını takarken, “İşte Türkiye'nin müstakbel Genelkurmay Başkanı” sözlerini kullanmıştı (Mercan,2004:216).

 Çevik Bir, 30 Ağustos 1995'te ise 56 yaşında TSK tarihinde en genç orgeneral oldu. Ve Genelkurmay 2. Başkanlığı'na atandı. Çiller'in siyasi danışmanlarından Şükrü Karaca, Çevik Bir'in darbedeki rolünü kısaca şöyle özetler: 28 Şubat cuntasının önüne atlayarak rol çaldı, oradan devlet başkanlığına sıçrama hevesi vardı. Amerikalılarla, NATO ile İsrail ile arası iyiydi, bu odakların kendisini başkanlığa taşıyacağını zannediyordu (Karaca,2011).

 Çevik Bir o günlerde  tek başına Türkiye'nin yönetimine el koymuştu. Her şeye karışıyor Başbakana, mahkemelere, üniversitelere talimatlar veriyordu.Tansu Çiller'in danışmanı Hüseyin Kocabıyık  Çevik Bir'in zamanın Başbakanı Erbakan'a telefonla nasıl talimat verdiğini şöyle açıklar: Çevik Bir maiyetini toplayıp Başbakan Erbakan'a telefon açtı 'Maaşımızı yükseltin, yoksa bildiri yayınlarız' dedi, maaşlar artırıldı' (Kocabıyık,2010).

 Çevik Bir,  bazen de dönemin İçişleri Bakanı'nı ‘yağlı kazığa oturtmakla' tehdit edecek kadar ileri gidebiliyordu. İç Güvenlikle ilgili olarak yapılan dar kapsamlı bir koordinasyon toplantısında Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Teoman Ünüsan'a şunları söylüyordu: "O kadına (İçişleri Bakanı Meral Akşener) söyle, ayağını denk alsın. Emniyet istihbaratına sahip olsun, hareketlerine konuşmalarına dikkat etsin. Emniyet istihbaratının neler çevirdiğini biliyoruz. Söyle o kadına, gelirsek onu ve avanesini İçişleri Bakanlığı'nın önünde yağlı kazığa oturturuz"(Vatan,2003).

 Bir, bazen de partilerin aday listelerine karışıyor beğenmediği kişiler milletvekili seçilmesin diye partilerin genel merkezlerine baskı yapıyordu.Sultanbeyli Belediyesi Eski Başkanı Ali Nabi Koçak, milletvekili adayı olduğu süreçte askeri müdahale sonucu aday sırasının değiştiğini ve bu yüzden milletvekili olamadığını şöyle anlatır: “Bu konuda elimde resmi evrak var. Çevik Bir imzasıyla, partimizin genel merkezine ‘Ali Nabi Koçak Parlamentoya alınmasın.' şeklinde yazı yazılmıştı (Koçak,2012).

 Bir'in yargı sistemine etkisi de çok belirgin bir şekilde kendisini mahkemelerde gösteriyordu. Çevik Bir'den kim şikâyette bulunmuşsa mahkeme onu değil şikâyet edenleri yargılıyordu.Bu garipliğin pek çok örneğini bulmak mümkündü. Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Hasan Celal Güzel, Çevik Bir ve BÇG hakkında Ankara DGM Başsavcılığı'na ve Başbakanlığa suç duyurusunda bulunmuş, kendisi hapis yatmaktan kurtulamamıştı.Sonraki yıllarda Başbakan Erdoğan da “Ben cezaevine o talimatlarla girdim.” diyecekti,

 Çevik Bir, Refah Partisi'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne yazı yazıp adeta talimat vermişti.Aynı yazıları diğer mahkemelere de göndermişti.Malkoç bu olayı şöyle anlatır: Genelkurmay Başkanlığı'ndan Anayasa Mahkemesi'ne gönderilen bir dosya vardı. Çevik Bir imzalı bir yazıydı.Yazıda Refah'ın kapatılmasına dair deliller ve ne kadar tehlikeli bir parti olduğuna dair cümleler vardı. Genelkurmay'da Refah'la ilgili dosya tutuyorlardı (Malkoç,2012).

 Çevik Bir'in 28 Şubat'ın hemen ardından Haziran ayında Genelkurmay Karargahı'nda organize ettiği “İrtica brifingleri”ne katılan emekli Yargıtay Hukuk Dairesi üyesi Ekrem Serim, o günleri şöyle anlatır: Brifingin konusu Anayasa Mahkemesi'ndeki Refah Partisi'ni kapatma davası ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde hakkında 312. maddeden açılan davalardı (Serim,2011).

 Çevik Bir'in hışmından Yüksek Öğretim Kurumu da nasibini almıştı. Dönemin şahitlerinden Bülent Arınç bu olayı şöyle anlatır: “YÖK katsayı uygulamıyor. Ama bu süreçte imam hatip liselerini tehlike olarak gören bir zihniyet başka bir şey yapmak istiyor. Telefon açılıyor Çevik Bir tarafından. İsmini de veriyorum. YÖK Başkanı Kemal Gürüz'e... ‘Bunlar üniversiteye girmeyecekler.' Olur mu, olmaz mı? ‘Ben emrediyorum olacak'... Yönetmelik, kanun yok. Telefonla balans ayarı yapıyorlar”(Arınç,2011).

 Gazeteci yazar Derya Sazak ise Çevik Bir'in kendi yayınlarına nasıl müdahale ettiğini şöyle anlatır: Clinton döneminin ABD Dışişleri Bakanı Albright ‘ın Washington'da basına bir açıklaması oldu.  “Ankara'yı biz bu demokratik süreçten çıkılmaması konusunda uyardık, anayasa dışına çıkmayın” diye.Biz bunu haber yapmıştık. Çevik Bir “Oraya da mı iki general gönderelim?” diye bizi tehdit  etmişti (Birand ve Yıldız,2012:225).

 Çillerin Danışmanlarından Şükrü Karaca, Çevik Bir'e ait ilginç bir iddiayı  da  şöyle anlatır: "Enver Ören Bey, Çevik Bir ile askeri liseden sınıf arkadaşları imiş. Söylentiye göre Enver Bey, Çevik Bir'e gitmiş. "Bu yapılan şeyler toplumda kaosa yol açar, kan dökülebilir' şeklinde ikazlarda bulununca, Çevik Bir demiş ki "3 milyon insan ölse ne olur?" (Karaca,2011).

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  032112

-