21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Hasret Yıldırım

28 ŞUBAT - ERBAKAN - KILIÇDAROĞLU - FETHULLAH GÜLEN

Hasret Yıldırım

Bu manzara karşısında, muhterem Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etmemek de elde değil doğrusu. Ona düşmanlığın vesilesiyle, Madımak ateşi söndü. Her ne kadar alevi vatandaşlarımız kabul etmese de!. Sonuçta zihniyetlerini temsil eden partinin genel başkanı; Erbakan'ı yâd etme programında arz-ı endam eyledi, Temel beyle yan yana poz verdi, Kur'an-ı Kerim dinledi, yapılan dualara ‘âmin' dedi. Bundan büyük “diyalog” olur mu? Nerden çıktı bu “diyalog” demeyin!. Çektirdikleri fotoğrafların arka fonunda da kocaman “diyalog” yazısı görülüyor zaten. Haa, diyalog deyince, Saadet Partisi zihniyetinin “diyalogcuların kralı Gülen” ile hiç işi olmamıştı değil mi? Onlar hiç aldanmamışlardı değil mi? Onlar hiç aldatmamışlardı değil mi? Yerin dibine batsın, arşivler öyle demiyor arkadaş!.

 Bir 28 Şubat daha geldi, çattı. Bu 28 Şubat, başka 28 Şubat… Askerî-Masonik darbenin üzerinden 20 yıl geçmiş, mevzuun başrol oyuncularından Necmettin Erbakan'ın siyasî görüşünü sahiplendiğini iddia eden parti; bir yâd etme programı vesilesiyle, Erbakan'a kan kusturan zihniyetin “yeni nesil” temsilcilerini başköşede ağırlıyor. Mübarek (?) olsun!.

Diyorlar ki, Erbakan Hoca'nın herkesi kucaklayan siyasetini yaşatarak; Kılıçdaroğlu ve Feyzioğlu'nu dâvet ettik, onlar da dâvete icâbet ettiler. İyi de arkadaş; bayram değil seyran değil, eniştem beni neden öptü? Hüsnü kalp ile düşünüldüğünde, normal şartlarda; Kılıçdaroğlu ve Feyzioğlu'nun böyle bir ortamda bulunacağına, Halk Tv gibi bir kanalın bu programı canlı yayınlayacağına inanacak bir “mü'min” var mı? Adalet Bakanı Bekir Bozdağ mevzuu hakikâtiyle hülâsa etti: “28 Şubat'ın arifesindeyiz, koşa koşa merhum Necmettin Erbakan Hocamızı anma törenine gitti. Gitmesi çok iyi bir şey. Niye gidiyor biliyor musunuz? Vallahi de billahi de, eğer Cumhurbaşkanlığı sistemi halk oylamasına gidiyor olmasaydı, Kılıçdaroğlu'nu hiçbir güç oraya götürüp yan yana oturtamazdı.”

KILICDAROGLU_ERBAKAN_BU_NE_SEVGi_AHHH

Ak Parti'nin Oyunu Azaltmak İçin, Her Türlü P*ştluğu Yapıyorlar

İyi de, Kılıçdaroğlu neden Saadet Partisi ve Necmettin Erbakan sevdalısı kesilsin? Onu da, Kanal B Genel Müdürü Nahit Duru; 2009 mahallî seçimlerinden evvel gerçekleşen bir tv programının reklam arasında, açık kalan kamera görüntülerinin medyaya sızdırılması yoluyla naklediyor. Nahit Duru: Size 1.5 - 2 dakikalık bir haber ayırsalardı. O, Doğan Grubu da dâhil... Şu anda siz kafa kafaya gelmiştiniz. Kemal Kılıçdaroğlu: Evet... Duru: Önümüzde daha bir hafta 10 gün zaman var. O süre içerisinde de geçerdiniz. Ama bunlar p*şt. Çok ciddi söylüyorum. Kılıçdaroğlu: Tabii... Tabii... Duru: Ve çok üzülüyorum şimdi, Haberal... Haberal... Bana şu talimatı verdi. Dedi ki, ne yaparsan yap... Ne yaparsan yap... Kılıçdaroğlu: Evet... Duru: Bunların (AK Parti'nin) oyunu azaltacak, Ankara, İstanbul, İzmir, Adana'nın oyunu artıracak ne p*ştluk biliyorsan, hepsini yap dedi... Kılıçdaroğlu: Evet... Duru: Dedim ki, Hocam!. Yani biz, tabii bu adamlarımızı (Chp'lileri) çıkaracağız. Ama esas Saadet'i (Saadet Partilileri) çıkarmak lazım. Niye, dedi. Dedim, bunlardan Chp'ye oy bir gidecekse, Saadet'e üç gitme ihtimali var… Kılıçdaroğlu: Evet… Duru: Çıkarabilir miyiz dedi. Dedim ki, Ertan Yülek'i tanıyorum; konuşurum, çıkarırız. Ertan'ı bende tanıyorum dedi. O zaman siz konuşun dedim… Kılıçdaroğlu: Bende, bende tanıyorum… Duru: Ertan abiye açtım telefonu. Saadet Partisi'nden istediğim adamı, genel başkan da dâhil getirdim. Buraya getirdim ve 1.000'in üzerinde sms geldi, Saadet Partisi genel başkanına. Ve ben inanıyorum ki, en az bir puan arttırdı…

KILICDAROGLU_ERBAKAN2

Anlayacağınız işin içinde bir p*ştluk var. Zaten samimiyetleri, bir gün sonraki kabir ziyaretinde meydana çıktı. Erbakan'ı yâd etme programının baş aktörleri, herhalde “bu kadar da ileri gitmeyelim, çarpılırız” diye Merkezefendi'de meydanda yoktular… Bizimkiler (Saadet Takımı) kendilerine “biçilen” vazifeyi ifâ etmenin verdiği hâzla, en ön safları doldurdular. En azından bir aleviler kadar “delikanlı” olamadılar. İşin bir de bu tarafı var. Kılıçdaroğlu, bizim cenaha şirin gözüktü de, kendi cenahında suları bulandırdı. Alevilerin sesi “pirha.net” internet sitesinden aynen iktibas ediyoruz…

Sivas Katliamı Baş Sorumlularından: Temel Karamollaoğlu

Pir Sultan Abdal Ankara Şubesi, sosyal medyada yazılı bir açıklama yayınlayarak, “Kimse kusura bakmasın biz Pirimizin de dediği gibi “Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan” diyerek sözlerimize başlayacağız. Sivas Madımak katliamında 33 Canı şehit edilen bir örgüt olarak bu duruma sessiz kalamayacağız” ifadesini kullandı. Açıklamada şu tepki dile getirildi: “1993 Sivas Katliamı'nda yitirdiğimiz 33 şehidimizin üzerinden 24 yıl geçmişken hala sanıklarının yargılanmadığı, insanlık suçu olan Sivas Katliamı'nın zaman aşımına uğratıldığı, Madımak otelinin müze olmadığı, suçluların korunduğu ve çok değil daha bir hafta önce mahkemede sanıkların yurtdışından yakalanıp iadesinin istendiği fakat her seferinde bir şekilde yakalanamadığını konuşurken, bugün Alevi toplumuna büyük bir yara da, en çok destek olduğu siyasi bir parti genel başkanınından verilmiştir. Kılıçdaroğlu'nun Sivas Katliamı baş sorumlularından biri olan Temel Karamollaoğlu ile vermiş olduğu fotoğraf, biz Alevi toplumunu derinden yaralamıştır. Madımaktaki ateş yüreklerimizi yakmaya devam ediyorken, sırf siyasi çıkarlarınız için yapılan bu davranışın hiç bir açıklaması ya da savunması kabul edilemez. Başta ABF ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği örgütlülüğü olmak üzere tüm Alevi kurumları bu davranışta bulunan parti başkanına gerekli tepkiyi göstermelidir. Şu unutulmamalıdır her mevki gelip geçicidir ama Sivas Madımak Katliamı'nın acısı yüzyıllar da geçse geçmeyecektir….”

KILICDAROGLU_ERBAKAN

Mat: Alevi İnancı, Vicdanı Bunu Kabul Etmez.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, “Bu resmi kabul etmek, Sivas Madımak Oteli'nde katledilen canlarımıza en büyük hakarettir, zulümdür. Katilleri meşrulaştırmaktır, aklamaktır. Sivas katillerini, onları koruyan, kollayan ve her türlü desteği veren, meşrulaştıran, aklayan her adımı, her desteği, her mesajı kınıyorum. Alevi inancı, öğretisi, vicdanı bunu asla kabul etmez.” dedi.

Bülbül: Kılıçdaroğlu'ndan Açıklama Bekliyoruz.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin önceki başkanlarından eğitimci Kemal Bülbül de sosyal medyadan tepkisini dile getirdi. Bülbül şunları kaydetti: “Her şey alenen ortada. Açıklanacak bir şey de yok ama biz nezaketimiz ve kemaletimiz gereği; bu resmin mantıklı bir açıklamasını istiyoruz. Şu anda Saadet Partisi Genel Başkanı olan Temel Karamollaoğlu 2 Temmuz 1993 Madımak Katliamı'nın Sanığıdır. Katliam sırasında Sivas Belediye Başkanı olan Karamollaoğlu,  katliam için toplanan cani sürüsüne  ‘Gazanız mübarek olsun!' diyen, katliamı kutlayan zevattır. Alevi toplumu olarak; “Alevi Kılıçdaroğlu”dan bir açıklama bekliyoruz.”

Untitled-2_4

Koluman: Batsın siyasetiniz. Bin kere batsın.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Av. Cafer Koluman da sosyal medyadan mesaj yayınladı. “Aleviler bu resme iyi bakın ve görün. Siyasetiniz de batsın, yok olsun. Sözüm ona Alevi kökenli bir genel başkanın, mahkeme kararı ile olmasa da, Alevilerin vicdanında Madımak katliamının 1 numaralı sanığı Temel Karamollaoğlu ile Hayır cephesinde buluşma şerefine plaket alıyor.  Eline Madımak şehitlerinin kanı bulaşmadı mı?  Metin Altıok'un kızı Zeynep Altıok ne düşünüyor acaba? Hala bekleyecek mi? Pir Sultan'ın itleri bile Hınzır Paşanın haram lokmalarını yemedi.  Batsın siyasetiniz. Bin kere batsın…”

Tabii bu manzara karşısında, muhterem Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etmemek de elde değil doğrusu. Ona düşmanlığın vesilesiyle, Madımak ateşi söndü. Her ne kadar alevi vatandaşlarımız kabul etmese de!. Sonuçta zihniyetlerini temsil eden partinin genel başkanı; Erbakan'ı yâd etme programında arz-ı endam eyledi, Temel beyle yan yana poz verdi, Kur'an-ı Kerim dinledi, yapılan dualara ‘âmin' dedi, Erbakan Hoca'nın “Davam” kitabını plaket şeklinde aldı. Bundan büyük “diyalog” olur mu? Nerden çıktı bu “diyalog” demeyin!. Çektirdikleri fotoğrafların arka fonunda da kocaman “diyalog” yazısı görülüyor zaten. Haa, diyalog deyince, Saadet Partisi zihniyetinin “diyalogcuların kralı Gülen” ile hiç işi olmamıştı değil mi? Onlar hiç aldanmamışlardı değil mi? Onlar hiç aldatmamışlardı değil mi? Yerin dibine batsın, arşivler öyle demiyor arkadaş!.

Milli Gazete'de Fetullah Gülen Methiyeleri

Yıl: 1999… 28 Şubat vetiresinin 1.000 yıl süreceği hayaliyle Müslümanlara kan kusturulan vakitler… Ee, İslâm'ın tüm dünyadaki temsilcisi, kâinat imamı Gülen'in da gözde vakitleri. Dünyayı İslâm'ın nuruyla nurlandırıyor. (Haşa!. 1994'ten beri savaş ettiğim adamla alâkalı, şunları yazarken bile ellerim titriyor.)

Atv televizyonu, Gülen'in haşhaşilere “devleti, nasıl ele geçireceklerini” anlattığı kasetleri servis ediyor. Ortalık toz-duman!. Varlık sebepleri “İslâm'a saldırarak” hayat idâme ettirmek olan güruh; Fetullah üzerinden, Müslümanları itham altında bırakıyorlar. Haliyle mevzuun teferruatına vâkıf olmayan, “aldanmış” Müslümanlar; Fetullah hocalarına(?) sahip çıkıyorlar.

Peki, “aldanmayan-aldatmayan” Saadet zihniyeti ne yapıyor? Meğer onlar da aldanıyor. Bakmayın şimdi slogan ürettiklerine. Dâvâlarının gazetesi Milli Gazete, Gülen methiyesinde, yandaş medyayı geçiyor. İşte o manşetler:

MiLLiGAZETE_YiNEAYNiTEZGAH

20 Haziran 1999: YİNE AYNI TEZGÂH… Karanlık Odaların Yeni Hedefi Gülen… Devleti yağmalayan hortumcular, gündem değiştirmek için yıllanmış kasetler montajlayıp piyasaya sürdüler. Hem yapılan hayırlı hizmetleri engellemek istiyorlar, hem de yağmayı milletin gözünden kaçırmayı amaçlıyorlar…

MiLLiGAZETE_MiLLETDUSMANLARI

21 Haziran 1999: MİLLET DÜŞMANLARI… Hizmet Etmek İsteyenlere İftira Atılıp Komplo Kuruluyor… Milleti çöplükten ekmek toplamaya mahkûm eden yağmacılar ve dayatmacılar, sefalet ve rezaleti perdelemek için iftira ve komplolarla millete hizmet eden kurum ve kişileri imha etmek istiyorlar…

MiLLiGAZETE_GOZLERiDONMUS

23 HAZİRAN 1999: BUNLARIN GÖZLERİ DÖNMÜŞ… FP Lideri Recai Kutan, “Mütedeyyin İnsanların Hedef Alındığını” Söyledi… Gülen'in Türkiye dışında 300 yerde Türk Bayrağı'nı dalgalandırdığını anlatan Kutan, “Niyeti devleti ele geçirmek ise, neden bu okulları yurtdışına açtı? Bunlar Türk Bayrağını dalgalandırmak, Türk Kültürünü geliştirmek için oraya gittiler. Yargısız infaz gibi durumdan vazgeçsinler…

kupurler (4)

24 Haziran 1999: GÜLEN YALNIZ DEĞİL…  Gülen Hocaefendi'ye karşı başlatılan hurûç harekâtını halk ibretle izliyor. Başta siyasî partiler olmak üzere tüm kuruluşlar hocaefendinin yanında olduklarını belirtiyorlar…

Hâlbuki aynı Hocafendi? değil miydi, 28 Şubat vetiresinde; “Gülen de Uyardı”, “Asker Daha Demokrat”, “Beceremediniz Artık Bırakın”, “Hükümet Gitsin” manşetlerinin sahibi? Ne acı ki, belki de Gülen'ın hâkiki yüzü alenen ortaya çıkmasa; o toplantıda, en ön saflarda Gülen ve avânesi de olacaktı… Olur mu, olur… 17-25 Aralık mevzuundan sonraki duruşlarını da gördük sonuçta. Gâye, Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığında birleşmek değil mi? Boynuz kulağı geçti çünkü…

Dananın kuyruğunun koptuğu nokta ise, şu suallerde saklı… Necmettin Erbakan'ı yâd etme programına, Erbakan'ın OĞLU FATİH ERBAKAN davet edildi mi? Edildiyse, neden Trabzon'daki bir programı bahane ederek katılmadı? Edilmediyse, neden Erbakan düşmanlarının bile olduğu bir ortama oğlu çağrılmadı? SUALLERİN CEVABI, OYUNUN İÇİNDE SAKLI, VESSELÂM…

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

  1. Agah ogretmen

    Sadettin kopek Ertuğruldan hoşlanır mı? Sadetin Sadettin kopekleri olduğu surece bu boyle devam edecek..

Yorum Yaz

  592869

-