ABD ETNİK VE DİNİ GRUPLARI ÇATIŞTIRARAK CİDDİ MİKTARDA SİLAH SATIYOR

ABD kendi sahip olduğu askerî gücün yanında, son derece gelişmiş silah sanayisi sayesinde, silah ticaretinden milyarlarca Dolar kazanıyor. Bunun için özellikle Asya ve Afrika ülkelerinde, ülke içindeki etnik ve dînî grupları çatıştırarak bölgeye ciddi miktarda silah satıyor.


ABD ETNİK VE DİNİ GRUPLARI ÇATIŞTIRARAK CİDDİ MİKTARDA SİLAH SATIYOR

SİVİLLERİN HEDEF ALINMASI

ABD'li yetkililer savaşlarda ve işgal ettiği bölgelerde sivilleri öldürmediklerini ve akıllı bombaları sayesinde sadece askerî hedefleri vurduklarını açıklasalar da, gerçekler bu açıklamalarla bağdaşmıyor. Küresel polislik rolüne soyunduğu dünyada özellikle sivilleri hedef alan ABD güçleri, su kaynakları, elektrik santralleri, barajlar, sel önleme sistemleri, sulama kanalları, su depoları ve pompaları, köprüler, nakliye araçları, petro-kimya tesisleri, tıbbî araştırma merkezleri, fabrikalar, hastaneler, okullar, haber ajansları, devlet binaları ve hatta ibadethaneleri bombalamaktan çekinmiyor. Vietnam Savaşı sırasında kullanılan halı bombardımanının (carpet-bomb) 10 yıl içinde 3 milyondan fazla insanın ölümüne yol açtığı biliniyor. Vietnam Savaşı'ndan önce Kuzey Kore'deki bombalamalarda da neredeyse ülkenin tamamı yok edilmişti. Körfez Savaşı sonunda 150 bin askerden oluşan Irak konvoyu tamamen abluka altına alındığı ve etkisiz hale getirildiği halde canlı canlı yakılmıştı. Benzer uygulamalar 11 Eylül sornasında gerçekleştirilen Afganistan ve Irak işgallerinde de gerçekleştirildi.

Son yüzyılda devam eden ve hemen hepsinin içinde ABD'nin yer aldığı savaş ve işgallerde sivillerin yaşamını yitirmesine dair istatistikler, durumun her geçen yıl daha da kötüye gittiğini gözler önüne seriyor. Birinci Dünya Savaşı'nda, öldürülen her yirmi askere karşı bir sivil hayatını yitirmişti. Yirmi yıl sonraki İkinci Dünya Savaşı'nda ise her bir askere karşı bir sivil hayata veda etti. 1950'de başlayan Kore Savaşı'nda ise, öldürülen her bir askere karşı beş sivilin canına kıyıldı. Bu oranın 1991 Körfez Savaşı ve 2003'te başlatılan Irak işgalinde nereye vardığı henüz netleşmemiş olsa da, rakamın 1'e 1000 oranını dahi geride bıraktığı biliniyor.

SİLAH TİCARETİ

ABD kendi sahip olduğu askerî gücün yanında, son derece gelişmiş silah sanayisi sayesinde, silah ticaretinden milyarlarca Dolar kazanıyor. Bunun için özellikle Asya ve Afrika ülkelerinde, ülke içindeki etnik ve dînî grupları çatıştırarak bölgeye ciddi miktarda silah satıyor. Öte yandan özellikle Ortadoğu'da petrol kaynakları sayesinde 20. yüzyılda oldukça zenginleşen ülkeler arasında da bir çatışma ortamı yaratarak bu ülkeleri silahlandırma yoluna giden ABD; başta Suudi Arabistan olmak üzere, bölgedeki onlarca ülkeye her yıl milyarlarca Dolar'lık silah satışında bulunuyor. Silah sanayindeki gelişmelerle artık eski sayılabilecek silahlarını da böylece elinden çıkaran ABD, sattığı silahların bakım ve onarımını da kendisi yaparak bir taşla iki kuş vurmuş oluyor.

Son yüzyılda ABD ekonomisinin en önemli dayanaklarından olan silah ticareti, başta Pentagon (ABD Savunma Bakanlığı) olmak üzere, ABD politikaları doğrultusunda iş gören medya temsilcileri ve yazarların oluşturdukları gündemlerle canlı tutuluyor. Her dönemde yeni bir dış tehdit algılamasını dillendirerek tüm kamuoyunu yanıltan ABD, böylece abartılı silah sanayi ve ticaretini gölgelemeye çalışıyor.

Savaş ve işgaller de ABD tarafından, silahlarını sergileyebileceği ve kendisine müşteri bulabileceği pazarlar olarak görüldü. Örneğin ABD'nin 1990'da 14 milyar Dolar olan silah ihracatı, Körfez Savaşı'nın yapıldığı 1991'de %64 oranında artarak 24 milyar Dolar'a çıkmıştı.

ASKERÎ MÜDAHALELER

Counterpunch gazetesi yazarlarından Zoltan Grossman'ın, ABD'nin 1890 yılında Kızılderililere karşı gerçekleştirilen Wounded Knee (Yaralı Diz) Katliamı'ndan 2001 yılında başlayan Afganistan işgaline kadar geçen 111 yıllık süre içerisinde gerçekleştirdiği askerî müdahaleleri kapsayan araştırması ilginç sonuçlar içeriyor.

Grossman'ın, küçük-büyük yurtiçi ve dışında gerçekleştirilen müdahalelerden oluşan listesinde tam 134 müdahale bulunuyor. ABD'nin 2. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar yıllık müdahale ortalaması 1.15 iken, Soğuk Savaş döneminde bu oran 1.29'a çıkıyor. Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından ise ABD her yıl ortalama 2 ülkeye askerî müdahalede bulunmuş. Bu tablo, ABD'nin dünya üzerinde kurduğu hegemonik düzenin etki alanı genişledikçe, çıkarları korumak için gerçekleştirilen müdahalelerin sayısının da arttığını gösteriyor. Öte yandan, savaş sonrası dönemde ABD'nin müdahale şekilleri de çeşitlilik arzediyor.

Siyasî Müdahaleler

Bütün dünyada seçimlerin özgür ve âdil olması gerektiğini savunan ABD, kendi seçimlerine gözlemci gönderilmesini, partilerine bağışta bulunulmasını kabul etmiyor. Buna karşın ABD, dünyanın neresinde olursa olsun, gerçekleştirilen demokratik seçimlere müdahalede bulunmaya devam ediyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde bazı partilere verdiği gizli ve açık desteklerle ülkelerin demokratik yönetimlerine müdahale ediyor. Bu müdahalelerde sivil toplum kuruluşları ve medya kanalları yoğun bir şekilde kullanılıyor.

Untitled-2_109
ABD ve Rusya'nın silah sattığı bölgeler

Bu müdahalelere onlarca örnek vermek mümkün. ABD'nin tarihsel süreç içerisinde seçim süreçlerine ya da demokratik yönetimlerine müdahalede bulunduğu ülkelerden bazılarını saymak bile ABD'nin bu alandaki hukuk dışı uygulamalarını gözler önüne sermeye yetiyor: Türkiye, Lübnan, İtalya, Bolivya, Nikaragua, Gine, Japonya, Brezilya, Endonezya, Avustralya, Jamaika, Moğolistan, Bosna-Hersek, Haiti, Bulgaristan, Ukrayna, Guatemala, Rusya, Şili, Portekiz, Laos, Nepal, Vietnam, Dominik Cumhuriyeti

Devamı yarın...

Yorum Yaz

  043396

-