19 AĞUSTOS 2018 PAZAR

Hüseyin Yağmur

ABD’NİN EKONOMİK TETİKÇİLERİ VE ÇAKALLARI  GÖREV BAŞINDA

Hüseyin Yağmur

Tarih Felsefesinin kurucusu sayılan İbni Haldun “Sosyal olaylar iki su damlasının birbirine benzemesi gibi birbirine benzer” diyor. Son yüzyılda ekonomik ve askeri açıdan güçlenerek bir mafya babası gibi dünya ülkelerine  racon kesen ABD'nin yaptığı muameleler de aslında son elli yıldır yaşanan olayların tekrarından başka bir şey değil.

Nitekim ‘Bir Ekonomik  Tetikçinin İtirafları'* isimli kitapta Dünya Bankası eski çalışanı John Perkins yeryüzünde Amerikan emperyalizmini hakim kılmak için hangi suçları işlediklerini, hangi pespaye yöntemlere başvurduklarını açık açık anlatıyor.

Özellikle Güney Amerika ülkelerinin devlet başkanlarını (Kolombiya, Panama, Ekvador vs) suikastlerle nasıl tasfiye ettiklerini, İran, Pakistan, Yemen, S. Arabistan ve Endonezya'yı kendilerine nasıl bağımlı hale getirdiklerini anlatıyor.

Malumunuz ABD geçtiğimiz 10 yıl  boyunca kendinden bağımsız hareket eden dünyanın önemli petrol üreticilerinden Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez'i devirmek için çok sayıda darbe girişimini organize etmiş en sonunda da şaibeli bir hastalıkla Chavez'i tasfiye etmişti. Son olarak onun yerine geçen Maduro'ya önceki gün bir suikast tertip ettiler. Törende bulunan 7 asker yaralandı.

ABD, Ak Parti Hükümetini de 2003'deki tezkere bozgunundan sonra gözden çıkardı. O gün bugün suikastler ve darbe destekleri başta olmak üzere her türlü ayak oyununu ülkemize karşı uyguluyor. John Perkins'in tabiriyle “Çakallar görev başında.” 

Öte yandan Ekonomi derecelendirme firmalarını taşeron olarak kullanarak para ve faiz politikalarımızla oynuyor ve ekonomimizi çökertmek istiyor. John Perkins'in tabiriyle “Ekonomik Tetikçiler görev başında.” 

Bütün bu anlattıklarım hayal mahsulü değil. John Perkins, başka ülkelere yaptıklarını açık açık ciltler dolusu kitapla anlatmış durumda. Türkiye'ye yaptıklarını da 10 yıl sonra bir başka görevli tetikçi ajan anlatacaktır. Aşağıda okuyacaklarınız başka ülkelere yaptıklarından sadece bazıları.

(…….) Ekonomik tetikçiler (ET'ler), yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası, A.B.D. Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ve diğer yabancı 'yardım' kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin doğal kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır. (Perkins,2009:5)

(…..) Biz ET'lerin en iyi yaptığı şeylerden biridir bu: Küresel bir imparatorluk kurmak. Diğer ulusları, en büyük şirketlerimizi, hükümetimizi ve bankalarımızı yöneten şirketokrasiye boyun eğmeye zorlayan koşulları yaratmak için uluslararası finans kuruluşlarını kullanan seçkin bir grubuz biz. Mafyadaki karşıtlarımız gibi, biz ET'ler de 'iyilik' yaparız. Bunlar genellikle altyapı (elektrik santralleri, otoyollar, limanlar, havaalanları, sanayi siteleri) yatırımları için verilen borçlar şeklindedir. Bu tip borçların bir şartı da, tüm projelerin kendi ülkemizin mühendislik ve inşaat firmalarımız tarafından gerçekleştirilmesidir.

İşin aslı, paranın çoğu Amerika Birleşik Devletleri'ni terk etmez bile; sadece Washington'daki bankalardan New York, Houston ya da San Francisco'daki mühendislik ofislerine aktarılır.

Borçlu ülke hem anaparayı hem de faizini son kuruşuna kadar ödemek zorundadır. Eğer bir ET gerçekten başarılıysa, verilen paranın miktarı o kadar fazla olur ki, borçlu ülke birkaç sene sonra ödemelerini yapamaz hale gelir. İşte o zaman da biz, (tıpkı mafya gibi) diyetimizi isteriz. Bu da genellikle şunlardan bir veya birkaçını içerir: Ülkenin B.M'de vereceği oyun kontrolü, topraklarında askeri üsler kurulması, petrol ya da Panama Kanalı gibi değerli kaynaklara erişim. Bu arada borç yükümlülüğü tabii ki devam etmektedir ve küresel imparatorluğumuza bir ülke daha eklenmiştir.(Perkins,2009:16-17)

"ET projelerinden dolayı dış borç içinde yüzen Ekvador, milli bütçesinden haddinden fazla bir payı resmen yoksulluk sınırının altında olarak tanımladığı milyonlarca vatandaşına yardım etmek için kullanmak yerine borç ödemelerine ayırmak zorundadır. Ekvador'un bu borç yükünden kurtulmak için tek şansı yağmur ormanlarını petrol şirketlerine satmaktır.

Petrol şirketleri bu ülkedeki yağmur ormanlarından çıkartılan her 100 dolarlık ham petrole karşı 75 dolar elde eder. Kalan 25 doların dörtte üçü dış borç ödemelerine gider. Dörtte birin büyük bölümü orduya ve diğer devlet harcamalarına gidince sağlık, eğitim ve yoksullara yardıma yönelik programlar için yaklaşık 2.5 dolar kalır.  Böylece Amazon'dan her 100 dolarlık petrole karşı, yenebilir gıda ile içilebilir su yokluğu yüzünden ölen insanlar için kullanılmak üzere 3 dolardan az para kalmaktadır.

Modern imparatorluk yaratma işinde gösterilen ustalık ve kurnazlık Romalı kumandanları, İspanyol istilacıları ve 18. ve 19. Yüzyıl Avrupalı sömürgeci güçleri utandıracak düzeydedir. Biz ET'ler cin gibiyizdir; tarihten ders alırız. Kılıç taşımaz, bizi diğerlerinden ayıran zırh veya giysiler giymeyiz. Ekvador, Nijerya ve Endonezya gibi ülkelerde yerli bir okul öğretmeni ya da dükkan sahibi gibi giyinir, Washington ve Paris'te bir hükümet bürokratı veya bankacı gibi görünürüz.

Ancak eğer başarılı olamazsak, devreye biz ET'lerin çakallar olarak nitelendirdiği ve soylarını doğrudan o eski imparatorluklara dayandıran, çok daha sinsi bir tür girer. Çakallar her zaman oradadır; gölgede beklerler. Ortaya çıktıkları zamansa, devlet başkanları ya devrilir ya da ölümcül kazalarda yaşamını yitirir. Ve eğer şanssızlık sonucu çakallar da başarısız olurlarsa o zaman (Afganistan ve Irak'da olduğu gibi) eski usuller ortaya çıkar. (Perkins,2009:20-23)

(…) Görevim altyapı için büyük miktarda paralar harcanırsa Suudi Arabistan'da neler olabileceğine dair tahminler oluşturmak ve o paranın sarf edilmesi için senaryolar yaratmaktı. Kısacası 'Suudi Arabistan ekonomisine A.B.D. mühendislik ve inşaat şirketlerini de dahil edecektim.Gerçek hedeflerse daima aklımdaydı: A.B.D. şirketlerine yapılacak ödemeleri azami düzeye yükseltip, Suudi Arabistan'ı Birleşik Devletler'e giderek daha bağımlı hale getirmek. (Perkins,2009:125)

(….) Bu garanti karşılığında Washington da Suud Hanedanı'na çok cazip bir teklifle gelecekti: A.B.D. tam ve tartışmasız bir biçimde politik ve gerekirse askeri desteğini sağlama garantisi verecek, böylece hanedanın ülkenin hakimi olarak varlığını sürdürmesini sağlayacaktı. Geriye dönüp bakınca, bazen Suudi Arabistan'ın bu şartı nasıl olup da kabul ettiğini anlamakta zorluk çekiyorum. Tabii ki, geri kalan Arap dünyasının çoğu, OPEC ve diğer Müslüman ülkeler, anlaşmanın şartlarını ve kraliyet ailesinin Washington'un taleplerine nasıl boyun eğdiğini öğrenince dehşete düşmüştü.

Şart şu idi: Suudi Arabistan petrodolarlarını A.B.D. devlet tahvili almak için kullanacak, karşılığında ise bu tahvillerden elde edilecek faiz geliri A.B.D. Hazine Bakanlığı'nca Suudi Arabistan'ın bir Ortaçağ toplumu olmaktan çıkıp, modern ve sanayileşmiş dünyaya adım atmasını sağlamaya yönelik olarak kullanılacaktı. Başka bir deyişle, krallığın petrol gelirinin milyarlarca dolara varan bileşik faizi, Suudi Arabistan'ı modern bir endüstriyel güce çevirmek için kurmuş olduğumuz hayalleri gerçekleştirmeleri için A.B.D. firmalarına ödenecekti. Kendi hazine bakanlığımız bizi, Suudi parası ile tüm Arap Yarımadası'nda altyapı projeleri ve hatta şehirler yapmak üzere işe alacaktı. Süreci başlatmak için, hükümetin en üst kademelerinde görevli birisi, son derece gizli bir görevle, Suudi Arabistan'a gönderildi. O kişi Henry Kissinger idi. (Perkins,2009:130-134)

ABD'nin ekonomik tetikçileri ve çakallarından korunmak için ne yapılması gerekiyorsa geç kalınmadan yapılmalı.

 

*Perkins John,(2009) April Yayıncılık, Ankara

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

  1. Ekonomin 3 kağıda (faiz borsa döviz) baglarsan et iş yapar . Reel sektör(tarım tekstil metal elektrik) etkilenmez. Pazar oldukça üretim devam eder..

Yorum Yaz

  358990

-