24 EYLÜL 2020 PERŞEMBE

ABD VE DÜNYA MEDYASI KÜRESEL GÜÇLERE HİZMET EDİYOR

ABD, küresel menfaatlerini gerçekleştirebilmek için medyayı da etkin bir şekilde kullanıyor. Muhâlif seslerin bastırıldığı, tüketimi, sermayeyi, küresel güçlerin çıkarlarını gözeten, kitleleri eğlendirerek manipüle eden bir medya kültürüne sahip ABD’de, ciddi bir tekelleşme göze çarpıyor. 1983 yılında çokuluslu 50 holdingin kontrolü altında olan ABD ve dünya medyası, bugün yalnızca birkaç küresel medya devi tarafından kontrol ediliyor.


ABD VE DÜNYA MEDYASI KÜRESEL GÜÇLERE HİZMET EDİYOR

AOL Time Warner, Disney, Bertelsmann, Viacom, News Corporation, TCI, General Electric, Sony ve Seagram gibi dev şirketler, ABD siyâsetinin ve küresel sistemin dünya üzerindeki meşrûiyetinin sağlanmasında önemli katkılar sağlıyorlar. Küresel faaliyet gösteren medya endüstrisi Amerikalıların ve tabii dünyanın ne göreceğine, ne dinleyeceğine ve ne okuyacağına karar veriyor. Radyolar, matbaalar, web sayfaları ve televizyonları kontrolü altında tutan bu şirketler, dünya medyasına şekil veriyor.

Televizyon, gazete ve internet dışında, sinema sektörü de ABD politikalarında önemli görevler üstleniyor. Hollywood yapımları, ABD'nin dünyaya açıklamakta güçlük çektiği uygulamalarının tartışılmaya başlayacağı durumlarda devletin yardımına yetişiyor ve beyaz perdeye yansıyan kahramanlık hikayeleriyle milyonlarca insanın hayatına mâlolan işgaller meşrûlaştırılmaya çalışılıyor.

 Uzun yıllardır bu misyonu üstlenen yapımlar tüm dünyada gösteriliyor. Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler Birliği'nin Afganistan işgaline karşı yapılmış bir kahramanlık hikayesi olan Rambo serisi, bu alanda sembolleşen yapımlar arasında yeralıyor. Yine Amerikan Hava Kuvvetleri'ni yücelten yapımlardan biri de Top Gun'dı. 11 Eylül sonrasında başlatılan Afganistan ve Irak işgalleri için de benzer yapımlar devreye girdi. Home of The Brave (Cesurların Evi-2006), Grace ise Gone (Gidenler ve Kalanlar-2007), In The Valley of Elah (Tanrının Vadisinde-2007), Redacted (Örtülü Gerçek-2007), The Hurt Locker (Ölümcül Tuzak-2008), Stop-Loss (Görev Uğruna-2008), W. (Beyaz Saray-2008), The Messenger (Haberci-2009), Green Zone (Yeşil Bölge-2010) ve Return (Dönüş-2011) gibi yapımlar genel olarak Irak İşgali'ni konu edinirken, bu yapımların hiçbirinde olaylara işgale maruz kalan Iraklıların gözünden bakılmıyor. Hemen hepsi başta Oscar olmak üzere sinema endüstrisinin prestijli ödüllerine layık görülen bu yapımlar, dünya kamuoyunda işgalleri meşrulaştırma görevini başarıyla yerine getiriyorlar.

 ÇEVRE SAĞLIĞI İHLALLERİ VE KYOTO PROTOKOLÜ

 BM İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi kapsamında, dünyada karbondioksit çıkaran maddelerin kullanımının azaltılmasını öngören Kyoto Protokolü'nü hazırladı. Protokol, iklim değişikliklerinin ve küresel ısınmanın sorumlusu görülen motorlu araçlar ve fosil yakıtı kullanan sanayi işletmelerinin, özellikle sanayileşmiş ülkelerde 2012 yılına kadar, 1990'lı yıllardaki kullanımının %5.2'si seviyesinde indirilmesini öngörüyordu.

 ABD 2001 yılında, Kyoto Protokolü'nün şartlarını yerine getirmeyeceğini, antlaşmanın küresel düzeyde gerçekleşen iklim değişikliklerine karşı mücadele etmenin uygun yöntemlerini içermediğine inandığını açıkladı. Bunun yerine daha ileri ve ticârî bir sistemle hava kirliliğine neden olan üç temel maddenin sınırlandırılmasını öneren ABD, bu üç temel maddenin içinde karbondioksiti zikretmedi; çünkü sanayi devi ABD için karbondioksit kullanımının sınırlandırılması mümkün değildi. Kyoto Protokolü karbondioksit kullanımında zorunlu kesintiler öngörürken, Bush Planı kirlilik yaratan maddelerin kullanımında her bir ton için ücret karşılığı izin belgesi alınmasını öneriyordu. Plana göre, kirliliğin yayılmasına son vermek için şirketler ücret karşılığı aldıkları bu belgeleri daha sonra kullanabilecek veya izne ihtiyaç duyan başka şirketlere satabileceklerdi. Yapılan araştırmalarsa, planın uygulanması durumunda karbondioksit yayılımının azalmak bir yana, %33 oranında artış göstereceğini ortaya koyuyor.

 ABD'NİN LATİN AMERİKA'DAKİ MÜDAHALELERİ

 ŞİLİ

 ABD, Şili'de demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş Salvador Allende'nin, CIA aracılığıyla Eylül 1973'te diktatör General Augusto Pinochet tarafından kanlı bir darbeyle devirerek işbaşına gelmesini sağladı. Allende, uzun yıllar Şili politikasında sistem karşıtı, muhalif politik kimliğiyle varolmuştu. Darbe sırasında öldürülen Allende'den sonra binlerce insan gözaltına alınarak işkenceye maruz kaldı ve katledildi.

 NİKARAGUA

ABD'nin Amerika kıtasındaki müdahaleleri 1980'de Nikaragua ile devam etti. ABD, Nikaragua'da sol görüşlü Sandinistlere karşı yürütülen savaşa destek verdi. Taraftarları, Liberal Parti Başkanı Augusto Cesar Sandino'nun isminden hareketle kendilerini Sandinistler olarak adlandırıyorlardı. ABD; Sandinistleri, Bolşevizm'in bir uzantısı olarak görüyor ve ülkedeki karşıtlarına para yardımında bulunuyordu. Ülkede ABD'nin yarattığı terör ve güvensizlik ortamından olumsuz etkilenen Nikaragua halkı, sonunda iç politikadaki başarılarına rağmen Sandinistlere olan desteğini çekti. ABD'nin anti-demokratik olmakla suçladığı Sandinistler, 1990'daki seçimleri kaybettiklerinde iktidarı teslim ettiler ve daha sonraki üç seçimi de kaybetmelerine rağmen anti-demokratik herhangi bir yola başvurmadılar.

 CONDOR PLANI

 1954'te Paraguay, 1964'te Brezilya, 1966'da Arjantin, 1971'de Uruguay, 1973'te de Şili ve Bolivya'da, ABD desteğiyle gerçekleşen askerî darbelerle demokratik yönetimler iktidardan uzaklaştırıldı ve ABD politikaları doğrultusunda hareket eden kukla yönetimler işbaşına geldi. 1975 yılında Santiago'da toplanan sözkonusu ülke temsilcileri, muhâlif yapılanmalara karşı birlikte hareket etme kararı aldılar. CIA desteğiyle uygulamaya konan bu operasyon kapsamında onbinlerce insan gözaltına alındı ve öldürüldü.

DİĞERLERİ

 

  1. yüzyılın başından itibaren, , sömürgeci güçlerin işgalleri altında ezilen Amerika kıtası halkları, 19. ve 20. yüzyılda da ABD müdahalelerine maruz kaldı. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında, dünya üzerindeki hegemonik varlığını giderek pekiştiren ABD'nin gerek askerî, gerek siyasî müdahalelerle büyük zararlar verdiği bazı kıta ülkeleri şunlardır: Brezilya, Bolivya, Kolombiya, Küba, Dominik, Ekvator, El Salvador, Guatemala, Haiti, Honduras, Jamaika, Meksika, Panama, Surinam, Uruguay.

 

 

 

Yorum Yaz

  299579

-