26 MAYIS 2019 PAZAR

Ahmet Doğan İlbey

AÇLIĞA MEDHİYE

Ahmet Doğan İlbey

Yalnızca akla itibar eden modernlikten mâlûl bir kısım Müslümanlar, İbrahim Hakkı Hazretlerinden ödünç aldığımız yazı başlığına, yâni açlığa medhiye düzüşümüze “tasavvuf saçmalığı” diyecekler. 

Modern kapitalizmin tüketim saldırılarına karşı dik durmak ve nefse gâlip gelmek için “Mârifetnâme” sindeki manzum nasihatlerden (s.357-358) on-onbeş mısra okuyup öyle çıkmalı sokağa... Mensur olarak hülâsa ettiğimiz nasihatleri pozitivist tıp ve psikiyatriyi ezip geçecek hikmetlerle dolu:

Açlık öyle bir şeydir ki, her mânanın sırrına onun vasıtasıyla varılır. İnsan ancak açlıkla bulur Rabbini. Nefsini dinleyenler için bir zindan, gönül ehline ise hoş bir meydandır açlık. Gönle safa ve lezzet verir, çünkü Allah'tan Hak erenlerine verilmiş bir ihsandır. Peygamberlerin yiyeceği, evliyanın halleri ve makamlarıdır. Âriflerin açlığı arınma, zahidlerin açlığı hikmet, âşıkların açlığı Allah'a yakın olmaktır. Cümlesi açlıkla beslenmişler. Açlık, en tatlı yemek olup Mevlâ'nın bir ziyafetidir. Allah bir kulun iyiliğini istese ve ona yardım etse, ilk önce onun midesini yemekten keser. Dinî cihetten yükselmek isteyen bir kul kendisini açlığa alıştırmalı.

Açlık ulvî bir lezzet ve sanattır   

Açlığın ulvî bir lezzet ve hâl olduğunu “Amellerin efendisi açlıktır” buyuran Resûller Resûlü Efendimiz'den öğreniyoruz.

Açlık, yâni oruç, Sezai Karakoç'un söylediği gibi “İnsanı ölüme değil, diriliş aydınlığına götürür. Ab-ı hayatta yıkanmaya, çiğ tanesinde göğü seyretmeğe ve gökkuşağının altından geçmeğe…” Öyle ulvî bir hâldir ki açlık “samanyolunda ziyafettir”, “gök armağanıdır” ve “hayvandan meleğe doğru yolculuktur.” (Samanyolunda Ziyafet)                                                                                                                                                                                                      

“Neden açlıktan övgü ile bahsediyorsun?” diye soranlara, “Eğer Firavun aç olsaydı, ‘En büyük Rabbiniz benim' demezdi…” diyen Beyazid-i Bistami Hazretlerinin ulvî tecrübesi, çok yemek şehvetine kapılan bir kısım Müslümanlara aykırı geliyor. (Sultanü'l Ârifin Bayezid-i Bistami Hayatı-Sözleri- Nasihat ve Duaları, Mahmut Durusoy)

Açlığın, yâni orucun erdemine “mahalle baskısıyla” değil, hulus-ı kalple inanıyorsak, açlığı zavallılığa dönüştürmeden, modern kapitalizmin “ Çok ye, çok tüket” sloganına karşı mücadele etmek gerek. Sezai Karakoç ‘un “İnsan ve Oruç” şiirindeki mısralarıyla açlığın ulvî kudreti neymiş anlasınlar modern iştihanın ve midenin esiri olanlar:   

“Ey oruç, diriltici rüzgâr, İslâm baharı /  Es insan ruhuna inip yüce ilham dağından / Kevser içir, âbıhayat boşalt kristal bardağından …”(Zamana Adanmış Sözler / Şiirler V)

----------------------------------------

“USULSÜZ DİN KONUŞMALARI”

 

Ali Yurtgezen hocanın, Semerkand Dergisi Mayıs 2019 sayısında ehl-i dil olanların okuması gereken yine iki yazısı var. İlki “Usulsüz Din Konuşmaları.”Usulsüz hüküm zarar getirir”, “Usulsüz bilgi asılsız bilgidir”, “Üslûba ve Ehl-i Sünnet çizgisine dikkat” ara başlıklarıyla son derece uyarıcı ve izah edici bu yazıdan, dinimiz hakkındaki indî konuşmalar ve yorumların ne menem kusurlar ve art niyetlerle dolu olduğunu öğreniyoruz.

 

İkincisi, T. Ziya Ergunel müstearıyla yazdığı “Ey Âşık-ı Dildâde” başlıklı bir ilahî şerhi… Mutasavvıf Hasan Sezâî hazretlerin ait bir ilahinin şerhi:

“Ey âşık-ı dildâde, gel nûş edelim bâde / Bir bâde gerek ammâ kim içile me'vâde / Sâkîsi ola Mevlâ, akdâhı ânın esmâ / Bir kez nûş eden kat'â, gam görmeye dünyâda / Bir kez içen âşıktır, yolunda hem sadıktır / Aşk öğrete lâyıktır, Mecnûn ile Ferhâd'a…”

 

Adı geçen güzel yazıdan bir bölüm: “Bu ilahî, Halvetiyye'nin kollarından olan Gülşenî tarikatinin pîr-i sânîsi Hasan Sezâî k.s. hazretlerinin bir manzumesi. 1738'de Edirne'de Hakk'a yürüyen ve buradaki dergâhında medfun bulunan Sezâî-yi Gülşenî hazretleri, zamanında, ‘Osmanlı'nın Hâfız-ı Şirâzî'si' diye vasfedilecek kadar usta bir şair aynı zamanda. Manzume bir ‘bâde', yani ‘içki' mazmûnu/sembolü etrafında dönüyor. Bâde, Farsça bir kelime ve Arapçadan bizim dilimize de geçmiş ‘şarab'ın karşılığı. Tasavvuf şiirinde şarap, meyhâne, sâkî, mestlik yahut sarhoşluk gibi işret meclisine dair kelimeler çokça kullanılır. Mesela Yunus Emre hazretleri, bir ilahisinin başında, ‘Bir sâkîden içtik şarab, arştan yüce meyhânesi / Ol sâkînin mestleriyiz, canlar ânın pervânesi' der. Bilenler bilir, bu kelimeler birer benzetme unsuru olarak kullanılmakta ve elbette haram bir fiili ifade etmemektedir. Yine de benzetme maksadıyla olsa dahi tasavvuf ehlinin, masiyeti çağrıştıran, yanlış anlamalara yol açabilecek böyle sözler söylemesini doğru bulmayanlar olabilir. Şerhe geçmeden, şu meseleyi izaha çalışalım. Malum, tasavvuf hâldir. Bâtında yaşanan mücerret hâlleri dil ile doğrudan anlatmanın imkânsız derecesinde zor olduğu ortadadır. Ancak teşbih/benzetme yoluyla, o mücerret hâle benzeyen, bilindik bazı müşahhas tutum ve davranışlarla anlatılabilir. Vahdet idraki, ilahî hakikatlerin keşfi yahut en çok da bu idrak ve keşfi mümkün kılan aşk-ı ilahî, kişiyi kendinden geçirip cezbe gibi, vecd veya gaybet hâli gibi bir çeşit sarhoşluğa sebebiyet verdiği için şaraba benzetilmiştir. Şarap ilahî aşk olunca, bu şarabı sunan sâkî ‘mürşid-i kâmil', meyhâne de ‘dergâh' olur.”

 

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: ilbeyali@hotmail.com

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  886478

-