AFGANİSTAN’I ADIM ADIM SOVYETLEŞTİRDİLER


AFGANİSTAN’I ADIM ADIM SOVYETLEŞTİRDİLER

Komünist rejim karşısında artan isyanlar ve halkın bir türlü istenileni kabul etmemesi ise eğitim maskesi altında çocukların ailelerinden zorla kopartılarak birer KGB ajanına dönüşmesine yol açmıştır. 1980'li yılların başından itibaren 7-15 yaş arasındaki çocukların SSCB'ye gönderilmesi suretiyle gerçekleştirilen kimliksizleştirme hareketinin perde arkası mimarı olarak Karmel'in eşi Menbuba Karmel gösterilmiştir. Bunun nedeni ise kendisinin müdürü olduğu Parverişgâh-i Vatan isimli yetiştirme yurdundaki öğrencilerin bir hapishaneyi andıran yurttan SSCB'ye eğitim için zorla gönderilmeleridir. Genellikle anne-babaları ölen ya da okullardan topladıkları çalışkan çocukları seçen yönetim bu çocukların daha rahat ve daha iyi bir gelecek için gönderildiğini söylese de bir öğrencinin anlattıkları yaşananları ortaya koymaktadır:
“…Ertesi gün bizi bir subaya götürdüler. Subay bize bir askerî kışlada olduğumuzu söyledi. Onun dediğine göre burada düşmanla savaşmayı öğrenecekmişiz. Hemen eğitime başladık. Bize, nefesimizi tutmayı, yere sürünerek yürümeyi, zikzak yaparak koşmayı, saklanmayı, sessiz hareket etmeyi öğretti-ler.”
Naim Canburay'ın anlattıkları aldıkları eğitimin mahiyetini gösterirken 7-13 yaş arası bu çocuklara Afganistan halkı eşkıya ve öldürülmeleri gereken kişiler olarak tanıtılmıştır. Naim'in anlattıkları arasında çocuklara akşamları votka vermeleri ve bunu güçlenmeleri adına verdiklerini belirtmeleri de bulunurken amacın mücahidler ile baş edemeyen ve ağır kayıp-lar veren Sovyetlerin bu çocuklar aracılığıyla hem mücahidler arasındaki bağı çökertmek hem de yetişen yeni nesil aracılığıyla Afgan halkının Sovyetleşmesini hızlandırmak olduğu gözükmektedir. Ülke içindeki eğitim kurumlarında da komünist ideolojiye uygun bir eğitim sistemi ile öğrenciler arasında ideolojik bir nesil yetiştirme çabası sürdürülmüştür.
Karmel rejimine bağlı ordudaki kopmaların ve dağılmaların yaşanması üzerine köylerden topladıkları çocukları da askerî eğitim amaçlı Rusya'ya gönderen işgal, güçleri bu çocuklar üzerinden Sovyet ideolojisini yaymak ve benimsetmek için çalışmıştır. Muhammed Sahî ve Seyid Mazlum adlı iki gencin anlattıkları halkı Sovyetleştirme çalışmalarının eğitim maskesiyle sürdüğünün kanıtıdır. Zorla askere alınmalarının ardından bir gün Rus bir subayın gelerek kendilerine söylediği sözler Afgan gençler üzerinden yürütülen politikanın bir gös-tergesidir:
“Sizi eğitmek için Rusya'ya götüreceğiz. Orada eğitildikten sonra tam asker olacak, hakikati öğreneceksiniz, gelip Afganistan'a hizmet edeceksiniz. İsyancıları temizleyecek, sosyalizmin adaletini öğreneceksiniz, göreceksiniz.”
KHAD = İŞKENCE
‘Khedemat-i İttıla'at-i Davleti' adlı komünist rejimin gizli haber alma örgütü Afgan halkı için işkence merkezine dönüşürken Moskova tarafından örgütlenen ve finanse edilen KHAD'ın başında işgal devrinin son lideri Dr. Necibullah bulunmuştur. ‘Her Afgan ailesinden bir üye edinmek' gibi bir hedefi olan örgütün tam eleman sayısı bilinmese de Kabil'de 20 binin üzerinde elemanı olduğu tahmin edilmiştir. Ayrıca bu örgüt her 500 metreye koyduğu kontrol noktalarıyla halkın yaşamını daha da zorlaştırmıştır. Özellikle mücahidlerin Kabil'e sızmamaları için çok sıkı tedbirler alan örgüt gece baskınları düzenleyerek sık sık masum insanları rastgele tutuklamış, çeşitli işkenceler sonucu bu insanların hayatlarını kay-betmelerine neden olmuştur. Devrimden sonra işkencenin bir kurala dönüştüğü Afganistan'da işgalle birlikte hükümetin kamuoyuna açıklama yapma gereği duymadan işkencenin bir tür cezaî fonksiyona dönüştürüldüğü bilinmektedir.
ÜNİVERSİTE'DEN BAŞLAYAN 7 CEPHE
Afganistan'da 1969 senesinden itibaren üniversite merkezli başlayan İslamî hareket Mısır'daki Müslüman Kardeşler'le bağlantılı olarak Cevanan-ı Müselman adıyla teşkilatlanmış, ancak 1973'te Davud Han tarafından yasaklanan teşkilatın aralarında Hikmetyar'ın da olduğu önderleri hapse atılmıştır. Daha sonra hapisten çıkan teşkilat liderleri Hikmetyar ve İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Rabbani, Pakistan'a giderek işgal sırasınca kendilerine bağlı birlikler ile direniş göstermişlerdir. 1979 işgalinde Hikmetyar'ın diğerlerinden yolunu ayırarak yeni bir oluşumun içine girmesi ve ayak-lanmaları başlatmasının ardından (Hizb-i İslami) oluşan diğer cepheler ve komutanlar şunlardır:
Bu direniş hareketleri karşısında zamanla çözülmeye başlayan Sovyet ordusu dağılmaya başlamış, Sovyetlerin 1988'den sonraki çekilme hareketinde bu grupların büyük etkisi olmuştur.
SOVYET ORDUSUNUN ENTERNASYONEL BORCU
24 Aralık gecesi Sovyet askerlerine, komşuları Afgan halkının devrimini baltalamak isteyen emperyalist güçlere karşı yardım amaçlı gittikleri söylenirken Afgan işçilere yardım etmenin enternasyonel bir borç olduğu vurgulanan askerler kısa sürede Afgan topraklarına girdiklerinde halkı katliamdan geçirmişlerdir. Bu işgalin bir ‘terör kampanyası' olduğunu söyleyen Garak Camalbekov adlı Sovyet askeri şunları anlatmaktadır:
“ …Tanklar köylerdeki evlerin üzerinden geçerek, birçok evi yerle bir etti. Bir evin üzerinden tankla geçerken, ben tankın içinde olduğum halde çocukların ve kadınların çığlıklarını çok net duyabiliyordum.”
Benzer uygulamaları zamanla askerlerin kaçmasına ya da saf değiştirerek mücahidler tarafına geçmesine neden olurken savaş suçu işleyen Sovyetler tüm bunları gerçekleştirmesine rağmen bugüne kadar hiçbir ceza almamıştır.

Yorum Yaz

  701933

-