18 OCAK 2020 CUMARTESİ

Ahmet Doğan İlbey

“AĞLAYIN SU YÜKSELSİN BELKİ KURTULUR GEMİ”

Ahmet Doğan İlbey

Ağlamak, Resûller Resûlü Efendimiz'in, vefat eden oğlu İbrahim için döktüğü mübarek gözyaşlarıdır…

Allah'tan kuluna bir hediyedir ağlamak. Müminin gözlerinden seccadeye dökülen birkaç damla yaştır. Bizden evvel giden ahbaba ağıt ve hüzündür. Cehenneme giden yolun ateşini söndüren su'dur. Sözün bitip gözlerin dile geldiği vakittir…

Mârifet işidir ağlamak. Mârifetullah'a sahip olanlar, yâni Allah'ı hakkıyla tanıyıp bilenler ağlamanın ecrini görebilirler ancak.

Ağlamak, Yakub'un gözlerinden akan Yusuf'tur. Yusuf da babası Yakub'dan uzak kaldığı için o kadar ağladı ki, zindandakiler: “Ey Yusuf! Ya geceleri ağla gündüzleri sus veya gündüzleri ağla geceleri sus!” dediler.

Bütün peygamberler ağlamıştır     

Bütün peygamberler ağlamıştır. Ağlamayan câhildir. Ağlayamıyorsanız kalbiniz kirlidir. İmam-ı Gazâli, Kalplerin Keşfi'nde “Ağlamayan aldanmıştır, ağlarken riyâ yapıyorsa o da aldanmıştır” diyor.

Yaratılmışların en şereflisi insan nasıl ağlamaz? Sahabeler az güler, çok ağlarlardı. Ağlamak, hazret-i insanın vasfı.  “Allah'ım, ağlamayan gözlerden sana sığınırım” diye niyaz edenlerden olmak gerek. Ağlayabiliyorsanız kurtulursunuz.                                                                                                                                                                                                                                                              

Her yürek ağlayamaz

Her yürek ağlayamaz; ağlamak bir meziyettir. Ağlamasını bilen için gözyaşı şifadır. Mânevî hastalıklarımızın iyileşmesi, dualarımızın yerine ulaşması için ağlayalım. Allah korkusuyla dökülen gözyaşı makbuldür, rahmettir bilene. Hz. Mevlânâ, Mesnevî'sinde (cilt:2) ağlamanın bedelini şöyle hikâye eder:

“Dadı ve annenin çocuk ne zaman ağlayacak diye bahaneler aradığı gibi Allah'da, insanlar ağlasın da süt meydana gelsin diye ağlamayı yarattı. Çocuk ağlamadıkça süt nasıl coşar? Bir günlük çocuk bile bu hakikati bilir. Ağlayayım da esirgeyen dadı gelip yetişsin ister. Dadılar dadısı da insan ağlamadıkça sebepsiz bedava sütü pek az verir. Bu yüzden insan, ‘çok ağlayın' gerçeğine kulak verdi. (…) Allah, yoldan çıkan kavimlerin gözyaşlarına acıdı. Onlar nedamet gösterip ağlayınca kurtuldular. (…)Yunus Peygamberin kavmi gözyaşı ile musibetten kurtulmuş. (…) Hz. Yakup ağlamasının sonunda Yusuf'a kavuştu.”

Ağlamayı unutmasaydı Müslümanlar…                                                                                      

Müslümanlar birbiriyle savaşıyor. Her yerde acı, kan ve zulüm. Allah'ı ve Resûlünü unuttular da ondan. Gözyaşının kudretli birleştiriciliğini anlayabilseydi, ağlamayı unutmasaydı Müslümanlar birbirlerini öldürürler miydi? Niye öldürüyorsunuz da hiç ağlamıyorsunuz sordular mı birbirlerine? Ağlamak için kalp gerek, vicdan gerek. Gözünüz ağlasın, kalbiniz ağlasın…

Ey birbirini katleden biz Müslümanlar! Peygamber Efendimiz'in ümmeti için döktüğü gözyaşlarına hürmeten çokça ağlayalım! Bizi ancak ağlamak kurtarır. Ağlamayı ibadet sayan bir medeniyetin mensubuyuz. Kardeşini düşman bilen kalplerimizin fitneden arınması için, komşumuzun gördüğü zulüm için hep birlikte ağlayalım.

Birbirimizi katletmenin, kâfire muhtaç olmanın utancından Kâbe'ye yüzümüzü dayayıp, Efendimiz aleyhisselâtüvesselâm'ın mübarek kabrine diz çöküp hıçkıra hıçkıra ağlayalım. Dirlik ve birliği sağlamanın en güçlü tâlimi gözyaşı dökmektir.

Katliamlarımızı, kötülüklerimizi gözyaşlarınızla temizleyemiyorsak akıbetimiz helâk olan kavimler gibi olacak. Gözyaşı, musibetlerden kurtulmanın şartlarından biridir. Gözyaşlarıyla ıslanmış ümmet olmak gerek yeniden!  “Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi” diyor üstad Necip Fâzıl.                       

                                                        

 

 

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: ilbeyali@hotmail.com

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  138326

-