9 AĞUSTOS 2020 PAZAR

Ahmet Doğan İlbey

AH, İSTANBUL! SENİ CHP’Lİ ÇOCUĞA VERMİŞLER

Ahmet Doğan İlbey

Ah, İstanbul! Seni Chp'li çocuğa vermişler, ağlanacak gün bugün. Ah kara kaderli İstanbul, seni ellere vermişler, gönlünü derde salmışlar. İstanbul'u eller aldı / gönlümü derde daldı.                                                                                       

Sultan Fatih'in kızı İstanbul'u lâdinî, pozitivist, Kemalist, rakısever alkollü laik hayatın savunucusu Chp'li birine vermişler. Hazret-i Fatih'in kemikleri sızlıyor. Hayli zamandır böyle bir acı görmemişti İstanbul. İstanbul İstanbul olalı çoktandır böyle bir zulüm görmemişti.                                                             

Şeâmetli günler gelecek, ocağı tütmeyecek, yüzü gülmeyecek İstanbul'un                                                                                

İstanbul'u Chp'li bir çocuğa vermişler. Demek ki eski şeametli (uğursuz) günler geri gelecek. İstanbul'un başında kara bulutlar dolaşacak, yüzü gülmeyecek, ocağı tütmeyecek, aşı pişmeyecek… Ezanların sesi kısık, yolları kırık dökük, suları kesik olacak… Denizleri pis kokacak, çöpten geçilmeyecek caddelerinden…                                                                                                   

Müslüman Türk İstanbul'un surlarında şarap ve bira festivalleri, vatana haini, Moskof uşağı, ateist, kızıl komünist Nazım Hikmet günleri gırla gidecek. Kulağımızı patlatırcasına Kemalizm marşları söylenecek her gece opera binalarında. Ensemizde Atatürkçülük bozası pişirecekler yine. Kandil gecelerinde sesi kısılmış olan câmilerin mahyalarında  “Mustafa Kemâl'in askerleriyiz” sloganlarını okuyacağız, içimiz ezik…                                                   

Hâşâ huzurdan Lbgt'liler her köşe başına dernek açıp, “Lud kavminin döllerine özgürlük” diye bağıracaklar. Gezi Parkçılar, HDPKK yandaşları İstanbul'un sokaklarını haraca kesecek ve elimize zorla “Azadî bo Kurdistan ve Öcalan” (Kürdistan'a ve Öcalan'a özgürlük) broşürü verecekler…                      

“İstanbul'un başına çöken bu şeâmeti kim defedecek?”                                                                           

“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” diyen Yahyâ Kemâl mezarından çıkıp “İstanbul'un başına çöken bu şeâmeti acaba kim defedecekti?” diye gönül koyardı uzun iktidara… Aziz İstanbul'un Chp'li bir gence verildiğini duysaydı, kederinden oturup şu şiirini bir daha yazar ve tekrar ölürdü:                                     

“Hepsi der: ‘Hangi şehir görmüş onun gördüğünü?'/ Bizim İstanbul'u fethettiğimiz mutlu günü / (…) Üsküdar, gözleri dolmuş, tepelerden bakarak / Görmüş İstanbul'a yüzbin meleğin uçtuğunu / Saklamış durmuş, asırlarca, hayâlinde bunu.”                                                                                             

İstanbul âşıkı Necip Fâzıl'a ne diyeceğiz?                                       

Necip Fâzıl üstadımız, İstanbul'un Chp'li bir gence verildiğini duyarsa ne yapacağız? Nasıl zapt edeceğiz onun İstanbul'a olan aşkını, fikirli öfkesini?                                                                                                         

“Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar / Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar / İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim / O benim, zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim / Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur / Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur / İstanbul benim canım, vatanım da vatanım…”                                                                                                                                         

Ah, İstanbul! Seni Chp'li bir çocuğa vermişler. Yüreğim buna yanar. İstanbul'u eller (Chp) almış aman aman /  Bana ar geliyor aman aman / Bu nasıl yara aman İstanbul / Seni CHP'ye kimler kaptırdı aman İstanbul.                                     

Veliler, erenler duyun! İstanbul'u Kemalist Chp'li bir çocuğa vermişler                                                                                      

Üçler, yediler, kırklar, veliler, erenler duyun! İstanbul'u Kemalist Chp'li bir çocuğa vermişler. İstanbul' a hiç benzemez. Huyu huyunu tutmaz, suyu suyunu. İki ayrı dünyanın insanı bunlar. Chp'li çocuk adı üstünde Chp'li, Frenk mukallidi, laikçi, jöntürk, Atatürkçü vesaire… İstanbul ise Müslüman Türk'ün, yâni Fatih'in gözdesi… Bu ikisi uyum sağlamaz, Bu iş üç vakte kalmaz talâk, yâni boşanma ile sonuçlanır. Nihayetinde İstanbul'a yazık olur, gururu incir, keder düşer.                                                                                                                 

Ah, İstanbul! Chp'li çocuk seni bize göstermez artık. Eşkâlini, kimliğini değiştirir, saçını başını açar, asrî bir kılığa sokarsa seni nasıl tanıyacağız? Acı çekeceksin, kişiliğini değiştirmeye çalışacak, kendine benzetecek Chp'li çocuk seni. Seni Chp'li çocuğa verenler verem olsun, sabaha çıkmasınlar.                               

Seni Chp'ye verenleri bir bir sayacağım, unutma sakın! HDPKK, “Anıtkabir'de îman tazeledim” diyen Hanım Kişi'nin ülkücümsü, solcu, ulusalcı, Atatürkçü karışımı melez partisi, “Saadet” adlı fosillerin partisi ve her türlü ahlâksız, cemiyet dışı marjinal dernekler… Kemalist / Atatürkçü güruhun dernekleri Chp'de mündemiçtir, saymaya gerek yok.                                                                           

En trajik olanı söyleyeceğim şimdi. Seni Chp'li çocuğa kaptıran başımızdaki iktidardır. Kartlaşmış, yanlış bir damat adayı seçerlerse böyle olur…  Ameli, ahlâkı düzgün, yıpranmamış genç bir damat adayı bulunmalıydı. Olan oldu, ağıt yaksın, dizlerine vursun iktidar.                                                                                   

Bekle ey İstanbul! İktidarın Atatürkçülük yapmak, bebek katili Öcalan cânisinin aracılığına temenna etmek, Kürdistan ve HDP lafzı gibi kusur ve mürailiklerinin ters teptiğini, hiçbir işe yaramadığını da sayacağım.

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: [email protected]

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  626338

-