Hüseyin Yağmur

AİLEYE KIYMAYIN EFENDİLER!

Hüseyin Yağmur

Gıda konusuyla yakından ilgilenen bir arkadaş bundan 20 yıl kadar önce piyasada yerli domates tohumu kalmadığını onun yerini sadece bir kez ürün veren ve bir daha çoğaltılamayan İsrail tohumunun aldığını söylemişti.

Zaman içerisinde İsrail tohumu bütün piyasayı kapladı. Anadolu tohumu ortadan kayboldu. Şimdi bizler genetik yapımıza nasıl tesir bıraktığını bilemediğiniz İsrail tohumundan üretilmiş domatesler kullanıyoruz.

Toplumların çekirdek yapısı olan aileyi de bir tohuma benzetmek mümkün. Eğer tohumunuza sahip çıkmazsanız geleceğinizi kendi ellerinizle yok etmiş olursunuz.

Ülkemizde uzun zamandır aileye sahip çıkan bir anlayış maalesef yok. Büyük bir sabırla Başkanlık Sisteminden ve Başkanın Kabinesinden aileye sahip çıkan bir yaklaşım beklerken bir büyük hayal kırıklığına uğradık.

Yıllardır tahribe uğramış aile yapımıza sahip çıkacak anıtsal değerde ve hiç bir kuruluşla eklemlenmeden, tek başına bir AİLE BAKANLIĞI ve bu bakanlığı geleceğe taşıyacak abide şahıslardan oluşan bir Bakanlık beklerken tam bir şok yaşadık.

Ailenin, Çalışma Bakanlığının dış kapısının mandalı haline getirildiğini hayret ve şaşkınlık içinde gördük.

…………..

Yıllar önce birlikte çalıştığımız bir arkadaş çocuklarını artık büyüttüğü için Sosyal Hizmetler Kurımu'ndan koruyucu aile kapsamında 5 yaşında bir erkek çocuk aldılar. Aradan birkaç gün geçmişti ki arkadaş bir olay anlattı. Eşi, alınan çocuğu banyo yaptırmak istemiş. Ancak çocuk bütün ısrarlara rağmen üzerindeki elbisleri çıkarıp banyoya girmemiş. Bir süre sonra bir uzmana gittiler.Uzman hüzünle şu tesbiti yapmış. “Bu çocuk banyo yaparken bir travma yaşamış. Bir cinsel saldırıya uğramış. Bundan dolayı çocuk banyo yapmak istemiyor” demiş.

Bozuk aile yapısının bir ürünü olarak Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne terkedilmiş bu ve benzeri çocuklar topluma nasıl kazandırılacak? Normal bir fert olarak nasıl bir yuva kuracaklar? Meçhul…

Bir başka yakınım da yine böyle bir çocuğu koruyucu aile kapsamında Sosyal Hizmetler Kurımu'ndan aldılar. Çocuk yaklaşık beş yıldır yanlarında. Ama hala bir türlü normalleşemedi.

Yakınım olan aile yedi evliya sabrı ile çocuk ile ilgilenmeye onu topluma kazandırmaya çalışıyor.

Ak Parti Hükümetleri her türlü veriyi heyecanla takip ediyorlar da boşanma istatistikleri ile ilgilenen bir türlü çıkmıyor. Boşanma istatistikleri bir yangın olarak toplumumuzu ve aileyi sarmış durumda. Binlerce fert bu yangının ateşiyle yandı, binlercesi boğuldu. Boşanan ailelerden kaynaklanan kara delik ülkeyi, milleti, toplumu yutacak kadar büyüdü.

Halbuki Ailesini yok eden toplumlar kendilerini yok etmiş olurlar

………..

Üstad Mehmet Niyazi Özdemir anlatmıştı. Almanya'da doktora yaparken bir gün kendisi gibi Üniversitede doktor olan bir bayan arkadaşının annesinin hastanede öldüğünü üniversiteye iletmişler. Üniversiteden hemen annesi ölen Alman bayan aranmış. Alman bayan arayanlara şu cevabı vermiş: Ben şimdi tatildeyim. Annemi morga kaldırsınlar. Ben gelince gereğini yaparım.

İşte çağdaş ve gelişmiş Almanya'nın ve olaya bu gözle bakan çağdaş dünyanın aile anlayışı..

Türkiye'yi Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri yapma çabasına kendini kaptırmış büyüklerimize sesleniyor ve ülkemizi ‘ölmüş annesini tatilden morga gönderen evlattan ibaret' bir Alman Toplumuna benzetmelerini istemiyoruz.

Uyarıyoruz: Eğer aileye sahip çıkmazsanız İsrail ve Alman tohumları toplumu kaplar ve ailesiz bir toplum olur çıkarız.

Bir Orta Avrupa seyahatimizde Macaristan'da iken tur rehberi anlatmıştı. Macarlar, cenazenin kabir yapılarak defni daha pahalı, ölüyü yaktırıp küllerini almak daha ucuz olduğu için, anne ve babalarının cenazelerini yaktırıp küllerini bir kavanozda teslim alıyorlarmış.

Eğer aileye sahip çıkmazsanız ‘daha ekonomik diye' cesedinizi yaktırıp bir kavanozda saklayacak nesiller yetiştirirsiniz.

Örnekleri çoğaltmak mümkün

Bu konuda yapılacak çok şeyler var. Ancak önce acil bir eylem planı yapılmalı.

Kendini aile yapısına adamış, bürokratik kalıpları kendisine put edinmemiş kişilerden, bu konuda abide olmuş şahsiyetlerden sıfırdan bir AİLE BAKANLIĞI KURULMALI…

Televizyon dizileriyle, okullarda derslerle, belediyelerin nikah öncesi eğitim kamplarıyla gençlere ailenin ne olduğu öğretilmeli.

(Yıllar önce TRT de gösterime girmiş ve ülkemizde de çok beğenilmiş, her akşam aile fertlerinin sofra başında buluşup birbirine nasihat ettiği ve yemek duasının eksik edilmediği ‘Küçük Ev' Dizisinin bozulmuş Amerikan aile yapısını kurtarmak için planlanmış bir kilise projesi olduğunu  biliyor muydunuz?)

Yeni nesil evliliğin ve ailenin ne anlama geldiğini bilmeden evleniyor. Sonra hevesi geçince bunun bedelinin ne anlama geldiğini düşünmeden ayrılıyor. Bir başka ifadeyle aile yuvasını bozuyor.

Böylece toplum serseri mayınlar gibi hareket  eden dul erkekler, dul bayanlar ve kapıya bırakılmış çocuklarla doluyor.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok.

Düdüklü tencerenin sirenleri acı acı çalıyor. Düdüklü tencere patlayınca bütün bina berhava olacak.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  955364

-