31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

AK PARTİ HÜKÜMETİNE KARŞI GENERALLERİN DARBE KALKIŞMASI

Hüseyin Yağmur

Bundan 12 yıl önce 27 Nisan 2007 günü generaller bir muhtıra yayınlayarak milletin seçtiği Hükümeti cebren devirmek istemişlerdi. Atatürk her ne kadar “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” dese de generaller egemenliği kayıtsız şartsız kendilerinde görüyorlardı.

O günleri kısaca tekrar hatırlamakta fayda var….

Cumhurbaşkanlığı seçim sathı mailine girildiği günlerde ‘AK Parti'nin Cumhurbaşkanı adayı kim olacak?' diye merakla beklenirken 24 Nisan 2007 günü AK Parti Grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü “Adayımız Abdullah Gül kardeşimizdir” ifadesiyle kamuoyuna açıklamıştı.

İlk kez eşi başörtülü bir şahsın Çankaya'ya çıkacak olmasını bazı mihraklar bir türlü kabullenemiyor, gerginlik politikaları üretiyorlardı.

2007 yılbaşından itibaren Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ‘Cumhurbaşkanını seçmek için Meclis'te 365 kişilik milletvekili çoğunluğu olması şarttır' şeklinde bu zamana kadar hiç duyulmamış ve uygulanmamış bir tez ortaya atmıştı. Asıl fikir babasının Dönemin YÖK Başkanı Erdoğan Teziç olduğu söylenen bu teze başta CHP olmak üzere birçok şahıs ve odak heyecanla sarılmıştı.

Teziç, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e bir talebinden dolayı “Nah alırsınız” diye sesinin çıktığı kadar bağırmış bir şahıstı.

O günlerde birleşme görüşmeleri yapan Mehmet Ağar'ın DYP'si ile Erkan Mumcu'nun Anavatan'ı Meclis'e girerek 367 kişi yeter sayısının sağlanmasına katkı sağlayacaklarını açıklamışlardı.

Tarih tekerrür ediyordu. Tıpkı Cemal Gürsel'in cumhurbaşkanı seçildiği, Faruk Gürler'in cumhurbaşkanı seçtirilmeye çalışıldığı gün gibi derin odaklar parlamentonun iradesini felce uğratarak kendi adaylarını dikte ettirmek peşindeydiler.

Nisan ayı sonunda bu kez ‘27 Nisan askeri bildirisi' devreye sokuldu. Gece yarısı Genelkurmay'ın web sayfasında AK Partiyi ve Türk halkını hedef alan zehir zemberek korsan bir bildiri yayınlandı. Bildirinin sahibi ortada yoktu. Bildiri, hem Cumhurbaşkanlığı seçimini hem de sonrasını tanzim etmeyi hedefliyordu.

27 Nisan, askerin, 28 Şubat'tan sonra ilk kez bu kadar açıktan siyasal sürece müdahale kararıydı. Sadece, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olmasını engellemek değil beraberinde AK Parti'nin güçlenmesi muhtemel iktidarını da geriletmek amacı taşıyordu.

Türk siyaset tarihine kara bir leke olarak geçecek bildiri, ‘Kutlu Doğum Haftası etkinliklerini, mevlit merasimlerini, Kur'an ve ilahi yarışmalarını' tehlike olarak ilan ediyordu.E-muhtırada halkın bir kısmı önce düşman ilan ediliyor, daha sonra Silahlı Kuvvetlerin bu düşmana karşı sarsılmaz bir kararlılık içinde olduğu belirtiliyordu.

Askerliği değil siyaseti kendilerine meslek edinmiş bazı şahıslar bir dönem Radyoevini ele geçirip bildiri okuttukları gibi bu sefer de Genelkurmayın sitesine sızmışlar bildiri yayınlatmışlardı.

Dönemin Generalleri Yunanistan'la bile barış sürecini başlatılmışken, Bildiri 'Ne mutlu Türküm diyene anlayışına karşı çıkan herkes düşmandır' diyerek, kendi halkını düşman ilan ediyordu. Peşinden de aşağıdaki tehditler savruluyordu:

(...) ''Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur.

(...)Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

(...) Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.

Peki, Genelkurmay Başkanlığı'nın sitesine sızarak bildiriyi koyan şahısların derdi ve öfkesi neydi?

Onu da şöyle izah ediyorlardı: Ankara'da 23 Nisan günü Kur'an okuma yarışması tertip edilmişti.

Tarihçi yazar Kemal Karpat, 27 Nisan Darbe Kalkışmasını şöyle anlatır: Ordu, ‘laik' ve ordu dostu bir Cumhurbaşkanı olan Ahmet Necdet Sezer'in görev süresinin dolmasından sonra, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesine karşı çıktı. Anayasa Mahkemesi TBMM'nin seçimini iptal eden keyfi bir karar aldı. Bu sırada ordu da hükümete karşı bir uyarı yayınladı. (Karpat, 2007:294)

Darbecilerin kadim ortakları olan Hürriyet, Milliyet ve Vatan Gazeteleri  ertesi gün aynı manşeti atmışlardı. 'Hürriyet: Genelkurmay'dan çok sert açıklama, Milliyet: Genelkurmay'dan çok sert açıklama Vatan: TSK'dan muhtıra gibi açıklama' manşetlerini atarak bombardımana ateş desteği vermişlerdi.

Meydanı boş bulduğu her fırsatta demokrat rolüne soyunan CHP de yüzünden maskeyi atarak Genelkurmay'ın darbe kalkışmasına alenen destek vermişti.

CHP ile bir kısım medya bunun iktidara karşı muhtıra olduğunu ve hükümetin dikkate alması gerektiğini savunmuşlardı. 27 Nisan e-bildirisi yayımlandığında CHP'lilerle, Ertuğrul Özkök, Oktay Ekşi, Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan, Onur Öymen gibi isimler  korsan bildiriye açıkça destek verirken, kimi yazarlar da hükumeti suçlama gayreti içerisine girmişti.

Genelkurmay tarafından yayınlanan korsan bildiri üzerine Başbakan Erdoğan başkanlığında gece acilen yapılan toplantıdan "dik duruş" kararı çıktı. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek ertesi gün Hükümetin hazırladığı karşı bildiriyle kamuoyunun önüne çıktı. Hükümet, Genelkurmay Başkanı'na "memur" olduğunu hatırlattı. Hükümet, Genelkurmay Başkanı'nın resmi olarak Başbakan'a bağlı olduğunu, görevleri itibarıyla Başbakan'a karşı sorumlu olduğunu hatırlattı.

Hükümet'in Darbeciler karşısında böylece dik durmasına halktan büyük destek geldi. Genelkurmay bildiriye karşı sessiz kalırken, dönemin komutanları kamuoyunda yükselen tepki sonrası bildiriyi savunamaz duruma geldiler. Tarihe 'e-muhtıra' olarak geçen 27 Nisan bildirisi nihayetinde Genelkurmay'ın sitesinden de kaldırıldı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı ilk turunun gecesinde yayımlanan ve 4 yıl boyunca sitede tutulan muhtıra, 30 Ağustos 2011'de veri tabanından tamamen silindi.

Kuranı Kerim Yarışması faaliyetine karşı bildiri yayınlayanlar Hükümetin dik duruşu karşısında geri adım atmak zorunda kaldılar.

Daha iyi bir gelecek kurmak için; hafızayı dinç tutmalı, geçmişi asla unutmamalı, geçmişten aldığımız derslerle bugüne bakmalıyız.

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  392373

-