Hüseyin Yağmur

AK PARTİ’NİN KAPATILMASI DAVASI BİR DARBE PROJESİYDİ

Hüseyin Yağmur

Bundan 11 yıl önce 14 Mart 2008 tarihinde Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği iddiasıyla iktidarda bulunan AK Parti'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. Başsavcı Yalçınkaya, aynı gün akşam saatlerinde iddianameyi Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na göndermişti.

Davanın açılmasıyla birlikte ülke top yekün bir sarsıntıya uğramış, devlet ile millet arasında yeni bir yüksek bir gerilim hattı oluşmuştu.

Beş ay süren bu büyük gerilimin ardından 30.07.2008  tarihinde  Anayasa Mahkemesi'nden Ak Parti kapatılmasın' kararı çıkmıştı.AK Parti kapatma davasında 6 ya karşı 5 oyla kapatma istemi reddedilmiş, AK Parti'nin Hazine yardımlarının yarısından mahrum bırakılmasına karar verilmişti.

…………….

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı iddianamesini vermezden 40 gün önce 3 Şubat 2008'de, Cumhuriyet gazetesinde emekli Tümgeneral Doğu Silahçıoğlu "Çıkış Yolu" başlıklı bir yazı yazdı. Emekli general bu yazısında şöyle diyordu: "Siyasal İslam bugün Türkiye'de iktidara kadar uzanmıştır. Kim ne derse desin Siyasal İslam Türkiye Cumhuriyeti'ni teslim almıştır. Siyasal İslam'la mücadelede yapılması gereken yalnızca bir şey kalmıştır. O da AK Parti iktidarının yönetimden uzaklaştırılmasıdır. Bugün için yanıtı bulunması gereken soru; AKP'nin yönetimden nasıl uzaklaştırılacağıdır. Laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelen 'AKP' hakkında 'Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı' tarafından 'Anayasa Mahkemesi'nde dava açmak ve 'AKP'nin kapatılmasını sağlamaktır. (Star Gazetesi/4.4.2008)

Adı Ergenekon ile birlikte anılan ve İstiklal Marşına ve Türklerin Müslümanlığı kabulüne dahi müsbet bakmayan şahıs yapılması gerekeni açıkça yazıyor.

Bu kadar mı? Bu kadar değil elbette...İki iflah olmaz Darbeci Ak Parti Hükümetini yıkmak için bir sürü kulis ve tertip içine girmişlerdi uzun zamandır.

Ergenekon soruşturmasıyla gündeme gelen 'Operasyon yapılacağı bilgisi AK Parti'ye açılan kapatma davasını öne aldırdı' iddiası güçleniyordu. Operasyon kapsamında gözaltına alınanlardan birinin bilgisayarından AK Parti'yi kapatma iddianamesi çıkmıştı.

Bu nasıl bir davaydı ki iki gün önceden davanın iddianamesi Hükümeti yıkmak üzere kurulmuş bir terör örgütünün bilgisayarında çıkıyor?

Örgütün teorisyenlerinin yaptığı kulis faaliyetleri de Akşam Gazetesine şöyle yansımıştı: İlhan Selçuk, üçüncü şahıslarla yaptığı telefon görüşmelerinde kapatma davasının açılacağından ve davanın kapatmayla sonuçlanacağından kesin olarak söz etmişti.Selçuk'un bir başka telefon görüşmesinde ise kapatma davasının açılmasının ardından yapılması gerekenlerle ilgili talimat verdiği ve ses getirici eylemler düzenlenerek Türkiye'yi yönetilemez hale getirmek için çalışılmasını istediği iddia ediliyordu. (Akşam, 24.03.2008)

Ergenekon'dan gözaltına alınan bilahare bir Ergenekon'cu subayla evlenen Akşam yazarı Güler Kömürcü de birkaç ay önce “Eylül'de bir ekonomik kriz patlar, bunlar da kapatılarak giderler” şeklinde yazmıştı.

O satırlara birlikte göz atalım: AKP hakkındaki karar yılbaşı civarına uzayabilir, AKP kapanmayacak ama çok sayıda ismi 5 yıl süreyle yasaklı olacak, partiye de ağır bir para cezası gelebilir' senaryoları da yoğun olarak konuşulmaya başlandı, yine aynı senaryoya göre… Bir de Eylül/ramazan ayında sürekli halının altına süpürülen ekonomik kriz de patlar ise… Üstelik bu senaryo da ne bir zorlama, ne bir dış ya da iç etken ne de bir hukuk dışılık söz konusu, gelişmeler doğasına akıyor…(Akşam,25.6.2008)

Kömürcü'nün dolayısıyla Ergenekoncuların planlarının Eylülde gerçekleşen bir ekonomik krizin ardından Ak Parti'nin yılbaşında kapatılması şeklinde olduğu anlaşılıyor.

Emekli General, İlhan Selçuk ve Güler Kömürcü'nün ortak açıklamalarından AK Parti'nin kapatılmasının bir Ergenekon projesi olduğu anlaşılıyordu.

…………………..

Türkiye'nin garip bir talihi var. Subay olsun, ülkeyi iyi savunsun diye 13 yaşında orduya teslim ettiğiniz adamlar, subaylığı ve ülke savunmasını bir kenara bırakıp politikaya soyunuyorlar. Ne var ki  toplumsal hayatta ‘Rahat, hazırol!' düzeni olmadığı için bu işleri beceremiyor, daha ilk günden bocalıyor ve  her defasında ülkeyi 50 yıl geriye götürüyorlar. Bu günlerde okuduğum eski bakan Kamran İnan'ın hatıralarından bu anlamda iki örnek sunayım.

(…….) 1 Ağustos 1983 günü görüştüğüm Genel Başkan Sunalp, başbakan ve bazı bakanların yakında partiye katılacaklarını, Bayar'ın damadı Gürsoy'un ayın 11'inde kaydolacağını söyledi. Özal'ın faaliyetlerinden yakındı. İçeri giren parti kurucularından Bayazıt'a, "Sayın bakan” diye hitap ediyordu. Adam çıktıktan sonra Paşa, "Bakan diyorum ama ileride bakan olmayacak" dedi. (İnan,2003:9)

Ülkeyi yönetmek için başbakanlığa soyunan general, bir başka general arkadaşını “seçimden sonra bakan olacaksın” diye aldatıyor. İşte malzeme bu…

(……) 16 Ekim 1983 günü partinin İzmir mitingi yapıldı; Sunalp Paşa yazdığım konuşma metnini okumakta zorluk çekiyordu; heyecan yoktu, kalabalık dağıldı. Parti, Ege'de umduğunu bulamadı. Basın, mitingi, "Meydanlar dolmadı” başlığı ile verdi. (İnan,2003:12)

Ülkeyi yönetmek için başbakanlığa soyunan general, eline verilen metni okumaktan aciz… İşte malzeme bu…

Partinin 3 Kasım 1983 günü İstanbul Saraçhane'de yapılan mitingine katıldım; kalabalık fena değildi. Yabancı gazeteciler vardı. Sunalp Paşa, konuşmasını okumakta güçlük çekiyordu. Aynı gün Sayın Evren, Atatürk Barajı temelini atarken -Özal'ı kastederek- eserlerin bir kişiye mal edilemeyeceğini söyledi. 4 Kasım günü Bursa mitingi yapıldı, kalabalıktı; ben de konuştum dokuz yılımı geçirdiğim güzel Bursa'da. Gece otobüsle Ankara'ya dönerken radyodan Evren Paşa'nın konuşmasını dinledik; isim verilmeden, Özal hedef alınıyor, oy verilmemesi isteniyordu; bir tek, "MDP' ye oy verin” demediği kaldı. Anlaşılan yeni gelişmeler oldu; Özal'ın iktidara gelmesi istenmiyordu. Sayın Cumhurbaşkanı, kendilerinin ve 'konsey' in prestijini ortaya koymakla büyük bir risk almış oldu. (İnan,2003:13)

Ülkeyi yönetmek için başbakanlığa soyunan general ile ona bu görevi veren darbeci generalin halleri…. … İşte malzeme bu…

Ondan sonra bir de utanmadan milletin oylarıyla ülkenin iktidarına gelmiş siyasi partisini çelme takarak düşürmeye, ayak oyunlarıyla kapatmaya çalışıyorsunuz.

…………………

Bir özel üniversitede doktara yapan arkadaş anlatmıştı. Ders sırasında Ak Parti gündeme gelmiş. Ak Parti'yi çok tasvip etmeyen Öğretim Üyesi “Ama ne yapalım ekonomiyi iyi idare ediyorlar. O yüzden katlanacağız bunlara” demiş.

Hocanın sözüne bir bayan öğrenci öfke içinde tepki göstermiş: Aman hocam, yeter ki bunlar gitsin de ülke batarsa batsın!

Olay aynıyla vaki.. Gerekirse isim ve adres de verebilirim. Tepkinin sahibi bir doktora öğrencisi ...

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  859380

-