20 EYLÜL 2018 PERŞEMBE

Altan Çetin

AKLA BATAN KIRIK BARDAK

Altan Çetin

Bardağın/kadehin/câmın varlık sebebi nedir?

Bu basit bir sual! şimdi bunca işin arasında bu da nereden çıktı diye sordurabilir? Bardak işte bardaktır. Varlıkta varlıktır, insansa insandır. O vakit yaşamaya devam hayatı boş mu verelim?

O halde var olan neden vardır, insan neden buna dair düşünebilir bir varlıktır; bu düşüncenin var olanla ilişkisi var mıdır? Lafız ve hatta imgenin müşterekliği mefhumu da benzer kılar mı? Bu ergen zihin soruları da ne ola ki?

Bardağı var eden bir tutam çamur veya cam mıdır? “Teknik” olarak öyle belki ama ya “susuzluk” hissi taşıyan bir varlığın var olması, onun bu duygusunun susuzluk gidermek için bir alet üretme yoluna girmesi bunun bir yanıysa, suyun varlığı ile susuzluğun varlığı arasındaki simetrik ilişki bardağın var olmasının yeter ve gerek şartlarını sağlar mı? Teknik ve teknoloji varlığı tanımlayabilir mi, ideoloji makinesinin manası ne ola ki?

Tasavvurlarımız, duygular, imgelerimiz varlığa verdiğimiz tepkinin mahiyeti belirliyorsa susuzluğumuz bize su imgesi ile birlikte bardak üzerinden bunu giderme yolunu açıyorsa, suyun varlığı, susuzluğun varlığının esasında insan biyolojisi ve psikolojik halleri gibi iç itkiler yanında suya sebep güneş gibi bir dış sebep yok mudur?

Evrenin varlığının bardağın varlığına gerek ve yeter sebep olduğunu söylemek bardağın varlığını açıklamak için bir hiyerarşi içinde düşüncemize yön verebilir. Şeyin bir şey olması aslında insan ile hariçteki varlık imkânının belirli bir sebep ve gaye bağlamında karşılaşması artimetiğinde evrenin var kıldığı ile var olanın tenasübüyle alakalıdır.

Bardağın bizi ulaştırdığı susamayı fiziksel yönüyle anlamak bilginin, bir bardak su vermek şefkatin, gelen geçen için yaptırılan bir sebile bir bardak asmak ise hikmetin konusudur. Bardağın fiziki manası burada mefhumuyla manaya dönüşürken biz ne oluruz?

Bardağın varlık sebebi burada su mudur, yoksa güneş midir, değilse susuzluk hissimizin sebep olduğu bir alet keşfi midir? Olmadı acep kâinat mıdır bir bardağın yolunu açan? sorusu bizi bir bardak suyun önünde varlık ummanının içine atıverir. Bu sorunun insan kadar cevabı, diller kadar adı, dinler kadar sembolik muhtevası, biyoloji ve kimya bilimlerince insan-su ilişkisinin cevabı varsa da zihnimizdeki susuzluk hissine gelince orada konunun milliyeti ve diyaneti ortadan kalkarak bizi insan olmanın sınırına taşır. İnsan olmamızın sınırını çizen milli ve dini muhtevamızla manalanan/mayalanan insani halimiz ise bardağın varlık sebebi insanlık hallerimizin evren içinde bize açtığı kapı mıdır?

Susuzluğu karşısında bardağı üreten insan akl-ı selimle hareket etmiş olur, bardağı bir susuza şefkat ve merhamet haline getiren kalb-i selimine tabi olur, bardağı bir ince zevkle şekillendiren ise zevk-i selimini işe katmış olur. Bardak selim bir yolla aklın, kalbin ve zevkin işi haline geldiğinde soru tekrarlanır o zaman varlık sebebi nedir? Bir bardak suyu değerli kılan içindeki su mudur, değilse ona yanaşan susamış ağız mıdır, yoksa bardağın cam, altın vs cevheri midir?

Ya bardağın içindeki zemzemse? Bardak o zaman kızılelma mı olur? Evreni parçalayıp anlamaya alıştırılan zihinlerimiz varlığı bütün görmek konusunda bardağın varlığı karşısında kıvranacak kadar acze düşmüşse nereye gidiyoruz? Cem Sultan bir şiirinde Lezzet-i cândur ibtidâ-yı kadeh Râhat-ı dildür intihâ-yı kadeh, Kadehin evveli canın lezzetidir. Kadehin nihayeti gönlün rahatıdır diyerek toprağın kadehe kadehin cana ulaştıran imgesi ile varlığa konuşur.

Susuzluk ile su arasında ihtiyaç ile imkânın mabeyninde düşüncemizdeki haller ile evrendeki mümkünün irtibatının nihayetidir bardak. Evrende insanı merkeze vaz eden hikmet bilkuvve bilfiil arasına gaye ve gayret arasında aklı, kalbi ve zevkiyle bir umranın esasını çözülecek bir muamma olarak koymuştur. Bu cümleden şekil ile teşekkül, fikir ile tefekkür arasında da böyle bir bilkuvve-bilfiil alakası vardır. Şekil ve fikir birer potansiyel tasavvur olarak esas tealluk etseler de teşekkül ve tefekkür halinde bir harekete işaret etmediklerinde bilfiil realite haline dönüşemezler. Tarihi ve modern şekil ve fikirlerle hemhal dünyamız teşekkül ve tefekkür haline geçmedikçe kırık bardak akla batmaya devam edecektir.

Doldur ey sâkî bu Cem bezminde bir gün mey biter, Boş kalır fânî kadehler tel susar heyhey biter mısraları bardak/kadeh için bunca laf var ise insanın varlık sebebi nedirin kapısında susuz, urbasız, yokluk ve fakirlik içinde bizi bırakıverir. Bardak bu işte susayan sineye şifa iken bazen de gönle batıyor…

 

Ab-ı hayatı hangi bardakla/kadehle verirler bilen varsa beri gelsin…

 

Vesselam!

 

ALTAN ÇETİN - TERCÜMEİHÂL

ALTAN ÇETİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  611719

-