Mustafa Çevik

ALADAĞ’DAKİ ÇOCUK ÖLÜMLERİNDE CHP’NİN VEBALİNİ DE TARTIŞALIM

Mustafa Çevik

Devlet madem ki sosyal medyada kimin ne yaptığını denetliyorsa “Din Eğitimi” adı altında kimin ne öğrettiğine de bakabilmelidir, bakmalıdır.

Özgürlük alanlarını sınırlamak veya engellemek adına değil. İnsanların din, mezhep veya tarikat veya ateizm tercihine ve bu tercih doğrultusunda eğitim almasına demokrasilerde devletin müdahalesinin meşru görülmesi düşünülemez elbette.

Ama bu eğitimin şekline, binasına, güvenliğine dair standart oluşturması ve bu standardın denetlenmesi meşru kabul edilebilir.

Şüphesiz iktidarın ve yerel yönetimin bu doğrultuda gerekli denetimi ihmal etmesi bakımından bir siyasi ve hukuki sorumluluğu vardır.

Bu çokça yazıldı. Ama sütten çıkmış ak kaşık misali hükumeti cinayet işlemekle ve katil olmakla suçlayan zihniyetin de bu ölümlerdeki vebalini hatırlatmak gerekir.

Ama muhalefet partisi CHP'nin de bu masum çocukların ölümünde vebali az değildir.

Nasıl mı?

Şöyle: CHP denince sadece bu günkü Kılıçdaroğlu CHP'si düşünülmemeli elbette. CHP Cumhuriyettir, Cumhuriyet rejimi ve tarihidir de. CHP demek dindarlara baskı, dinin yasaklanması ve aşırı sekülerleşme demektir.

Devlet ve dolayısıyla CHP eliyle yürütülen bu bakıcı ve seküler politikaların çok farklı toplumsal sonuçları oldu elbette.

İşte Süleymancılığı doğuran zihniyet Cumhuriyetin ilk yıllarda dindarlara uyguladığı bu baskı rejimidir.

Süleymancılar yer altına neden çekildi sanıyorsunuz? Neden hala “Talebe Derneği” tabelası altında eski medrese eğitimini sürdürmektedirler?

Devletin baskıcı ve totaliter uygulamaları Kur'an eğitiminin mağaralarda ve apartman bodrumlarında öğretilmesi yoluna başvurmasının ve buradan da Süleymancılığın zemini hazırladı.

Süleyman Efendi'nin bunca tehdit ve baskı altında kurduğu Kur'an hizmeti sisteminin adıdır Süleymancılık. Böyle bir devlet anlayışının diyanetine ve okullarına (İmam Hatip de olsa)  güvenmediğinden böyle bir “eğitim sistemine” başvurdu.

İşte CHP zihniyetinin dindarlara ve dindarlığa karşı bu tutumu gizli kapalı Süleymancı cemaatinin doğmasına sebep oldu. Din ile barışık bir demokratik düzen olsaydı eğer ne Süleymancılar ne de bir başka grup böyle devlet denetiminden kaçan bir örgütlenme ve eğitim sistemine gerek duymazdı.

Bugünkü CHP

Gelelim bu günkü CHP'nin vebaline. Bu gün devlet okullarında Kur'an ve Siyer gibi dini derslerin seçmeli ders olarak okutulmasına bile tahammül etmeyen CHP'nin bu tür gizli yapıların oluşmasında vebali yok mudur?

Devletin yarım yamalak seçmeli eğitim derslerine bile tahammül etmeyen bir muhalefet partisi halka demokratik bir güve verir mi?

Bir musibetle karşılaştığımızda sadece sonucunu düşünmek ve ona odaklanmak ya zeka ya da niyet sorunu taşıdığımızı gösterir. Onun için sonuç kadar nedeninin de düşünmek gerekir.

Eğer Süleymancılığın denetimden ve devletten uzak bir eğitim ve yurtçuluk eğitimine başvurmuş is bunun siyasal nedenleri de düşünülmelidir.

Bir ana muhalefet partisinin din eğitiminin her türlüsüne kaşı çıkması içinde üstü kapalı bir tehdit içerir her zaman.

Yani demek istiyor ki eğer ben iktidara gelirsem kurduğunuz bu düzeni bozarım, bu eğitim sisteminizi engellerim.

Bunu öngören vatandaş cumhuriyetin başından beri bu tehdide karşı yer altına çekilmek, gizli ve denetimden uzak bir yapı oluşturmak yoluna başvurmuştur. İşte CHP'ni bu tür felaketlerin gerçekleşmesindeki vebali budur. Selam ile.

 

MUSTAFA ÇEVİK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  912535