31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

ALEVİLER, MADIMAK’TA GERÇEĞİ NE ZAMAN GÖRECEK?

Hüseyin Yağmur

Yıllar önce bir strateji dergisinde bir tesbit okumuştum. Yazar, 'Sizin bir stratejiniz yoksa daha büyük planları olanların oyunlarında bir figüran olursunuz' diyordu.

Yaklaşık 100 yıldır ülkemizde de halk, iktidar için büyük planlar yapan bir grup azınlığın planlarının bir figüranı olarak kullanılıyor.

Cumhuriyetin ilanından sonra Kemalist Rejimi yerleştirmek isteyenler önce Şeyh Sait İsyanını teşvik, daha sonra Menemen Vakıasını tertip ederek kendilerine önemli mevzi kazanımları sağladılar.

Onların izinden gidenler yeni iktidar oyunları için hep yeni ve kanlı tertiplerde yeni figüranları kullandılar.

O yüzden Sarp Kuray 12 Mart 1971 öncesi 'Mısır patlatır gibi bomba patlatıyorduk' itirafında bulundu.

Mısır patlatır gibi bomba patlasın ki halk bir yandan ölürken diğer yandan 'Yok mu bir kurtarıcı?' diyerek gözünü askere çevirsin.

12 Eylül Darbecileri kendilerinde sıkıyönetim yetkileri olmasına rağmen günde 20 kişinin ölmesine engel olmadılar.

Çünkü onların iktidara gelebilmesi için günde 20 kişinin ölmesi ve halkın 'Yok mu bir kurtarıcı?' demesi gerekiyordu.

57 Alevi vatandaşın öldürüldüğü Çorum Olayları, 'planlı askeri tatbikat' gibi işte bu tertiplerden biriydi.

(...) Dönemin Cezaevi ülkücü Başkanı Mustafa Kubat 'Alevileri öldürenler ülkücü değildi. Darbe yapmak için şehri birbirine düşürdüler.' diyor.

(...)12 Eylül darbesine zemin hazırlamak için mezhep çatışmasını hedefleyen Çorum Olayları'nın üzerinden 31 yıl geçti. çoğu Alevi 57 vatandaşın öldürülmesiyle fitili ateşlenen olaylar, MHP'li Bakan Gün Sazak'ın katledilmesinin ardından 4 Temmuz günü zirveye tırmandı. Cuma namazında 14 camide aynı anda Çorum'daki Alaaddin Camii'nin bombalandığı şayiası yayılınca, Alevi ve Sünni mahallelerinde barikatlar kuruldu, çatışmalar başladı.

 

(...)Dönemin Çorum Ülkü Yolu Derneği Başkanı Kazım Aras, provokasyonun açıkça uygulamaya konulduğunu söylüyor. 'Cami bombalanmış dediler. Terastan baktım öyle bir şey yoktu.' diyor. Şehirde o gün çok fazla yabancı araba ve insan gördüğünü aktaran Alevi vatandaşlardan K.M., olayların bilinçli olarak engellenmediğini düşünüyor. Sünni mahallesinden göç etmek zorunda kalan A.Ö., ise şu tespitte bulunuyor: 'Hepsi tezgahtı.' Sonra duyduk ki yine bir aynı marka bir otomobil Alaaddin Camii'nin bombalandığı yönünde anonslar yapmış. Ben sorgum sırasında arabayı söyledim. 'O senin meselen değil, karıştırma' dediler.

İktidar için büyük planlar yapan küçük azınlık, 1990 yılından itibaren ülkeyi 'istikrarsızlaştırmak' için yeniden düğmeye bastılar. Darbeye giden yolun altın anahtarı, 'ülkenin yönetilemez hale getirilmesidir' çünkü..

…………………..

Cumhurbaşkanı Özal'ın 17 Nisan'da suikastla öldürülmesinin ardından 2 Temmuz 1993'te bu kez Maraş, çorum olaylarının yeni bir uygulamasını sahneye koydular.

Sivas'ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri onlar için biçilmiş kaftandı.

Program için Sivas'a giden ve Madımak Oteli'nde kalan sanatçı ve organizatörler burada saldırıya uğradılar. Kaldıkları otel yakıldı. Otelden çıkamayan 37 kişi dumandan boğularak öldü.('Oteldekiler diri diri yakıldı' derin odakların seçtikleri bir propaganda söylemidir)

O gün bu gün Madımak olayı bazı Aleviler tarafından Sünni ve sağ iktidarlara karşı adeta koçbaşı olarak kullanılıyor. CHP başta olmak üzere birçok odak Madımak ateşine körükle gidiyorlar.

Halbuki Madımak'taki olay, ülkede yönetimi ele geçirmek isteyen küçük azınlığın yeni bir tertibiydi.

Aleviler başta olmak üzere birçok odak bu büyük oyunu ısrarla görmediler, görmek istemiyorlar.

Birkaç örnek verelim:13 Ekim 1991 MİT Müsteşarlığı yapmış Orgeneral Adnan Ersöz evinde öldürüldü.Ardından Korgeneral Hulusi Sayın, Tümgeneral Memduh Ünlütürk, Tuğgeneral Temel Cingöz, Korgeneral İsmail Selen, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın suikastçıların hedefi oldular.

12 Mart döneminin Donanma Komutanı Oramiral Kemal Kayacan THKP tarafından evinde öldürüldü. THKPC'li eski binbaşı İbrahim Keskin, 'THKPC Kemal Kayacan'ı neden öldürsün? Kayacan Solcu bir generaldi' dedi.

Markar Eseyan da O günlerde Sivas'taki tugayda asker olduğunu anlatan yazar, büyük resmi göremese de bazı önemli ipuçları veriyor.

Onun anlatımına göre; Türk tarihine kara bir leke olarak geçecek olay 2 Temmuz 1993 günü saat 13:30'da başlıyor. 13:45'de Vali, Tugay Komutanından olaylara müdahale etmesini istiyor. Vali durumu hemen Başbakan ve İçişleri Bakanına da bildiriyor.

(O sırada DYP-SHP iktidarı hakimdi. İçişleri bakanı DYP'li Mehmet Gazioğlu idi.Mehmet Gazioğlu'nun olaydan bir hafta önce bu göreve getirilmesi bana göre tertibin bir başka parçasıydı. Çünkü Dört ay boyunca İçişleri bakanlığı yapan Gazioğlu, Bakan olduktan sonra verdiği ilk röportajda kendisine bakanlık verilmesine şaşırdığını ve İçişleri Bakanlığı'nın durumunu çok iyi bilmediğini ifade etmişti.)

Valiye ve polise 'Anlaşıldı müdahale etmeyin' deniliyor. Otelde bulunanlar da manzaranın vehametini görüyor ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü olmak üzere bütün tanıdıklarını arıyorlar. Onların verdikleri cevap da manidar: Merak etmeyin, gereken yapılacak.

Akşam 19:45, otelin önündeki kalabalık önce otelin önündeki araçları, daha sonra oteli ateşe veriyorlar.

 Arzulanan yeni Menemen vakası Madımak adıyla tarihe geçiyor.

'Anlaşıldı müdahale etmeyin' talimatının derin sahipleri, 'Merak etmeyin gereği yapılacak' derin kararının sahipleri, gereğini yapıyorlar.

13:45'de başlayan olaylar tam altı saat sürüyor, devlet göstericilere müdahale etmiyor ve mukadder akıbet gerçekleşiyor.

Aleviler, Madımak ezberlerini ve ağıtlarını tekrarlamak yerine 6 saat boyunca olaylara müdahale etmeyen derin iradeyi neden sorgulamıyorlar?

Diyelim ki derin iradeye güçleri yetmiyor. Olaylardan bir saat içinde haberi olan ancak beş saat içinde müdahaleyi sağlayamayan dönemin SHP'sini ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü'yü neden sorgulamıyorlar?

Madımak'ın hemen ardından tertiplenen Başbağlar Katliamında bazı tanıdıklarını kaybetmiş bir kişi olarak bizler, küçük bir PKK yanılgısından sonra Başbağlar'ın gerçek faillerinin derin devlet olduğunu, olayın bir büyük planın küçük parçası olduğunu biliyor ve anlatıyoruz.

Bazı aleviler olaylara altı saat boyunca müdahale ettirmeyen iradeyi, dönemin SHP iktidarını neden sorgulamıyorlar? Ezber tekrarlamanın verdiği rehavet kaybolur, gerçekle karşılaşırız diye mi korkuyorlar?

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

  1. Olayların en önemli kertesi de bugün ....uçamayan kuşun hesabını iktidara kesenler ...o günlerde de o günün iktidarının ve yetkililerin sorumluluğu varken, bunun hesabını neden dönemin iktidarına sormuyorlar? Israrla bir kesimi suçlama eğilimi bile bunun tezgah olduğunu düşünmek için önemli bir ayrıntı......

  2. bilmeyenler için bu kadar Bilgi ile neden belgeseller hazırlanmıyor? ...belgesel hazırlamak bu kadar mı zor? Biz dinimizin emri üzere yalan haberlere itibar etmeyiz...bize gelen haberin doğruluğunu araştırırız...yabancılardan ve yabancı arabalardan bahsediliyor....muhattapların birbiri ile iletişim kurması, konuşması , anlaşması bu kadar mı zor bu kadar mı imkansız ? Çok ilginç....insanlar daima iletişime devam etmeli.....düşmanı dahi olsa.....iletişimi sürdürmeli...ve birbirine inanmak zorunda olduğunun farkına varmalı....çıkarılması gereken ders bu........

  3. Otelin önündeki kalabalık mı? İçlerinde kol gezen ...fırsat kollayan tutulmuş provokatörler mi? Bu ateşi yakanlar? Akıl var mantık var göz var izan var biz ki her ırk, dil dine mensup insanlarla bir arada yaşamayı asırlar boyunca en güzel şekilde gerçekleştirmiş bir millet olarak herkesle iyi geçineceğiz....küçük bir görüş farkı olan aynı milletin insanları ile bir arada yaşama nefreti gibi bir durum olabilir mi? .... olabilecek bir şey mi? Tabi ki tezgah...tabi ki komplo... yüzde üçün refahı için içeride bir arada yaşayan halkın birliğine, kardeşliğine engel olmak....

Yorum Yaz

  904140

-