ALMANYA’DAN ‘TÜRKİYE’DEKİ ALTIN ARAMALARINA’ MÜDAHALE!

Türkiye’de altın aramayı ve üretmeyi baştan durdurmak için radikal çevreciliğin tüm söylem ve eylemleri yaşama geçirilecektir. Bu iş için FIAN görevlendirilmiştir.


ALMANYA’DAN ‘TÜRKİYE’DEKİ ALTIN ARAMALARINA’ MÜDAHALE!

Heinrich Böll ve Gustav Stresemann vakıflarınca da her türlü lojistik destek faaliyeti yürütülecektir. Üniversitelerin Kimya, Çevre ve Maden Mühendisliği bölümlerinden Türkiye'de alan çalışması yapabilecek deneyimli akademisyenler talep edilecektir. Ankara'daki GTZ Ofisi'ne bilgi vermek kaydıyla, programda olmayan ek harcamalar, İzmir'deki Konsolosluğumuzdan nakit olarak karşılanacaktır. Türkiye'ye gidecek delegasyonların güvenlik önlemlerinden de –havaalanında karşılamadan başlanarak yine havaalanında yolcu edilinceye kadar- yine İzmir'deki Konsolosluğumuz sorumlu olacaktır (beklenilmeyen sorunların çözümünde başvurulacak yetkili diplomatların adları ve telefonları, FIAN tarafından ayrıca yayınlanacak delegasyon yönergesinde yer alacaktır).

Delegasyonlar, alan çalışması yapacakları bölgede, kendilerine gösterilen oteller dışında, başka bir yerde konaklamayacaklardır. Delegasyonların, bulundukları hedef bölgede, aynı saatler içinde yerli personelin illegal eylem yapmamasına, özellikle de güvenlik görevlileriyle karşı karşıya kalınmamasına özel dikkat gösterilecektir. Yerli elemanlara ödemelerin limitin FIAN belirleyecektir. Almanya'ya davet edilecek yerel yöneticilerin, yerel liderlerin, yerel medya mensuplarının ve yerel çevrecilerin tüm yol ve ağırlama masrafları Bakanlığımıza ait olacaktır.

Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye'deki nasyonalistlerin, fundamentalistlerin ve de merkez sağda yer alanların çevreciliğe karşı ilgi ve duyarlılıkları bulunmamaktadır. Kitlesel eylemlerin gerçekleştirilmesi için Bergama'da öncelikle üç Tahtacı-Alevi-Çepni köyü, merkez üssü olarak kullanılacaktır. Ekteki ön araştırma raporunun belirttiği saptamalar çerçevesinde, Türkiye'de sistemin uysal vatandaşları olan sünniler yerine, protest özellikleri nedeniyle sistemin dışladığı alevileri kullanmak, rasyonel bir tercih olacaktır. Dağ köyleri kapsamında kabul edilen Tepeköy, Narlıca ve Pınarköy, ovadaki sünni köyleri ile karşılaştırıldığında ekonomik açıdan daha yoksuldurlar, boş zamanları daha çoktur.

Önce bu köylerdeki yerel yöneticilerin harcama prosedürüne uygun biçimde kazanılması gerekmektedir. BfV ve BND'nin ‘Alevi Uzmanları'ndan oluşturulan bir Danışmanlar Grubu, FIAN bünyesinde operasyon süresinde görevlendirilecektir. Zeus Atları tartışmalarına asla yol açılmayacaktır ve de bu konuya girilmeyecektir. Operasyonun tüm evrelerinde asıl olan bilgilendirme değil, ajitasyon ve provokasyondur. Operasyon süresinde kullanılacak tüm sloganların, çevreciliğe, yabancı sermayeye karşı duyarlılığı fazla olan sosyalist, anarşist, nasyonal sol kesimin rahatça sahipleneceği söylemlerden seçilmesi gereklidir. Anti-emperyalizm ve yabancı sermaye düşmanlığı bu söylemlerin merkezinde yer almalıdır. Almanya'da akredite tüm sol örgütlerden LfV talimatları doğrultusunda destek vermeleri, Türkiye'deki bağlantıların harekete geçirmeleri istenmiştir. Brüksel'deki DHKP-C örgütü de operasyona destek vermeyi kabul etmiştir.”

Almanya bu süreçte politikalarını FIAN adlı kuruluş ve Türkiye'de faaliyet gösteren Alman vakıfları aracılığıyla sürdürmüştür. 1986 yılında kurulan FIAN'ın (Food First Information and Action Network/Önce Gıda Dayanışma ve Eylem Ağı) merkezi Almanya'nın Heidelberg kentindedir. FIAN, uluslararası ihalelerde Alman firmaların rakiplerinin zayıf noktalarını tesbit ederek kamuoyu oluşturmak, dünya üzerinde altın üretiminin önüne geçmek, özellikle enerji alanında yapılacak yatırımları sekteye uğratmak gibi amaçlarla faaliyet yürütmektedir. Bergama'daki altın madeninin işletilmesinin önlenmesi için yürütülen süreçte aktif rol alan FIAN daha önce de Hindistan'ın Maharaştra eyaletinde kurulması planlanan Narmada Barajı'nı ve Çin'de inşa edilecek Üç Boğaz Barajı'nı sabote etmek için kampanya yürütmüştür.

Türkiye'de GAP projesi ve Ilısu Barajı için de benzer faaliyetler sürdürmüştür. Bu süreçlerde sözkonusu yatırımların çevreye büyük zarar vereceği, bölge halkının yerinden edileceği, kültürel mirasın yok edileceği gibi söylemler üzerinden hareket edilmiştir.

FIAN, Türkiye'de yönlendirdiği yerli unsurlar aracılığıyla önce 90'ların başından itibaren “Yabancı Sermayeye Hayır”, “Siyanürlü Altınla Ölmek İstemiyoruz”, “Emperyalist Eurogold Defol” gibi sloganlarla çevresel bir duyarlılık oluşturmaya çalışmış, ardından konu yargıya intikal ettirilmiştir. Bu süreçte yargıya da baskı uygulanarak kamuoyu oluşturulmuştur.

Özellikle yerel ve ulusal basın kullanılmış, Alman akademisyenlerin bilimsellikten uzak açıklamaları bilimsel rapor gibi sunulmuş, yanlı ve yanlış bilgilerle kamuoyu yönlendirilmiştir. Yine Türkiye'den ve Avrupa'dan akademisyenlerin katıldığı konferans, sempozyum vb. bilimsel toplantılar düzenlenerek sürecin bilimsel zemini hazırlanmıştır. Ardından başta FIAN olmak üzere, Türkiye'deki yerel kamuoyu, yerel yöneticilerin baskılarıyla Avrupa Parlamentosu'nda Bergama ile ilgili karar çıkartılmıştır. Avrupa'da pek çok ülkede siyanürle altın çıkarma işlemi yapılageldiği halde henüz üretimin yapılmadığı Türkiye için böyle bir kararın çıkartılması Almanya'nın girişimleri ile mümkün olabilmiştir.

Yorum Yaz

  929415

-