Ensar Küçükaltan

AMERİKAN ULUSAL GÜVENLİK BELGESİ VE 2018

Ensar Küçükaltan

ABD Başkanı Donald Trump, beklenen Ulusal Güvenlik Belgesi'ni kamuoyuna açıkladı. 2001 saldırıları sonrası Bush'un açıkladığı belgeden sonra en fazla merak edilen belgeydi diyebiliriz. Peki, konu başlıkları neler? Kısaca bunlara bakalım.

Daha önceki bir yazıda Trump'ın tipik bir Neo-Realist olduğundan bahsetmiş ve realist ilkeleri dış politikada uygulayacağını belirtmiştim. Yapılan açıklama bu yönden şaşırtmadı. ABD Başkanı ekonomik güvenliğin ulusal güvenlik anlamına geldiğini söyledi. ABD'nin, Obama döneminden sonraki yeni süreçte, tekrar güvenlikçi politikalara döndüğü açık şekilde ortada olan bir durum.

“Önce Amerika” sloganı artık bir kampanya cümlesi olmaktan çok ulusal güvenlik stratejisi haline getiriliyor. Uluslar arası ticaret, ABD Başkanı'nın seçim vaatleri arasında oldukça sık vurgulanıyordu. Bugün bu belgeyle birlikte bir kez daha ABD'nin ekonomik anlamda Çin tehdidinden çekindiğini görmüş olduk. Trump, uluslar arası ticarette ABD'nin önceliğinin adil ve karşılıklı çıkarlara dayalı bir sistem olduğunu deklare etti.

Belgede bu bağlamda geçen ilginç bir cümle var:

“ABD bundan sonra ihlallere, aldatmalara ve ekonomik saldırganlığa göz yummayacak.”

İşte bu cümle, Anglo-Sakson imparatorluğun Çin ile rekabeti yeni duvarlarla çevrelemeye çalışacağını gösteriyor. Özellikle Rusya ve Çin'in, ABD'nin küresel etkisini, nüfuzunu, çıkarlarını ve Amerikan güvenliğini eritmeye çalışmakla itham edildiğini görmezden gelemeyiz.

Rusya'nın dünya demokrasilerini baltalamaya çalışmakla itham edildiği, siber ekiplerinin gizli istihbarat bilgilerine ulaşmaya çalıştığı, sosyal medya manipülasyonlarında bulunduğu gibi iddialar var. Tüm bu iddiaların Trump'ın Rusya ile seçilmeden önce işbirliği yaptığı iddialarını çürütmek için bir perde olarak kullanılması düşünülmesi gereken seçeneklerden biri elbette.

ABD'ye yönelik tehditler listesinin başında ise Trump'ın haydut rejimler olarak nitelediği Kuzey Kore ve İran var. Nükleer tehdit olarak Kuzey Kore'ye gereken yaptırımların uygulanması noktasında kesin bir tavır var. İran konusunun daüzerinde durmak gerekiyor. Son gelişmelerle birlikte, özellikle Suudi Arabistan'ın Yemen'den Husilerin attığı İran füzesiyle vurulması, karşılık olarak Suud uçaklarının Yemen'i bombalaması, Yemen'de süren vekâlet savaşının şiddetleneceğini gösteriyor.

Ortadoğu'da tüm oklar İran'a yapılabilecek bir operasyona işaret ediyor diye düşünüyorum. Trump yönetiminin İran'dan rahatsız olması yeni bir şey değil. Ancak Suudi Arabistan-Mısır-BAE ve İsrail ittifakında, İran'a yapılacak bir ABD müdahalesinden rahatsız olacak bir değişken gözükmüyor. Bu anlamda İslam coğrafyasında mezhep temelli bir savaşa adım adım gidilebileceği endişesini taşıyorum.

Askeri seçenekler yeni belgede önemli rol oynamaya devam ediyor. Bunun dışında özellikle yeni çağın savaş alanı olarak görülen siber dünyanın kontrolü, göçmen politikasının denetimi ve Meksika sınırında denetimin artması konuları diğer maddelerdi.

Enerji konusunda değişik sektörlerdeki ABD hâkimiyetinin garanti altında alınması konusunda bir adım görüyoruz. İklim değişikliği noktasında ise bilinen tavır değişmiyor.

Belge, Türkiye açısından da önemli. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster, Washington'daki bir konuşmasında Türkiye ve Katar'ın İslami ideolojiyi yaymak için beraber hareket ettiklerini söyledi. Özellikle bu iki ülke tarafından fonlanan bazı organizasyonların bu amaçla çalıştıklarını düşünüyor.

Tillerson da daha önce yaptığı bir konuşmada, Müslüman Kardeşler organizasyonunun Türkiye ve Bahreyn gibi ülkelerde yönetimlerin bir parçası oldukları iddia etmişti. Trump'ın stratejistlerinden Bannon daha da ileri giderek bir Suud televizyonunda Türkiye'nin İran'dan bile tehlikeli olduğunu açıklamıştı.

Soğuk Savaş dönemine yeniden dönüşe atıfta bulunan Amerikan medyasında bu belge çok tartışılacağa benziyor. Trump'ın Amerikan imparatorluğunun sınırlarını tekrar keskin bir şekilde çizme çabası ve “Önce Amerika” sloganı bundan sonraki dış politikada asıl hamlelerin temeli olacak. Özellikle Filistin-İsrail anlaşmazlığının çözümü sağlayacağını ve bölge için asıl tehdidin İsrail değil İran olduğunu vurgulayan Trump, Bush dönemindeki gibi Amerikan nefretini artırabilir.

ENSAR KÜÇÜKALTAN - TERCÜMEİHÂL

ENSAR KÜÇÜKALTAN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  554596

-