31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

ANALİTİK BAKIŞ’IN NERESİNDEYİZ?

Hüseyin Yağmur

Yıllar önce Demokrat Partili bir milletvekilinin hatıralarını okumuştum. Halil İmre, Hatıralarında ‘Kim kimdir ilmini dikkate almadan siyaset yaptığı' için hayıflanıyordu.

Siyaset yaparken ‘Kim, kimdir?' ilmini bilmek', bir haber okurken ‘Kim, kimin için yazar?' ilmine vakıf olmak, bir haber izlerken ‘Kim, kimin için bu haberi yapıyor?' inceliğini yakalamak, kişiyi daima üstün nitelikli bir konuma getiriyor.

Ben bir dindar topluluğu televizyonlarından takip ediyorum. Ana Haber Bültenlerini 28 Şubat'ın ankormanlarından emekli albay kızı bir bayana teslim etmiş bu televizyon kanalı Ergenekon'un resmen avukatlığına soyunmuş durumda…

Suriye Diktatörü Esed'in de İran'dan sonra dünyadaki yegâne savunucusu bu dindar topluluk.

Geçen akşam Şeb-i Arus münasebetiyle bir toplantı tertip etmişlerdi. Televizyonda bir süre manzarayı izleyince hüzünlendim.

En ön koltuklara yukarıda bahsettiğim spiker bayan ve iki erkek spiker oturmuş. Sahnedeki toplantıyı bir başka ithal akademisyen yapıyor.

Topluluğun kurmayları mutlu: “Biz dışımızdaki bu insanları kazanıyoruz” diye bakıyorlar.

Protokoldekiler de mutlu: Onlar da astronomik rakamlarla topluluktan geçiniyorlar, iltifat görüyorlar ve ön safta yerlerini alıyorlar.

Salonu dolduran dindar topluluk da olanları analiz etmeden sürekli alkışlayıp duruyor.

40 yıllık topluluk mensubu, en arkada, 40 günlük transfer en ön safta…

Maalesef dindar topluluklar önlerine servis edilenleri yeterince analiz etmeden zihinlerine indi veriyorlar.

Kültür tarihçisi bir hoca anlatmıştı.Bir kitap kaleme almış.Ancak yeterince satılmıyormuş.Bir gün yayınevi sahibi aramış.Kitabın Baskısının bittiğini 2. Baskısını yapmak istediğini söylemiş.Meğer bir topluluk lideri kitabı görmüş, beğenmiş ve tavsiye etmiş.Bunun üzerine hiç rağbet görmeyen kitap birden tükenivermiş.

Topluluklar keşke kendilerine tavsiye edilen kitapları okusalar buna da razıyız. Mesela M.Asım Köksal'ın İslam Tarihi kitabını okusalar herkesin hayatı  ve olaylara bakış açısı değişecek.

İlahiyatçı Prof.Dr Ali Özek, Hatıralarında “Ben Mısır'dan tahsilden gelince Denizli'de bir camide vaaz etmiştim.Biraz tasavvuf aleyhinde konuşmuştum.Namaz sonrası üç esnaf beni dükkanlarına davet ettiler.Fikirlerimin yanlış olduğunu söylediler.Ben de onlara “Siz Akaid-i Nesefi'yi okudunuz mu? Ben ona göre konuşuyorum” dedim. Bunun üzerine tasavvuf erbabı olan esnaf “Fazla ileri gitme şeyhimiz seni çarpar” dediler.”diyor.

Tasavvuf erbabı olan esnafın ‘Kuran ve sünneti en iyi anlayan insanlar' olarak Ali Özek'e “Şeyhimiz seni çarpar” diyerek kaba güce başvurmak yerine “Bizim okuduğumuz Akaid kitabında da şöyle diyor. Allah sana selamet versin” demeleri gerekmez miydi?

……………….

Zamanında bir yazar, ‘Bizde eğitim yok, koşullandırma var' demişti. Dönemin Milli Eğitim yetkililerinden biri ‘Devletin kendi işlerini görecek yeterli eğitilmiş eleman var. Geri kalan yeni nesli oyalamak zorundayız' demiş. Eğitimdeki son düzenlemeler hep bu oyalama taktiği üzerine.

9 yıl İlköğretimde, 4 yıl lisede koşullandırdığın yeni nesiller iyi birer nitelikli eleman olmasa da resmi ideoloji anlamında iyi birer kurşun asker oluyor.

Yedi yaşında ilköğretim labirentine giren Türk çocuğu 13 yıl buralarda oyalandıktan sonra tam 20 yaşına yani askerlik yaşına gelmiş oluyor. Ondan sonra ver elini askerlik… Önce 13 yıl boyunca sivil askerlik sonra iki yıl boyunca üniformalı askerlik…Ondan sonra ‘Bu militer toplum nereden çıktı?' diye kontrataktan gol yemiş kaleci şaşkınlığı ile kalemize giren gole bakıyoruz.

Kanaatimce Türkiyemize; olaylara militer gözle bakan ve resmi ideoloji kalıplarıyla düşünen taraftar ruhlu asker bireyler yerine, olaylara analitik bir gözle bakan, tahlil eden bağımsız düşünme yeteneğine sahip bireyler lazım.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  434658

-