22 KASIM 2017 ÇARŞAMBA

ANTİBİYOTİKLER MİKROPLA DEĞİL İNSANLA SAVAŞIYOR!

İlaç Bilincini Geliştirme ve Akılcı İlaç Derneği’nin açıkladığı verilere göre, Türkiye lüzumsuz antibiyotik kullanımı ve direnç probleminde Avrupa’da birinci sırada bulunuyor. Bugün Türkiye’de yazılan her üç reçeteden birinde antibiyotiğin yer aldığı belirtilirken, ülke genelinde yılda 250 milyon kutu antibiyotiğe 1,5 milyar lira harcanıyor. Antibiyotiklere karşı direnç geliştiren bakterilerin insanlığı tehdit ettiği bildirilirken, günümüzde tedavisi imkansız enfeksiyonların geliştiği, öyle ki başta Türkiye olmak üzere bu gidişatın tüm dünyada gelecek nesilleri dahi etkileyecek boyutta olduğu kaydediliyor.


ANTİBİYOTİKLER MİKROPLA DEĞİL İNSANLA SAVAŞIYOR!

YARARDAN ÇOK ZARARLI HALE GELDİ

Antibiyotiğin keşfinin sağlık açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirten İlaç Bilincini Geliştirme ve Akılcı İlaç Derneği Başkanı ve Ankara Üniversitesi (AÜ) Öğretim Üyesi Prof. İsmail Balık, “Ancak lüzumsuz ve yanlış kullanımından ötürü antibiyotik ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldi” şeklinde konuştu. Prof. Balık, lüzumsuz antibiyotik kullanımının sağlığı tehdit eden ciddi bir problem olduğunu dile getirdi.

İNSANLIĞI TEHDİT EDİYOR

Antibiyotiklerin aşırı kullanılması nedeniyle artan antibiyotik direncinin hem dünyada hem de Türkiye'de insanlığı tehdit ettiğinin altını çizen İsmail Balık, “Antibiyotiklere karşı direnç geliştiren bu bakterilerin sebep olduğu enfeksiyonlar, hastalık ve ölüm oranlarının artmasına ve hastanede yatış sürelerinin uzamasına neden oluyor. Bu problemi bu kadar ciddi kılan bir başka durum ise, mikroorganizmaların çok hızlı direnç geliştirmesine karşın dirençli enfeksiyonların tedavisinde kullanılabilecek yeni antibiyotiklerin az geliştirilmesi” şeklinde konuştu.

TEDAVİSİ NAMÜMKÜN ENFEKSİYONLAR TÜREDİ

Günümüzde mevcut antibiyotiklerin tümüne dirençli bakterilerin geliştiği uyarısında bulunan Balık, “Artık neredeyse hiç tedavi şansı olmayan enfeksiyonlar gözleniyor. Antibiyotiklerin hem insan sağlığı hem de tarım ve hayvancılıkta uygunsuz kullanımı, turizm, göçler, uluslararası yolculuklar, hijyen eksikliği gibi konular, sorunun küresel hâle gelmesine yol açıyor. Dirençli bakteriler bilhassa bağışıklık sistemi zayıf hastaları tehdit ediyor. Hastanede kalış süresi uzuyor, komplikasyonlar gelişiyor, ölüm ve hastalığa yakalanma vakaları artıyor” tespitinde bulundu.

ANTİBİYOTİKLER GELECEK NESİLLERİ TEHDİT EDİYOR

Yanlış ve lüzumsuz antibiyotik kullanımının bakterilerin yapısını ciddi şekilde değiştirdiğini vurgulayan Prof. Balık, “Yanlış antibiyotik uygulaması nedeniyle ilaç kullanımı ve tedavi masrafları her gün biraz daha artıyor. Avrupa genelinde dirençli bakteri sorunu halk sağlığı için artık birincil tehdit. Dirençli bakteriler gelecek nesilleri de etkiliyor. Tek çare akılcı kullanımdır” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE ZARARDA BİRİNCİ!

Antibiyotik kullanımı ile ilgili istatistik bilgilerine dikkat çeken Balık, Türkiye'nin “antibiyotik kullanımı ve direnç probleminde” Avrupa ülkeleri içinde birinci sırada yer aldığını söyledi. Bugün Türkiye'de her üç reçeteden birinde mutlaka antibiyotik yazıldığını aktaran Balık, Güneydoğu'daki bazı illerde bu oranın yüzde 50'leri bulduğunu kaydetti. Türkiye'de yılda 250 milyon kutu antibiyotik kullanıldığını bildiren Balık, ülke gelirinden her yıl 1,5 milyar liranın antibiyotiğe verildiğini söyledi.

KULLANMAYAN DA İSTEMEDEN ANTİBİYOTİK ALIYOR

Antibiyotiklerin büyük kısmının hayvanlarda da kullanılması nedeniyle; et, süt ve yumurta tüketenler de tehlike altında. Bu nedenle antibiyotik kullanmayanlar dahi bu risklerle karşı karşıya. Hayvanlarda antibiyotik kullanımının nedeni ise, hayvanların doğal ortamlar yerine özel mekânlarda aşırı bir şekilde beslenmelerini ve kimyasal yemlere maruz kalarak büyümelerinin hızlandırılmasını temin etmek. Kimyasal ilaçlara maruz kalan ve meralardan uzaklarda yetişen hayvanların, kendilerine dayatılan bu hayat şekli ile hem kendi hayatları hem de insanların hayatları hiçe sayılıyor. Türkiye'de ise sorunun çözümüne yönelik ne Sağlık Bakanlığı'nın ne de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bir çabası var.

 

  1. Dr.Adbullah

    2) Sağlık politikalarının akıllıca yapılması lazım.Daha az antibiyotik isteniyorsa verilen hizmete imkan dahilinde yatırım yapılıp kalite artırımı yapılması lazım.Hekimi kör dövüşü yaptıran sistemde defansif yaklaşım kaçınılmazdır.Sahadaki her hekimin elinin altında bakteri/virüs ayrımı için güvenilir test ve antibiyogram imkanı olmalıdır. Kalite artmadıktan sonra sonuç kolay kolay değişmez..

  2. Dr.Adbullah

    1)Kimse kimseyi kandırmasın.Bugün türkiyede aile sağlığı merkezlerinde sadece hastanın kliniği ve muayene bulguları ile etkenin bakteri mi yoksa virüs mü olduğunu anlamak hiç kolay değil;çünkü halk tanı koymak için sorulan sorulara çelişkili cevaplar veriyor ve bu iki etkenin benzer bulguları çok.Etkeni hızlı ve güvenilir şekilde tespit edecek testler de yapılamadığı için enfeksiyon sonrası komplikasyon yoğunluğu olan bölgelerde mesleği % 100 icra imkanı bulamayınca hekimler mecburen defansif yaklaşıma yöneliyorlar..

  3. Türkiye’de halk antibiyotik kullanmaya pek meraklı gibi bir algı mevcut isede bunun doğru olduğuna pek inanmıyorum..halkın içinde antibiyotik kullanmaya meraklı olabilecek birileri olabileceği gibi ...doktorların içinde de antibiyotik yazmaya meraklı olabilenler ihtimalini de değerlendirmek gerekiyor..... her doktora gittiğimizde antibiyotik istemediğimizi söylemesi gereken biz oluyoruz...bunu kullanmazsanız geçmez deniliyor.....

Yorum Yaz

  011722

-