24 EKİM 2019 PERŞEMBE

Hasret Yıldırım

ATATÜRK İMZASI BİR ERMENİ’YE Mİ AİT? (2)

Hasret Yıldırım

Ersin Süeren (Kaptan-1952 mezunu): Matematik ve cebir dersi öğretmenliğimizi yaptı.

Atatürk'ün imzasını yaratan kişi olduğunu bütün okul biliyordu. Hocamız da bunu övünerek anlatırdı. O kadar övünürdü ki; biz de ona İnanmaz görünür, kendisini kızdırırdık. Onun imzayı atmaktan hoşlandığım bildiğimiz için, ‘Hocam atın' derdik. Hemen bu imzayı atardı tahtaya, sonra şaşırarak aynısı olduğunu görürdük. Ortaokulu bitirdiğimde, okulun çıkardığı ‘reflections' (yansımalar) isimli yıllıkta da Çerçiyan'ın derste, Atatürk'ün imzasını tahtaya atarken çekilmiş bir fotoğrafı yer alıyor. Bu imzanın ona ait olduğunu şimdi, artık hayatta olmayan o dönemdeki hocalar ve onların yakınları da bilir. 1951 yılı yıllığında Çerçiyan'ın attığı kendi imzası da burada. İki imzanın aynı kişiye ait olduğu kaligrafik incelemeyle kanıtlanabilir. Hocamız okulda çok sevilirdi ve bize, ‘Siz öyle bir okulda okuyorsunuz, öyle değerli hocalarla okutuluyorsunuz ki bunların değerini ilerde anlayacaksınız ama şimdiden anlayın' derdi. Şimdi, ben de onun değerinin unutulmasını istemem.

Prof.Dr.Pars Tuğlacı (Dil ve Tarih uzmanı): İmzanın yaratıcısı Çerçiyan'dır. Kendisi uzun yıllar Robert Kolejde güzel yazı profesörlüğü yaptı. Bildiğiniz gibi, 1928'den sonra yeni harflere dönülüyor. Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal, Çerçiyan'dan kendisine 5 imza hazırlamasını istiyor. O da, zaten zamanın en üstün kaligrafi (güzel yazı) uzmanı. Mustafa Kemal'e, özenle çalışarak 5 imza ayrı gönderiyor. Bu, 5 imza bende de var. Bunları, babamın arkadaşı olduğu için, kendisinden aldım. Sonuçta Atatürk bu imzalardan birini seçiyor ve kullanıyor, olay budur.Cerciyan_ParosDergisi1

Betili Mardin (Halkla İlişkiler uzmanı): Kolejde, kaligrafi hocamdı. 1938 yılında koleje girdim, hoca bize 1939-1940 yıllarında ders verdi. Sert biriydi, iyi yazı yazmaya meraklıydı, bu konuda ustaydı. Yuvarlak yazardı. Genelde kolejlilerin yazısı dik olurdu. O, yana eğilmiş yuvarlak bir şekilde yazardı. Bizim zamanımızda, hiç Atatürk'ten söz etmez, imzayı anlatmazdı.

Hürriyet'in iki gün peşpeşe yaptığı haberler mevzuu tekrar gündem yapar ve tartışmalar alevlenir. Bunun üzerine Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Öztürk, 7 Haziran 2001 tarihli köşesinde: “Hürriyet'te iki gün süreyle Hagop Vahram Çerçiyan adlı hocanın Atatürk'ün imzasıyla ilgili haberi yayınlanıyor. Bazı yazar arkadaşlarımız, ‘Atatürk'ün imzası bir Ermeni'ye mi ait' başlığımıza takılmışlar. Çerçiyan'ın bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, onun ‘Ermeni kimliğinin' vurgulanmasını anlamadıklarını yazdılar. Ben hassasiyetlerini anlıyorum, ama gerekçelerine katılmıyorum. Bu olay, geçen pazar günü Ermeni mezarlığındaki ‘Aydınlar ve Sanatkârlar Anıtı'nın' açılışında dile getirildi. Meğer bu eskiden beri bilmiyormuş. İsterseniz bizim bilgisizliğimize verin, ama biz bilmiyorduk. Yıllarca önce Hürriyet'te bununla ilgili bir mülakat bile yayınlanmış. Hiçbirimiz hatırlamadık. Ama iyi oldu. Yeni kuşaklar da bu gerçeği bir kere daha öğrendi. Bu imzayı bulan kişinin TC'nin Ermeni asıllı bir vatandaşı olması ise hepimiz için bir iftihar vesilesidir. Bu, Atatürk ve Cumhuriyetin vatandaşlarına, her etnik gruptan vatandaşının da ona bakışını gösteren çok güzel bir örnek. Bin kere yayınlasak, yine de yeni ve yine de güzel.” yazarak, mevzua kendi penceresinden bir renk katmıştır.

Ermeniler üzerinden araştırma yapan Doç. Cafer Ulu'nun, imza mevzuunun da geçtiği tezi, 23 Şubat 2007 tarihli Vatan Gazetesi'nde şu şekilde haber yapılmıştır: “Fatih Üniversitesi tarihçilerinden Doç. Cafer Ulu, Mustafa Kemal Atatürk'e, 'Atatürk' soyisminin bir Ermeni tarafından verildiğini ortaya koydu. Ulu'nun 4 yıllık çalışmasının ürünü olan doktora tezine göre; Kurtuluş Savaşı başlayınca, o dönem 19 yaşında olan Ermeni asıllı Agop Martayan da, Türk Ordusu'nda silah altına alınmış ve kendisi Şam'da Mustafa Kemal'le tanışıp dost olmuştu. Martayan, 1934'te Türk Dil Kurumu (TDK) başuzmanlığına getirildi. Ve 1935'te Mustafa Kemal'in emriyle "Dilaçar" soyadı verildi. Dilaçar, bir TDK toplantısı sırasında Mustafa Kemal için "Atatürk" soyadını önerdi ve öneri kabul edildi. Ulu'nun tezine göre, Atatürk'ün Latin harflerinden oluşan imzasını da, o dönemde Robert Kolej'de matematik ve kaligrafi öğretmenliği yapan Hagop Vahram Çerçiyan tasarladı.”

Cerciyan_Hurriyet2-1

Bahse konu olan tez, 2009 yılında Atatürk Araştırma Merkezi tarafından “Türkiye Cumhuriyeti'nde Ermeniler” adıyla kitaplaştırılmıştır. Lâkin “imza mevzuu”, Çerçiyan ile alâkalı kısmın sonunda; Vatan Gazetesi'ndeki haberin aksine, farklı bir açıyla sonlandırılmıştır: “Atatürk'ün imzasının Hagop Vahram Çerçiyan tarafından çizildiği konusu, diğer bazı iddialar gibi genellikle azınlık mensupları tarafından zikredilmekte ve güvenilir kaynaklara dayanmamaktadır. Böyle önemli bir konunun tek taraflı ve hikayeci anlatımlarla ortaya koyulması ve bilgilerin test edilme şansı olmadığından, bu iddianın gerçekliği konusunda herhangi bir hükme varılması mümkün görünmemektedir.” (Sayfa: 122)

Vehbi Koç'un kızı da mevzuu tasdikliyor

Yine 2009 yılının ortalarında Ayasofya Camii'nin müzeye çevrilmesi ile alâkalı imzanın;

Cerciyan_Zaman1

sahte mi, gerçek mi tartışması çıkınca, Çerçiyan tekrar gündem olur ve devreye Murat Bardakçı'nın yazısı girer. 6 Temmuz 2009 tarihli Haber Türk Gazetesi'nde “O kadar titizdi ki, imzasını bile bir sanatçıya çizdirmişti” başlıklı yazının muhtevası şöyle idi:

“(…) 1990'lı senelerde bir akşam, Sevgi Hanım'ın (Vehbi Koç'un 2003 Eylül'ünde vefat eden ortanca kızı) Kandilli'deki evinde dostlarla yemekte idik. Sevgi Hanım, Arnavutköy Kız Koleji'nde okumuştu ve misafirleri arasında kolejden sınıf arkadaşı olan bazı hanımlar da vardı. Kolejde, özellikle de Amerikan kolejlerinde okumuş olan hanımların biraraya geldiklerinde, aradan kaç sene geçmiş olursa olsun, hemen öğrencilik günlerine dönmelerine, sınıflarda, etüd odalarında yahut yatakhanelerde geçirdikleri zamanı sanki o senelerdeymişcesine tekrar yaşamalarına hep şahit olmuşumdur. O gece de öyle oldu ve Sevgi Hanım ile arkadaşları seneler öncesinin kız koleji öğrencileri hâline döndüler. Sohbetlerinde bir ara "Vahram Bey" diye bir hocanın bahsi geçti. Hepsi, kırk küsur sene önceki bu hocalarından gayet iyi bahsediyor, elyazılarının güzelliğini ona borçlu olduklarını söylüyorlardı. Hanımlardan biri de, "Şekerim, bizi bir yana bırak, Atatürk'ün imzasını bile o çizmişti. Unuttunuz mu?" dedi. Ben, Hagop Vahram Çerçiyan'ın ismini ilk defa o gece işittim ve 1934 Kasım'ında Soyadı Kanunu'nun çıkmasından sonra, Atatürk'ün Çerçiyan'dan kendisi için birkaç imza dizayn etmesini istediğini ve Çerçiyan'ın hazırladığı imza örneklerinden birini beğenerek bu imzayı kullandığını da öğrencilerinden olan yine o gece, Sevgi Hanım ve sınıf arkadaşları sayesinde öğrendim. Arnavutköy Kız Koleji'nin "güzel yazı" hocası olan Vahram Çerçiyan, öğrencilerinin kendisinden dinlediklerine göre, Atatürk için beş ayrı imza hazırlamıştı. Sevgi Gönül, o geceden birkaç sene sonra kaleme aldığı bir yazısında hocası Vahram Çerçiyan'dan bahsedecek, Atatürk'ün imzasını Çerçiyan'ın hazırladığı söylentilerinden sonra, kendisine ve arkadaşlarına hem güzel yazmayı,

hem de okunaklı imza atmayı onun öğrettiğini anlatacaktı.”Cerciyan_HayatDergisi1

Aradan bir sene daha geçer ve 30 Ağustos 2010 tarihli Yeni Asır Gazetesi “Atatürk'ün imzası Sabiha Gökçen'in” başlığıyla, mevzua çok farklı bir boyut kazandırır:

“Atatürk araştırmacısı ve "Zaferin Gölgesinde Latife Hanım" gibi pek çok esere imzasını atan Eriş Ülger, Gazi Mustafa Kemal'in, "K.Atatürk" imzasıyla ilgili 76 yıldır perde arkasında kalan önemli bir ayrıntıyı ortaya çıkardı. Ülger'in o dönemle ilgili kayıtlara ve özel notlara göre, "K.Atatürk" imzasının mimarı manevi evlat Sabiha Gökçen.

Devamı yarın

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  833169

-