31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

AVUSTRALYA’DAKİ MENEMEN TERTİBİ

Hüseyin Yağmur

Broken Hill saldırısı bir komplo muydu?

1900'lü yılların başında, Suudi Kralı, sarayında misafir olan Muhammed Esed ile özel bir görüşme yapar. Kral, dostuna şunları anlatır:Faysal ed Daviş isimli bir kabile reisi, Kralı ‘Şeriattan ayrılmakla suçlayarak', bir teşkilat kurmuş ve isyan başlatmıştır. İsyan her geçen gün Suudi topraklarında hızla yayılmaktadır. Konuyu araştıran Suudi Kralı, isyancıların Kuveyt taraflarından para ve silah desteği aldığını istihbar etmiştir.

 Muhammed Esed'e bu olayı anlatan  Kral, dostundan  şu ricada bulunur: İsyancıların Kuveyt'ten yardım alıp almadıklarını bir gazeteci vasfıyla araştırması.

 Muhammed Esed, Kralın ricasını kırmaz. Yanına verilen bir rehberle gündüzleri daha çok saklanarak   S. Arabistan'dan Kuveyt'e bir yolculuk başlatır.

 Bir mola anında çölde bir uğultu duyar ve saklanırlar. Bir süre sonra bu uğultunun sahibinin, çölde devriye gezen, tepeden tırnağa silahlı Faysal ed Daviş'in isyancılarına ait olduğu anlaşılır.

 Faysal ed Daviş'in Şeriat için ayaklanan askerleri çölde ‘La İlahe İllallah' kelime-i tevhidini zikrederek devriye gezmektedirler.

 Muhammed Esed, birkaç gün sonra   vardığı Kuveyt'te  yaptığı araştırmalar sonucu; İngilizlerin, Şeriat için ayaklanan(!) Faysal ed Daviş'i silah ve para ile desteklediğini tespit eder.

 Emperyalistler bir İslam toprağını bir kez daha bölmek bir yandan da Suudi Krallığını  zayıf düşürerek daha çok kontrol edebilmenin peşindedirler.

…………………

 Benzeri bir tertip bir süre sonra İngiltere'nin bir başka bağlaşığı Avutralya'da gerçekleşmiştir.Uzun yıllar boyunca “Avustralya'da orduya baskın düzenleyen iki kahraman Türk”  olarak romantik anlatımlara sahne olan olayının aslının böyle olmadığını bir televizyon belgeselinde görünce bu konudaki Anadolu Ajansı haberini sizlerle paylaşayım dedim.

 Recep Şakar, 17.11.2012 tarihli çalışmasında olayın gerçek yönünü şöyle anlatıyor: Birinci Dünya Savaşı için daha fazla Avustralyalı'nın askere alınması ile sonuçlanan Broken Hill saldırısı, aradan geçen 105 yıla rağmen esrarını koruyor.

 Avustralya'nın New South Wales eyaletine bağlı  Broken Hill kasabasında 1 Ocak 1915 yılında meydana gelen ve saldırgan olduğu  iddia edilen iki Afgan dahil 6 kişinin ölümü ile sonuçlanan piknik trenine  saldırıyı yerinde inceleyerek, Avustralyalı tarihçiler ve yetkililer ile olayın  iç yüzünü araştırdık.

 Broken Hill kasabası, Birinci Dünya Savaşı öncesi  madencilikle geçinen tipik bir bozkır kasabası konumunda idi.Madenlerdeki nakliyatı 1880'li yıllarda Afganistan, Pakistan ve  Hindistan'dan develeri ile birlikte Avustralya'ya gelen ve "deveciler" olarak  adlandırılan insanlar sağlıyordu.

 Ancak Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi ile birlikte kasabada işsiz sayısında büyük artış yaşandı, çünkü kasabanın en  büyük geliri Almanya'ya ihraç edilen maden ürünlerinden oluşuyordu. Almanya ile İngiltere savaşmaya başlayınca kasabadaki madenler birbiri ardına kapanmış, iş  imkanları durma noktasına gelmişti. Kasabada develeri ile taşımacılık yapan Afganlar da hem madenlerin kapanması hem de yeni taşımacılık yöntemlerinin  gelişmesi üzerine işlerini kaybetmeye başladılar.

 Saldırı ve Sonrası

 İşsizlik sıkıntısına Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizler ile birlikte  savaşa gitmek üzere gönüllü asker toplama çabaları da eklenince, kasabada gergin  bir hava oluşmaya başladı.

 Bu gergin ortamda 1 Ocak 1915 günü kadın, erkek ve çocukların içinde  bulunduğu yaklaşık 1200 kişiyi taşıyan yeni yıl piknik treni, kasabanın çıkışında  iki kişinin silahlı saldırısına uğradı. Saldırı sonrası trende bulunanlardan 4  kişi hayatını kaybetti, 7 kişi de yaralandı. Saldırının failleri olduğu iddia edilen Gül Muhammed ve Molla Abdullah  adlı 2 Afgan, kasaba yakınlarındaki beyaz kayalıklarda çıkan çatışma sonucunda  vurularak öldürüldü.

 Olay sonrası yerel gazeteler, Afgan olmalarına rağmen haberi, "Türkler  trene saldırdı" şeklinde verdi. Kasabada Türkler aleyhine hava oluşturuldu ve  Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın müttefiki olan Almanların kulübüne saldırı  gerçekleştirildi. Avustralya tarihinde o zamana kadar ilk defa yaşanan saldırının ardından  Birinci Dünya Savaşı'na katılmak üzere bölgeden çok sayıda genç gönüllü olarak  askere yazıldı.

 Olayın üzerinden yaklaşık bir asır geçti ancak zaman zaman tarihçiler,  olayın Avustralya'da anlatılandan çok daha farklı boyutlara sahip olduğu  eleştirisini dile getiriyor.

 Avustralyalılar Savaşa Gitmek İstemiyordu

Broken Hill Tarih Kurumu üyesi Gordon Densie, Saldırının, savaşa asker toplamak için planlandığını kaydederek şunları söyledi: "Birinci Dünya Savaşı'na gönüllü bulmaları gerekiyordu. Askere gönüllü alıyorlardı, mecburi hizmet yoktu, Avustralyalılar zorunlu askerliğe izin  vermiyordu. Özellikle bu bölge insanları çok duyarlı idi. O inanış o kadar  güçlüydü ki kasabadan savaşa giden gönüllüleri taşıyan trenleri taşlayıp  camlarını kırıyorlardı. Onların savaşa gitmelerine karşı gösteri yapıyorlardı.  Çünkü savaşın onlarla ilgisi olmadığını biliyorlardı, Almanya bizim en iyi   müşterimizdi. Savaş çıktığında her şey bir anda çökmeye başladı."        

"Belgeler Yok Edildi"        

Broken Hill saldırısı ile ilgili kesin bir delilin bulunmadığını dile  getiren Densie, o yıllarda siyasetçilerin ve ticari kuruluşların da olaya  katkısının olduğunu söyledi. Densie, "Olay çıkartmak istediler ve çıkardılar. Çünkü Türk bayrağı  vardı. Saldırganlara Türk etiket verildi. Senenin sonunda kendilerini Gelibolu'da  buldular, her şey yerine oturdu. Çok ilginç olanı ise bir iki sene sonra hükümet  kayıtları yandı. 1900 yılından Broken Hill çatışmasına kadar olanları araştırdım,  bütün kayıtlar yanmıştı. Hiç bir şekilde bu olmadı deme şansları yok, ne iddia  ederseniz edin hayır demeye kanıtları yok" dedi.

Olayın, "devletin yaramazları tarafından düzenlenmiş kurnazlık olduğunu"  iddia eden Densie, saldırıdan sonra kasabada ufak tefek sorunlar hariç Afganlara  karşı bir olayın yaşanmadığını belirterek, bazılarının soyadlarını bile  değiştirmediğini ifade etti.

 "Saldırıda Askeri Silahlar Kullanıldı"      

Broken Hill Tarih Kurumu üyesi Densie, saldırıda kullanılan silahların  askeri silahlar olduğunun altını çizdi ve bu silahların iki Afgan'ın elinde  olmasının normal olamayacağına değindi.

O yıllarda polis teşkilatında bile belli sayıda silah olduğunu kaydeden  Densie, "Bütün polis birliği 7 adet silah kullanıyordu. Polisler, savaş silahı  olanları kullanmıyorlardı" dedi. Diğer silahların doldurulabilmesi için bile  eğitimli polislerin görev aldığını ileri süren Densie, askeri silahları  polislerin kullanmadığını söyledi.

Polislerin bile her silahı kullanamadığı dönemde, işsiz ve ekonomik  sıkıntı içinde oldukları bilinen iki Afgan'ın askeri silahları ve mermileri  nereden buldukları, cevaplanamayan sorular arasında yer alıyor.

Saldırıdan Üç Gün Sonra Bulunan Mektuplar        

Olayı aydınlatacak kilit unsurlardan sayılan Gül Muhammed ve Molla  Abdullah'ın mektupları da günümüze kadar tartışılageldi. Saldırının üzerindeki sır perdesinin kalkması için baskı yapan bölge  halkına karşı 3 gün sonra kayalıklarda, Afganlar tarafından yazıldığı iddia  edilen mektuplar bulundu. Mektuplardan Molla Abdullah'a ait olanında şu ifadeler  yer alıyor: "Ben Allah'ın önünde zavallı günahkar bir kulum ve onun merhametini  istiyorum. Bu ülkede yaşayan fakir biriyim. Bir gün belediye denetçisi beni  suçladı. Bir başka gün ben ona yalvardım yakardım, beni dinlemedi. Sinirli bir  şekilde oturup derin derin düşünürken Gül Muhammed geldi. Kendi üzüntülerimizi  birbirimize anlattık. Kendi isteğimle onun planlarına katıldım

Sıkça Sorulan Sorular ise Şunlar:

"-O dönemde sadece askerlerin kullanabildiği askeri silahları, ekonomik  zorluk içindeki iki Afgan nasıl ve nereden temin etti ve eğer satın aldılar ise  bu silahları kim sattı?

-Saldırı olana kadar belediye ile sürtüşmeleri dışında herhangi bir olaya  karışmayan iki Afgan'ın neden silahlanıp yıllarca birlikte yaşadıkları sivil  halka saldırdıkları?

-Olay yerine dondurma arabası ile geldiği iddia edilen Afganların neden  saldırıya uğrayanlar tarafından görülmediği ve olaydan sonra ifadelerin yer  almadığı?

Piknik treni saldırısının gerçekleştirildiği bölgede New South Wales  eyaletinden getirilen temsili bir vagon bulunuyor. Piknik treninin geçtiği  güzergah ise yaşanan olaydan yıllar sonra değiştirildi. Saldırıya uğrayan ve  resimlerde üzerinde kurşun delikleri görünen tren vagonunun nerede olduğu  bilinmiyor ancak benzer vagonlar ve lokomotif hala tren müzesinde bulunuyor.

Bütün bu bilgileri özetleyecek olursak; Broken Hill kasabasında 1 Ocak 1915 günü gerçekleştirilen saldırının, savaşa gitmek istemeyen Avustralyalıları savaş göndermek üzere İngiltere gizli servisi tarafından organize edilen bir tertip olduğu anlaşılıyor.

İngilizler 1915 yılındaki bu tertipte iki gariban Afganı kullanmışlar.

Bizimkiler ise 1930 yılındaki Menemen Tertibinde uyuşturucu düşkünü bazı serserileri kullanmışlardı.

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  258346

-