16 KASIM 2019 CUMARTESİ

Fahri Sarrafoğlu

AYASOFYA’DAN ÇOK ÖNCE YAPILAN EN BÜYÜK MABET HANGİSİ?

Fahri Sarrafoğlu

“Seni de geçtim Ey Süleyman” diyen kişi aslında kim?

Fatih'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin önünden geçerken sağ tarafta harabe bir yapı görürsünüz… Bugünkü İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin önünde yer alan o harabelerin aslında bir dönemin en büyük İstanbul mabetlerinden biri olduğunu biliyor muydunuz? Üstelik ilginç hikâyeleri olan bir mabet…
Bakın hikâyesi şöyle:
Ayasofya'yı yaptıran Jüstinyanus Ayasofya'nın açılışı sırasında, Ayosofya'nın büyüklüğü karşısında cuşa gelererk “Seni de geçtim Ey Süleyman” demiştir. Aslında bu sözün kendisine ait olmadığını, olayın aslının farklı olduğunu keşfettik…

SENİ DE GEÇTİM EY SÜLEYMAN

Daha ortada Ayasofya'nın temeli dahi yokken Malatyalı Aziz Polyeuktos adına bir kilise yaptırmak isteyen Bizans hanedanının en güçlü kadınlarından, sanat koruyucusu Anicia Iuliana bu uğurda neredeyse tüm servetini harcayarak İstanbul'un tam merkezine, Saraçhane'ye hiçbir masraftan kaçınmayarak çok iddialı, devasa bir kilise yaptırır. Bu çok iddialı kilisenin mimarisinde, tavus kuşu motifleri, cam ve taş kakmalı sütunlar, yaldızlı mozaikler ve İran/Sasani etkisindeki bezemeler özellikle dikkat çekiyordu. İnşaat ve dekorasyon için Anadolu'dan, İtalya ve Tunus'tan malzemeler getirtilmişti. Görkemli mimarisinin yanında, Polyeuktos Kilisesi aynı zamanda İstanbul'un Bizans çağındaki tören yolları üzerinde, imparatorların taşıdığı mumun değiştirildiği özel bir durak olma vasfı da vardı. İşte bu görkemli binanın açılışı sırasında, kiliseyi yaptıran Rum asillerinden Anica, ellerini havaya kaldırıp Kudüs'teki Süleyman Mabedi'ni kast ederek “Seni de geçtim ey Süleyman” dedi. İmparator II. Constantin kilisenin açılışında her ne kadar bulunduysa da kendi tebaasından olan birinin böyle bir kilise yaptırması onun pek hoşuna gitmemişti ve daha büyük bir kilise yaptırmaya karar verdi.

İMPARATORLA ARASI AÇILIYOR

İmparator II.Constantin hiç zaman kaybetmeden hemen Ayasofya'nın temellerini atarak Polyeuktos Kilisesi'nden daha büyük bir kilise yaptırmak için ilk adımı atar… Temelini atar ama bir taraftan da böyle bir kilise yaptırdığı için kiliseyi yaptıran tebaasına diş bilemektedir… Aradan çok geçmez ve Ayasofya gibi kutsal bir mabet için para gerektiği gerekçesiyle Anica'nın tüm mal varlığına el koymak ister. Bunu haber alan uyanık Anica ise altınlarını getirerek bu kiliseye gömdüğü rivayet edilir… Fakat her ne kadar İmparatordan malını kaçırsa da kilise 1204 Haçlı istilasından kurtulamaz. Burada hazine var diye kilisenin altını üstüne getirirler…

HAÇLILARIN YAĞMALADIĞI KİLİSE

Polyeuktos Kilisesi 1010 depreminde hasar görmüş, 1204'te şehre gelen Haçlılar tarafından yağmalanmıştır. İçindeki çok değerli taşlar, heykeller, mozaikler, altınlar, değerli ne varsa hepsi talan edilmiştir. Kilisede bulunan Kutsal emanetler ve mimari parçalar Venedik'e götürülmüştür. Birçok parça çeşitli yerlere dağıtılmış, Barselona'ya, Viyana'ya taşınmıştır. İstanbul'dan giden sütunlar ve kaplama mermerler bugün hala Venedik'te, San Marco Kilisesi'nin cephelerinde görülebilmektedir. İstanbul'un fethi sırasında Fatih Sultan Mehmet şehre girdiğinde buraya da uğramış ve bu dev boyutlu, kubbeli kiliseden sadece altyapısına ait duvarların ve mekânların kaldığını görmüştür.

İKİNCİ DEFA SÖYLENEN “O SÖZ”

Aradan yıllar geçer. İmparator Konstantin tarafından yaptırılan Ayasofya yanınca daha sonraki İmparator Jüstinyanus, İstanbul'un Fethi sırasındaki Ayasofya'yı yaptırır. Ayasofya'nın açılış töreninde İmparator Jüstinyen kilisesinin nefesleri kesen büyüklüğü ve güzelliği karşısında heyecana kapılır ve kendini tutamayarak “İşte seni geçtim Süleyman” diye haykırır. Sene ms.537'dir ve dolayısıyla Jüstinyenin gölgede bırakmak istediği Kudüs'te bulunan Süleyman Mabedi'dir. Ama biraz geç kalmıştır. Zira bu sözü daha önce söyleyen biri vardır. O da Ayasofya'dan önce Polyeuktos Kilisesi'ni yaptıran Anica'dır…
Not: Aşağıdaki 1.numaralı fotoğrafta kilisenin orijinal halini görüyorsunuz. 2.numaralı fotoğrafta ise kilisenin bugünkü halini görüyorsunuz. Buranın üzerinde daha önce camii ve bir hamam bulunduğunu biliyor muydunuz?

FAHRİ SARRAFOĞLU - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, Yazar, Manevi Şahsiyet Eğitim Uzmanı1966 yılında Aksaray’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Aksaray’da tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Bir yıl Londra’da dil eğitimi aldı. Daha sonra Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesini de bitirdi ve “Din Psikolojisi” alanında çalışmalar yaptı. Bu alanda İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öncelikli olmak üzere birçok psikolojik eğitimlere katılarak Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği’nin sertifkalarını aldı.Gazeteciliğe 1990 yılında İhlas Holding’de “Turkey” İngilizce ekonomi gazetesinde başladı. Aynı yayın grubu ile bir de dergi çalışmalarını yürüttü. İstanbul Kuyumcular Odası ile birlikte Gold News kuyumcu dergisini çıkardı. İHA’da Ekonomi Müdürü olarak çalışmaya devam etti. Çeşitli radyolarda haftalık programlar yaptı. Gazetecilik ve yazarlık mesleğine ara vermeden MÜSİAD basın danışmanlığı ve Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Aynı zamanda Akit Gazetesinde ekonomi yazıları yazdı ve röportajlar yaptı. 1998 yılından 2013 yılına kadar ise Yeni Şafak gazetesi ekonomi servisinde çalışmalarını sürdürdü.Bu süre içerisinde çeşitli internet sitelerinde sanat,iş, ekonomi ve akademik çevrelerle özel röportajlar yapmıştır. Aynı zamanda farklı dergilerde kişisel gelişim, İstanbul gibi konular başta olmak üzere çeşitli yazı ve röportajları yayınlanmıştır.Sarrafoğlu aynı zamanda İSTANBUL’un SIRLARI adıyla İstanbul’u tanıtan ve sevdiren sunumlar yapmakta, İstanbul’u farklı bir gözle gezmekte ve gezdirmektedir.Yine kişisel gelişim konusunda D.K.D (Düşün Konuş Dinle) eğitim seminerleri- Basın ve Halkla İlişkiler Semineri –Morİnek(Farkındalık) adıyla çeşitli eğitim seminerleri de vermektedir. Sarrafoğlu, evli ve dört çocuk babasıdır.Röportaj dalında MÜSİAD ödülü sahibidir.

FAHRİ SARRAFOĞLU DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  528824

-