30 MAYIS 2020 CUMARTESİ

AZİZİ VAKT İDİK / ADÂ ZELİL KILDI BİZİ!

Yemen'de görevli bir Osmanlı Paşasının Hatırlarında okumuştum. Bölgede yaşayan iki Yahudi kabilesi kendi aralarında anlaşmazlığa düşüp kavganın eşiğine gelince, aralarındaki sorunun çözülmesi için Paşa devreye girmiş.

Sorunun kaynağı şu imiş: Ekonomik ve sosyal vaziyetleri son derece geri olan Yahudi kabileleri, o şehirde evlerden atılan dışkıların uzaklaştırılması ile geçiniyorlarmış. Fakat iki kabile, bu dışkıların atılması konusunda anlaşmazlığa düşmüşler. 'Dışkıları biz atacağız. Bu işi başkasına bırakmayız!' diye kavganın eşiğine gelmişler.

Bir kez zayıf ve yenik düştüyseniz, başkasının dışkısını taşımak için kardeşinizle kavgaya tutuşursunuz.

Yenilmişlik böylesine tüyler ürpertici bir gerçektir!

Güçlüyseniz, galipseniz söz sizdedir. Hakkı sağlama, adaleti kurma iddianız varsa dünyanın düzeni sizden sorulur.

Fransa Kralı'nın annesi oğluna yardım edilmesi için size başvurur. (Alman İmparatoru Şarlken'le, 24 Şubat 1525'de yaptığı Pavye Savaşı'nda yenilerek esir düşen Fransa Kralı Fransçois ve annesi Düşes Dangolen, büyükelçi Kont Jan de Franjipan ile Kanuni'ye birer mektup gönderdiler.Kraliçenin mektubu şöyleydi: 'Şimdiye kadar oğlumun kurtuluşunu Şarlken'in insafına bırakmıştım. Fakat Şarlken oğluma hakaretler etmektedir. Dünyaya geçen hükmünüz, cihanın bildiği azamet ve şanınızla oğlumun kurtulmasını temin etmenizi zat-ı şahanenizden niyaz ediyorum.'

Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman Kraliçe ve esir François'ya 1526 tarihinde birer mektup gönderir. Bu mektup bugün Fransa'da Paris National Biblioteque'te bulunmaktadır.)

İsveç Kralı size sığınır, sarayınızda uzun süre misafir kalır. Bundan dolayı adı 'Demirbaş'a çıkar. 'Kimse de 'Sen bu adama niçin sahip çıkıyorsun?' diye soramaz.

(Demirbaş Şarl'ın Osmanlı topraklarında kaldığı süre içindeki tüm masrafları Osmanlı Devleti tarafından karşılanmıştı. Bir krala yaraşır şekilde 5 yıl boyunca Osmanlı Devletinde ikamet eden kral ülkesine dönerken de önemli hediyelerle gönderilmişti.)

 .......

Gün geldi, biz de çok fena yenik düştük.

'Zağra Müftüsünün Hatıraları'nda ‘93 Harbi' de denilen 1878 Osmanlı-Rus Savaşından sonra Balkanlarda yaşanan acıyı anlatan Hüseyin Raci Efendi 'Azizi vakt idik / Ada zelil kıldı bizi' diyor.

Hüseyin Raci Efendi, Balkanlarda yaşanan bütün ızdırapları kitabın başına koyduğu bir mısra ile özetlemiş.

 ........

Girit için Yunanlılar hak talep edince Osmanlı Hariciye Nazırı, Avrupalı Büyükelçilere “Girit bizim şerefimizdir. Kesinlikle Yunan'a bırakmayız” dermiş.

Gün gelip Avrupa devletlerinin de baskısı ile Girit'i Yunanlılara bırakınca Büyükelçiler Hariciye Nazırına ilk fırsatta sormuşlar: “Hani, Girit şerefimizdir, Yunan'a vermeyiz” diyordunuz.

Yaşlı Paşa yüzünde derin bir acıyla tebessüm ederek şöyle cevap vermiş: “Kendimi de sizi de böyle inandırmaya çalışıyordum. Esasen bir devlet zayıflayınca, şerefi de kalmaz.”

 .........

Güçlü bir devletseniz etrafınızda ve bölgenizde olan mağduriyet ve haksızlıklara müdahale edip 'dur' diyebilirsiniz.

Gücünüz orta ölçekli ise mağdurlara sınırlarınızı ve gönlünüzü açar, mültecilere sahip çıkar, mağdurların lehinde beyanlarda bulunursunuz.

Bazen devlet büyür, güçlenir, ne var ki  bu değişimi göremeyen bir kısım vatandaşın zihni, ufku, ruhu, küçük kalır.

İspanya'dan 500 yıl önce himaye edilerek getirilen mağdur Yahudilere sevinirken, komşunuzda savaştan kaçan mağdurlara Hükümetin neden kucak açtığını sorgularsınız.

Fransa Kralına, İsveç Kralına sahip çıktığınızı unutur, Mısırlı mağdur kardeşiniz Mursi ve arkadaşlarına Hükümetin sahip çıkmasına bozulursunuz.

Ülkenize vize yasağı koyan sonradan olma Devlete, sizin Devletiniz de mukabele yaptı diye rahatsız olursunuz.

Sınırlar küçülünce bir kısım vatandaşın ufku da ruhu da vizyonu da küçülür.

……

Geçtiğimiz ay bir vesile ile Romanya'nın başkenti Bükreş'e gitmiştik. Romanya uzun süre Komünist Rusya tarafından sömürüldüğü için zayıf düşmüş. Sömürü nöbetini Ruslardan sonra Avrupa Birliği almış. Hatta Romanya'da yolsuzluk bahanesiyle hükümeti devirip AB komiserini Başbakan yapmışlar. Şimdi Avrupa Birliği, 20 milyon nüfuslu Romanya'yı ucuz iş gücü olarak kullanıyor ve sömürü çarkı işlemeye devam ediyor.

İşte bu Romanya'nın başkenti Bükreş'te bir hediyelik eşya dükkanından hatıra kartpostalı alalım dedik. Kartpostalı aldım. Kasanın yanında kartpostalı koymak için uygun bir kese kağıdı vardı. Uzandım onu aldım. Kartpostalı içine koydum. Kasadaki bayan görevli bundan çok rahatsız oldu ve üzüldü. Yanımdaki arkadaş söyleyince uyandım. Bayan görevli ekonomik değeri olduğu için kese kağıdını vermek istememiş.

Zayıf düşerseniz, ufkunuz ve ruhunuz işte böyle bir kese kağıdı kadar küçülür.

 

- TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

DİĞER YAZILARI

  1. ZAyıf olan kalbiyle buğzeder, biraz güçlüsü kendini savunacak ölçüde güçlü olanı dili ile değiştirme gücüne ulaşır, en güçlü durumda eli ile değiştirebilecek eylemleri ile hakkı icra edecek kadar güçlü olmak ki....bu imanın en güçlü olması ile mümkün olur...bunu bize peygamberimiz haber veriyor...” bir mü’min bir haksızlık gördüğünde eli ile düzeltsin, buna gücü yetmeyen dili ile düzeltsin, buna da gücü yetmeyen Kalbi ile buğzetsin ki....bu imanın en zayıf olanıdır...” diyen peygamberimiz sav...hakkaniyeti savunmanın derecesinin imanın gücü ölçüsünde İzzet verdiğini bildiriyor....

Yorum Yaz

  653281

-