Hüseyin Yağmur

BAŞBAKANI KOVMAK İÇİN ANKARA’YA GELEN GENELKURMAY BAŞKANI

Hüseyin Yağmur

Rivayet olunur ki;18.yüzyıl Alman hükümdarlarından Frederick , bu gün kendi adıyla anılan sarayını yaptırırken, sarayın bahçesinde bulunan ve artik o saray kadar ünlü yel değirmeninin de istimlak edilmesini ister.Değirmencinin vermemesi üzerine teklif edilen para artırılır ancak değirmenci yine reddeder.Sinirlenen Kralın gönderdiği "Zorla alırım" mesajına ise değirmenci, o ünlü cevabını verir: "Alamazsın! Berlin'de hakimler var."

27 Mayıs 1960 Darbesi'nden sonra Türkiye'de darbecileri yargılayacak bir yargı anlayışı yerine askeri vesayet sistemini, dolayısıyla darbecileri koruyacak bir rejim kuruldu.

Bu sistem, Darbeci Yarbay Talat Turhan'ın deyimiyle “Türkiye'yi bir darbeci cennetine çevirdi.” Darbeciler, darbe yaparlarsa kahraman, yapamazlarsa sadece emekli oluyor, Bodrum'daki yazlıklarında keyif çatıyorlardı.

…………….

28 Şubat Darbesi'nin kuvvet komutanları sonraki yıllarda tutuklanınca, bir görevli gazeteci Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın bir yakınının ağzından şöyle bir haber yaydı. “Eğer beni almaya gelirlerse kafama sıkarım.”

Halbuki bu milletin Genelkurmay Başkanı'ndan istediği; ‘kafasına sıkması değil, darbe günlerinde kafasını çalıştırması ve darbecileri yargıya teslim etmesiydi.

1995 yılında Genelkurmay istihbaratında görevli Üsteğmen İsmail Kitapçı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Başbakan Tansu Çiller'e bir mektup gönderdi. Üsteğmen Kitapçı mektubunda, "Oramiral Vural Bayazıt, Orgeneral Ahmet Çörekçi, Orgeneral Doğan Bayazıt, Korgeneral Doğu Aktulga, Korgeneral Teoman Koman ve diğer bazı komutanlar ihtilal düşüncesindedir. İhtilal rüzgârı estiriyorlar ve bu hususta uygun ortam hazırlamaya yönelik çalışma içindeler" demekteydi.

Genelkurmay Askeri Savcılığı, 6 Eylül 1995 günü Üsteğmen İsmail Kitapçı'nın tutuklanmasını istedi. Aynı gün askeri mahkemece tutuklanan üsteğmen, cezaevine konuldu.

Görüldüğü gibi Karadayı, Darbeyi haber veren Üsteğmeni değil Darbeci arkadaşlarını koruyor.Cezaevine girmesi gerekenler cunta faaliyetlerine devam ederken Darbeyi ihbar den Üsteğmen 27 Mayıs dönemindeki Binbaşı Samet Kuşçu'nun akıbetine uğruyor ve cezaevine giriyor.

İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay Başkanlığı sıfatının bir kenara bırakarak bir siyasi aktör gibi hükümetlerin kurulmasına, bozulmasına ve yıkılmasına çanak tutuyordu o günlerde…

(…) DYP'li Hasan Ekinci, Erbakan Hoca'nın başbakan olmasına dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın başından beri karşı olduğunu belirterek, bir anısını şöyle anlattı:

Komutan devam etti:- Erbakan'ı siz başbakan yaptınız, sorumlu sizsiniz.

Ben de dedim ki:- Sayın komutan niye biz yapalım, millet yaptı, anayasa yaptı. Seçilmiş başbakandır. Gerekli saygıyı herkesin göstermesi gerekir. Sizin tavrınız da yanlıştır.

Komutan da şu cevabı verdi:- Biz size Erbakan'ı başbakan yapın diye mi oy verdik, destek verdik.

Yani, Karadayı başından beri Erbakan'ın başbakanlığına karşıydı. RP'li bir hükümet istemiyorlardı. Sonra ben bu diyaloğu Erbakan'a da anlattım.”

Bütün ülkeyi fişleme emri veren Karadayı, Dönemin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller'i de yakından takip etmektedir. Çiller'in Danışmanı Hüseyin Kocabıyık şunları anlatıyor: “Bir gün Tansu Hanım Genelkurmay Başkanı'na gitti. Orgeneral Karadayı, masasının üzerine faksları dizmiş. Bizim Tansu Hanım'a gönderdiğimiz fakslar aynı anda Genelkurmay'a da gidiyormuş. Paşa, “Bakın, her şeyden haberimiz var” demiş. Tansu Hanım, genelkurmay merdivenlerinden inerken arayıp söyledi”

3 Haziran 1997 gecesi Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın başkanlığında İzmir'de bir araya gelen komutanlar, ordunun doğrudan bir askeri müdahaleyle yönetime el koymasını görüştüler.

İ. Hakkı Karadayı, 24 Aralık'ta gazetelere “Türkiye'yi Ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyenler var.” açıklamasını yaparak general arkadaşlarının hazırladıkları darbeye psikolojik destek sağlıyordu.

Ve gelelim filmin en heyecanlı bölümüne.

Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı lanetli 28 Şubat Toplantısı öncesi askeri işbirliği temasları kapsamında İsrail'deydi. 24 Şubat'ta İsrail'e giden Karadayı, Tel Aviv'de İsrail Genelkurmay Başkanı General Amon Lipik Şahak tarafından sıcak bir törenle karşılandı. İsrail Savunma Bakanı İzak Mordehay ile de görüşen Karadayı, 2. Dünya Savaşı'nda ölen Yahudiler için Soykırım Anıtı'na, ertesi günü 25 Şubat'ta da İsrail Batı Şeria'yı işgal ettiği 1967 Arap-İsrail savaşında ölen İsrail askerlerinin mezarlarına çelenk koydu. Karadayı burada yaptığı açıklamada, Çevik Bir'in ABD'de söylediği sözlerin arkasında olduğunu ifade etti.

Karadayı, 27 Şubat günü İsrail'de yapılan bu toplantıda İsrailli dostlarına  “Başbakanı işten kovmak için Ankara'ya dönmem gerek! “diyerek ayrıldı.

Ertesi gün tarihi MGK nn yapıldığı 28 Şubattı…

 28 Şubat kararlarıyla mevcut hükümeti deviren Karadayı , yeni hükümeti  kurma görevini de bazı şartlar ileri sürerek Mesut Yılmaz'a vermişti.

(…) Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı  internete düşen ses kaydında, 8 yıllık kesintisiz eğitimin yasalaştırılmasını Mesut Yılmaz'dan kendisinin istediğini itiraf etmişti.

Karadayı, ses kaydında 'Mesut Bey, size altın tepside iktidar teslim ediyoruz. Bunu iyi değerlendirin, dedim. Sekiz yıllık eğitim, milletvekili dokunulmazlığı, 7 tane şey saydım. Hepsini sırıtarak dinledi' diyordu.

İnternetteki bilgiler 28 Şubat ile bitmiyor. Karadayı'nın sonraki dönemlerde de aynı görevini bu kez Emekli genelkurmay başkanı sıfatıyla icra ettiği anlaşılıyor.Bunu Emekli Oramairal Özden Örnek'in günlüklerinden anlıyoruz.İşte o satırlar:

(…) 23 Aralık 2003 Akşam tam çıkarken Genelkurmay eski başkanlarından Org. İsmail Hakkı Karadayı aradı... Bana hem nasihat hem de mesaj verdi... Hatta laf arasında "Hükümet sizi dinlemiyorsa tekmeyi vurursunuz gider" dedi.

(…)22'NCİ Genelkurmay Başkanı emekli Org. İsmail Hakkı Karadayı beni, eşi de Sevil'i ziyarete geldiler. Önce yarım saat odamda özel olarak konuştuk. Bana oldukça “özel” konular anlattı. Özet olarak Genelkurmay Başkanı'nın davranışlarından ve tutumundan memnun değiller. Makamını ezdirdiği kanaatinde. Bu kanaatin, sadece kendi kanaati olmadığı ve diğer emekli komutanların da aynı şekilde düşündüğünü belirtti. Bilhassa AKP'nin Cumhuriyete karşı yaptığı eylemleri yadırgıyorlar ve kendisinin buna ses çıkarmamasını daha çok yadırgıyorlar.

Karadayı'nın 27 Nisan 2007 günlerinde cereyan eden muhtıraya ve peşinden yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de müdahil olduğu anlaşılıyor.

Karadayı, 11. cumhurbaşkanlığı seçimlerine nasıl müdahale ettiğini anlatıyordu. Dönemin Anavatan Partisi'nin lideri Erkan Mumcu'ya 11. cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Meclis'e girmemesi talimatını verdiğini söylüyordu. Bu müdahale ses kayıtlarına da yansımıştı. İsmail Hakkı Karadayı ‘Erkan Mumcu denen bilmem neye oturuma girme yoksa...' dedim diyordu.

Bu ülke, ülkenin güvenliğinden sorumlu bir genelkurmay başkanının İsrail'de yapılan toplantıda İsrailli dostlarına  “Başbakanı işten kovmak için Ankara'ya dönmem gerek!” dediği günlerden bu günlere geldi.

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  655160

-