25 AĞUSTOS 2019 PAZAR

Hüseyin Yağmur

BAŞKANLAR, BİZİM BAŞKANIMIZ OLMAKTAN NASIL  ÇIKTI?

Hüseyin Yağmur

Zaman zaman söylüyorum: Bir devletin bir toplumun fiziki çöküşünden önce sosyolojik çöküşü gerçekleşiyor. Sosyolojik vaziyet artık fiziki yapıyı bünyesinde taşıyamayacak  çizgiye gelince, çöküş gerçekleşiyor. Aslında çöküş bazen 100 yıl önce, bazen 200 yıl önce başlıyor. Ama bu işleri dikkatle gözlemlemeyenler, çöküşün sadece fiziken gerçekleştiği gün çöküşün tecelli ettiğini zannediyorlar ve yanılıyorlar.

‘Son dönemde fiziken artık kaybetmeye başladığımız Belediye başkanlarımızla ilgili sosyolojik değişim ve dönüşüm ne zaman başladı?'  konusunu acaba hiç araştıran var mı?

Konuyla ilgili çeşitli tarihler ve olaylar milat olarak alınabilir. Ben kendi gözlerimden yola çıkarak bu anlamdaki çöküşün miladını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Başkanların değişimi ve dönüşümü; kendilerine özel makam ve çalışma odaları tesis etmeye başladıkları gün başladı…

1994 yılında, benim doğduğum ilçenin Belediye Başkanlığını Refah Partisinden bir öğretmen kazanmıştı. İlçe, deniz kenarında olduğu için burada Belediyenin bir motel işletmesi vardı. Bir şahidin anlattığına göre; Refahlı Belediye Başkanı makamına oturduktan birkaç gün sonra  deniz kenarındaki bu motelde bir keşif yapar. Burada daha önceki belediye başkanının zaman zaman çalışmak üzere (!) kendisi için bir oda tefriş ettirdiğini görür.

(Filmi biraz geri saralım) Çiçeği burnunda Belediye Başkanı, Belediye binasından motelin olduğu bu mahalle gelinceye kadar yanındaki dostu ile ‘Belediyeye gelir sağlamak için ne yapabiliriz?' diye  kafa yormuş, yanındaki kişi “Çamlar içindeki ve deniz kenarındaki bu motel özelleştirilirse belediye için güzel bir gelir sağlarız” cevabını vermiştir.

Başkan, moteli ve motelde belediye başkanı için ayırtılmış makam odasını görünce hali değişir. ‘Motelin özelleştirme konusunu bir değerlendireyim' diyerek kapatır. Bir hafta sonra başkanın aynı motelde kendisine çalışmak için bir değil iki oda ayırdığı duyulur. Belediye, yokluk içerisinde kıvranırken bahsi geçen motel, çeşitli vilayetlerden gelen partili elemanlar tarafından kullanılan  bir yolgeçen hanı olarak faaliyetini sürdürür.

…………………..

Taşradaki Belediye Başkanı kendisine deniz kenarında makam odası ayarlar da İstanbul'daki belediye başkanı durur mu?

Belediye başkanlarının makam odaları ile birlikte halktan ayrışması İstanbul'da da gözlemlediğim bir durum oldu. Belediye Başkanının makamına gittiğinizde özel kalem müdürü bir büyük ciddiyet içerisinde “Başkanımız saha çalışması yapıyor, Başkanımız makamında değiller ” cevabını verirlerdi. Bu sade cevabı benim gibi birçok safiyane vatandaşın aldığını biliyorum.

Halbuki Belediye Başkanı o sırada sahada değil; (önceki dönemlerde) kültür merkezlerinde kendileri için yapılmış lüks ve hijyenik odalarda,(sonraki dönemlerde) bahçeli villalarda özel çalışma ekipleriyle çok özel çalışmalar içine girmiş vaziyetteydiler.

Artık şöyle bir kısır döngü oluşmuştu: Belediye Başkanı belediyedeki makamından sorulduğunda özel kalem müdürü büyük bir ciddiyet içerisinde “Sayın başkanımız sahadalar” der ve oraya ziyarete giden kişi de “Maşallah Belediye Başkanı hiç makamına uğramıyor, ne kadar çok çalışıyor” diye   büyük bir  gönül hoşnutluğu  içerisinde Belediyeden ayrılırdı.

Sonraki zamanlarda bu tür makamlar (Diyarbakır kayyum belediye başkanı örneğinde olduğu gibi) her türlü nefsani  mekanizmanın içinde bulunduğu beş yıldızlı fildişi kuleler haline geldi.

Yine doğduğum ilçeden bir örnek vereyim: Ak Parti döneminde ilçedeki tarihi bir köşk güzelce elden geçirilmiş. Bu yaz o köşkü tarihi bir değer olması münasebetiyle ziyarete gittik. “Burayı kim kullanıyor?” sorumuza oradaki görevliler büyük bir ciddiyet içerisinde “Burada başkanımızın çalışma ofisi var. Ayrıca burada yüksek protokol devlet görevlilerini başkanımız misafir ediyor” dediler.

Belediye bütçesinden yaklaşık 1 milyon lira tamiratla elde edilmiş bu tarihi bina bir turistik işletme ya da bir ticari işletme olmak yerine, bir KİT haline getirilmiş.(1990'larda batırılmış TURBAN Otelleri gibi) Başkanımız bir odayı kendisi kullanıyor, geri kalan binayı  (siyasi kariyerine destek verecek) devlet büyüklerini ağırlamak için kullanıyor.

Bu ‘korsan ve kaçamak makam odası sistemi' Ak Partili belediye başkanlarını halktan kopardı. Eğer siz bir Ak Partili seçmen yahut mahalle başkanı iseniz çok önemli bir belediye sorununu görüşmek üzere Belediye Başkanlık Makamına gittiğinizde oradaki Özel Kalem Müdürünün büyük bir ciddiyet içerisinde “Başkanımız sahadalar” cevabı verirse bilin ki Başkan o sırada hijyenik bir fildişi kulede safa sürüyor demektir.

İşte Refahlı belediyeler ile başlayan bu  ‘kaçamak makam odalarında çalışma hevesi' AK Partili belediye başkanlarına da sıçradı ve onları oyundan düşürdü.

…………………….

Ak Partili belediye başkanlarını halktan koparan bir başka olay da şöyle gerçekleşti: Yeni yapılan belediye başkanlık binalarına iki ayrı giriş yapıldı.

Bunlardan biri personel ve halkın giriş yaptığı kapılar,

diğeri de başkanların kapıları oldu

Başkanlarımız eğer başka yerlerdeki kaçamak olarak kullandıkları makam odalarında değillerse; bazı üst düzey konukları, basının ve medyanın gözü önünde ağırlama ihtiyacı olduğunda bu tür makamları kullanıyorlar. Başkanlarımız kendi personelleriyle, seçmenleriyle vatandaşla hiç temas etmeden başkanlık girişlerindeki başkanlık kapılarından belediyelere girip oralardan da hijyenik nargile kafelere gidiyor olmuşlardı Bu da sosyolojik kopuşun bir başka tecellisi olarak kayıtlara geçmişti.

(Aynı kapı sistemi yeni yapılan bakanlık binalarında da uygulandı. Padişahların bile Cuma selamlığında halkıyla temas ettiği ülkede Ak Parti döneminde Bakanlar kendi personelinden böylece koparıldı)

AK Parti Genel Merkezi yeni dönemde eğer belediye başkanlarının halkla bütünleşmesini ve temasa geçmesini istiyorsa, hijyenik makam odaları, fildişi kuleleri uygulamalarına son vermeli.

Belediyeler tarafından işletiliyor gözüken ve yüksek devlet görevlilerinin ağırlandığı belediye evleri  bir an önce  kapatılmalı.

Hepsinden önemlisi; radikal bir karar verilerek, başkanlarla vatandaşın ve personelin aynı kapıdan belediyeye girmesi sağlanmalı.

Vatandaşı, seçmeni ve personeli ile aynı kapıdan belediyeye girmeyen bir Belediye Başkanının o şehri yönetemeyeceği bilinmeli!

Eğer sünnetullaha uyup gerekli tedbirleri almaz, dostların uyarılarına kulak vermezseniz,

“Ne yapsanız boş, göklerden gelen bir karar vardır!”

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  072799

-