9 AĞUSTOS 2020 PAZAR

BATI HUKUKU TARİHTE EŞİ GÖRÜLMEMİŞ BİR ALÇAKLIĞA İMZA ATTI


BATI HUKUKU TARİHTE EŞİ GÖRÜLMEMİŞ BİR ALÇAKLIĞA İMZA ATTI

RUS YANLISI SIRP KADROLARIN TASFİYESİ

Soğuk Savaş sonrası dönemde Balkanlar üzerinde sürdürülen iktidar mücadelesinde Boşnak halkı feda edilirken, üç yıl süren soykırım sürecinden sonra Rus yanlısı Sırp kadrolar tasfiye edildi. Pek çok esrarengiz ölümün gerçekleştiği bu süre sonunda, Sırbistan; ABD ve AB'nin himayesi altına alındı, savaş sürecinde çöken Sırbistan ekonomisini kurtarmak adına Sırbistan'a büyük yardımlar yapıldı. Avrupa ülkeleri ve ABD yöneticileri uluslararası kamuoyunda Sırbistan'ı refere edecek açıklamalarda bulunarak soykırım sürecinde Sırbistan üzerinde oluşan olumsuz bakış açısının silinmesine yardımcı oldular.

Milosevic ve ekibinin tasfiye sürecinde BM'ye bağlı olarak Lahey'de kurulan ICTY (International Criminal Tribunal fort he Former Yugoslavia/Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi) etkin olarak kullanıldı. Nitekim Slobodan Milosevic de Lahey'de yargılanırken 2006 yılında hücresinde ölü bulundu. Ölümüyle ilgili olarak pek çok spekülasyon yapılırken, ailesi Milosevic'in açıklayacağı gerçekler sebebiyle öldürüldüğünü iddia etti.

Sırbistan İçişleri Eski Bakanı Stojilovic 11 Nisan 2002'de parlamento önünde intihar etti. Sırbistan Eski Başbakanı Zoran Djindjic, Mart 2003'te gerçekleştirilen bir suikastle öldürüldü. Sırbistan Sağlık ve Sosyal İşler Eski Bakanı Miodrag Kovac, Madrit'te bir otel odasında asılmış olarak bulundu. Milosevic'in yakın adamlarından biri olan Sırbistan Eski Başbakanı Milan Milotinovic, Yugoslavya Genel Kurmay Eski Başkanı Dragoljub Ojdanic, Sırbistan Başbakan Eski Yardımcısı Nikola Sainovic ve 20 istihbarat elemanı, ordu mensubu ve siyasetçi tutuklanarak ICTY'ye teslim edildi. Milosevic'in karanlık işlerini yürüten ve Bosna'da sürdürülen soykırım sürecinde binlerce kişinin katledilmesinde etkin rol oynayan, ‘Aslanlar' ve ‘Akrepler' adlı paramiliter suç örgütlerinin liderliğini yürüten Zeljko Raznatovic ise 2000 yılında bir suikast sonucu öldürüldü. Hırvatistan'daki ayrılıkçı Sırpları örgütleyen Milan Babic de yargılanması devam ederken hücresinde asılmış olarak bulundu.

Bu konuda, kendisiyle yapılan bir röportajda Boşnak halkının piyon olarak kullanıldığını ileri süren Aliya İzzetbegovic, şunları söylemiştir:

“Rus yanlısı Sırp egemen kadrosu üzerinden bizi piyon olarak yedirip Rusları Balkanlar'da şah-mat yaptılar. Rus yanlısı faşist Sırp milliyetçi kadrolarının tasfiye edilerek Rusya'nın balkanlardan kovulmasını biz de istiyorduk. Ancak bizim üzerimizden ve bu şekilde değil.”

Soykırım sürecinde Boşnak birliklerinin en önemli komutanlarından biri olan Naser Oric ise Balkanlar uzmanı ve yazar Ayhan Demir'in, “Karadzic, tıpkı ölmeden önce Milosevic'in yaptığı gibi kendisine bazı sözler veren Batılı devletleri ve Amerika'yı suçluyor. Bu durum katliamların asıl suçlusu hakkında bize bir fikir verebilir mi?” sorusuna, “Burada aslında iki blok; NATO ve Varşova Paktı ya da Amerika ve Rusya arasında bir savaştan sözedebiliriz. Balkan toprakları üzerine bir savaş olduğu çok açıktır. Bu savaşta Milosevic genelde Rusya için çalıştı ve Amerika'nın sözünü dinlemedi. En büyük destekçileri olan Rusya, Sırplara ‘Büyük Sırbistan' vaadinde bulundu. Dolayısıyla Amerika, Rusya ile olan hesabını Milosevic üzerinden kapatmış oldu.” şeklinde yanıt vermiştir.

SOYKIRIM VAR, CEZA YOK!

BM'ye bağlı olarak Hollanda'nın Lahey kentinde kurulan, yargılama süreci ve alınan kararlara bakıldığında Boşnak halkı için adaletin sağlanmasından çok küresel aktörlerin bölge üzerindeki planlarının hayata geçirilmesine hizmet ettiği anlaşılan ICTY, uzun yıllar süren bir yargılama süreci sonunda Srebrenica'da yaşananların bir ‘Soykırım' olduğuna hükmetti. Ancak bu soykırım sebebiyle yalnızca şahıslar yargılandı; soykırımı gerçekleştiren Bosna'daki Sırp yönetiminin bir devlet olmadığı için yargılanamayacağına ve kararın verildiği tarihteki adıyla Sırbistan-Karadağ devleti soykırımın sorumlusu olmadığı için yargılanması gerekmediğine karar verildi.

Soykırımda yakınlarını kaybeden aileler tarafından BM aley-hinde dava açılması için yapılan girişimler, BM'nin dokunulmazlığı sebebiyle sonuçsuz kalırken, Srebrenica'yı korumakla görevli olduğu halde hiçbir müdahalede bulunmayan Hollanda birlikleri sebebiyle Hollanda aleyhinde açılan dava da takipsizlik kararıyla sonuçlandı.

Böylece tarihte eşi görülmemiş bir karara imza atılmış oldu. Soykırım kabul edildi; ancak topyekün bir milleti yok etmek üzere olan bu büyük soykırımın sorumluluğu yalnızca birkaç kişiye yüklendi. Sözkonusu bu şahıslar da yıllarca aranıyormuş gibi yapılarak serbestçe yaşamlarını sürdürdüler.

Milosevic, 2001 yılında büyük pazarlıklar sonucunda teslim olmasının ardından Lahey'de çıkarıldığı mahkemeyi tanımadığını, bu mahkemenin NATO'nun suçlarını örtbas et-mek için kurulduğunu söyledi. Batılı ülke temsilcilerinin soykırım sürecinde kendisiyle yaptığı görüşmeleri ve kendisine verilen vaadleri açıklamakla tehdit etti. Ailesi, Milosevic'le yaptığı görüşmeden sonra kendisinin öldürülmekten korktuğunu söylediğini açıkladı. Milosevic ölü olarak bulunmasından kısa süre önce ABD ve Avrupa ülkelerinin Balkanlar'daki planlarını ifşa edeceğini iddia ettiği bir kitap hazırlığı içerisindeydi. Kitap Nisan 2006'da Independent Publisher Group tarafından yayımlanacaktı. Bütün bu bilgiler ve açıklamalar Milosevic'in öldürülmüş olabileceği ihtimalini kuvvetlendiriyor. Nitekim Milosevic'in 11 Mart 2006'da ölümüyle birlikte dava düştü ve pek çok sır da deşifre edilemeden üstü örtülmüş oldu.

Yorum Yaz

  406572

-