4 NİSAN 2020 CUMARTESİ

Ayşe Yıldız

BATI(K) TRUMP, DOĞU(M) ERDOĞAN

Ayşe Yıldız

Birleşmiş Milletler toplantısında iki konuşan idi Trump ve Erdoğan. Biri Batının sesi, diğeri doğunun nefesi oldu zihin dünyamda. Sonra gönlüme Al yazmalım filminde Türkan Şoray'ın o ünlü repliği geldi. “Sahi sevgi neydi, sevgi emekti”

Sahi doğu neydi, batı neydi?

Batı ahlakının ya da iktisadi kaygıları ön planda olan hâkimiyet unsurlarının dünyayı etkisi altına alıp, baskı ile bazı insanların diğer bazı insanlara ait maddi, manevi değerleri yağmalaması; doğuya ait kendini değersiz hissetme ya da bu duruma sebep olan amillerin dinli olan toplumların kaderi oluşuna bir ön kabul hükmündeki tezahürünü oluşturmuştur.
Prusya devletinin yükselişi esnasında "evrensel tarih evrensel hükümdür" diyen Hegel'in bu sözü; Almanlar arasında bilim, felsefe, sanat ve iktisat alanında evrensel başarıları olan isimlerin sıkça çıktığı bir dönemdir.
Bir manada bu söz ile Hegel; "güçlü olan haklıdır" demektedir. Haklılığınızı gücünüzden almıyorsanız gücünüzün azlığı sizi hem haksız hem de zayıf mağluplar zümresine dâhil edecektir. Dolayısıyla mağlupları mahkûm galipleri hâkim sınıfındadır.
Batı rasyolelizmi ile tasarı haline getirilen Doğu, öyle hale getirilmişti ki; Batı dünyası için köşe taşı bütün eserler, düşünceler ve eylemler de Doğunun, Batı hayranlığı kendisini geri kalmışlık aşağılık kompleksi ve Batı dünyasının hizmetçisi durumuna sokmuştur.
Doğu; Dünyanın egzotik, mistik, zayıf, aklı olmayan, duygusal, sevk ve sefanın, acının, mağlubiyetin, hüznün hüküm sürdüğü parçası itibariyle yönetilmeye muhtaç.
Batı ise; akılcı, güçlü, sert, başarılı ve efendi olarak yönetendir.
Tasavvur olarak kalmayan bu roller her iki tarafında rızası ile coğrafi olmayan bir Doğu bir Batı interlandı çizmiştir.
Kendi devletini yönetmeyen Doğu için Batının ahlaki kaygısı "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" hamisi Montesguieu'den liberalizmin önem arz eden ismi John Stuart Mill'e kadar; doğuluların ırkça geri oldukları ve bu sebeple yönetilmelerinin zaruretinin hâsıl oluşudur.
Heredot'un asil Greklerle ilkel Persliler'in savaşlarının hikâyelerinde Cicero'nun tek dünya devleti ütopyasına kadar, eski yeni ne kadar Doğuya ait fikri beyan eden Batılı varsa fikirleri öylesine sıkı bir ağla dimdiklerdir ki kendi gerçekliğini ve etkisini oluşturma açısından fark edilmesi ve bu savaşa karşı konulması zorlaşmaktadır.

 

Ve ne diyordu Nazım Hikmet?

"Tevekkül!
Kısmet!
Kafes, han, kervan
şadırvan
Gümüş tepsilerde rakseten sultan!
Mihrace, padişah,
bin bir yaşında bir şah...
Minarelerde sallanıyor sedef nalınlar,
burunları kınalı kadınlar
ayaklarıyla gergef dokuyor.
Rüzgarlarda yeşil sarıklı imamlar ezan okuyor!" 

Frenk şairinin gördüğü şark!
İşte
dakikada 1.000.000 basılan
kitapların
Şark'ı!
Lakin
ne dün
ne bugün
ne yarın
böyle bir şark
yoktu,
olmayacak!

Şark
üstünde çıplak
esirlerin
aç geberdiği toprak! Şarklıdan başka herkesin
orta malı olan memleket!
Açlığın kıtlıktan olduğu diyar!
Ağzına kadar
buğdayla dolu ambar!
Avrupa'nın ambarı!”

 

Ve sahi batı neydi, doğu neydi? Trump ve Erdoğan'ı izledim…

Batı sevgi miydi? Sevgi emekti, değnek değildi…

 

 

AYŞE YILDIZ - TERCÜMEİHÂL

AYŞE YILDIZ DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  943450

-