4 AĞUSTOS 2020 SALI

BATI MÜSLÜMAN DÜŞMANLIĞI NEDENİYLE SOYKIRIMI DESTEKLEDİ


BATI MÜSLÜMAN DÜŞMANLIĞI NEDENİYLE SOYKIRIMI DESTEKLEDİ

Bosna'daki soykırım sürecinde, sözde bölgenin güvenliğini sağlamak adına orada bulunan BM Barışgücü UNPROFOR'da 13 ülkenin birliği bulunuyordu. Birimlerin herbiri görünüşte tek bir komuta altında olmasına karşın, direkt olarak kendi ülkesine bağlıydı. Örneğin Saraybosna bölgesi Fransız kontrolü altındaydı ve emirlerini Paris'ten alıyordu. Aliya İzzetbegoviç, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile yaptığı görüşmelerde Chirac'ın bu durumu kendisinden saklamaya gerek görmediğini aktarmaktadır.

ABD'de askerî konularda araştırma yapan BASIC adlı kuruluş tarafından hazırlanan bir rapora göre, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Srebrenica katliamının planlandığını biliyordu. UNPROFOR'un Bosna-Hersek'teki komutanı Fransız General Bernard Janvier, 24 Mayıs 1995'te yapılan bir toplantıda güvenli bölge ilan edilen Srebrenica, Zepa ve Gorajde'nin Sırplara karşı savunulmaması fikrini ortaya atmıştı.

Bir süre sonra Fransız istihbaratı Sırpların katliam hazırlığından haberdar oldu. 5-11 Temmuz tarihleri arasından UNPROFOR'un bölgedeki temsilcisi konumundaki Hollanda birliği, Janvier'den 5 kez NATO'nun duruma müda-hale etmesi için talepte bulunmasına karşın, Janvier bu talepleri geri çevirmişti.

Raporda, Janvier'in Paris'ten aldığı emir doğrultusunda bu yaklaşımı sergilediği belirtiliyor. Nitekim, dönemin BM Genel Sekreteri Boutros Ghali, UNPROFOR kuvvetlerinin kendi emirlerini dinlemediklerini ve talimatları direkt olarak kendi ülkelerinden aldığını itiraf etmişti.

Srebrenica'daki UNPROFOR birliğinin komutanı Hollandalı General Thom Karremans, yıllar sonra bir televizyon kanalına verdiği röportajda, kendilerinin en az sorumlu olduğunu, destek taleplerine yanıt verilmediğini, Mladic'le sivillere zarar gelmeyeceği konusunda anlaştıklarını ancak bu sözün tu-tulmadığını, asıl sorumlunun buraları güvenli bölge ilan edenler, daha sonra üst düzey BM UNPROFOR yetkilileri ve en son kendileri olduğunu, bütün bunların bir plan dahilinde yapıldığını anladığını ve kendilerinin de farkında olmadan bu oyuna alet edildiklerini söyledi.

Ancak Mladic'le şampanya içerken çekilmiş fotoğraflarına kaçamak cevaplar verdi.

Ayrıca bölgede görev alan Hollandalı askerlerle yapılmış mülakatlar da soykırıma göz yumulduğunu belgeliyor.

Daha sonra soykırımı belgeleyen her türlü bilgi, belge, ses ve görüntü kaydının da bizzat Hollandalı bir başka General Hans Couzy'nin emriyle imha edildiği ortaya çıktı. Couzy, BM'ye bağlı olarak Hollanda'nın Lahey kentinde kurulan mahkemede, Sırpların bu belgeleri imha etmek için kendilerini tehdit ettiğini söyledi ve askerlerinin güvenliği için böyle bir şey yaptığını söyledi.

Sırplar tarafından çekilmiş ve daha sonra ele geçirilen, Boşnak sivillerin cinsiyetlerine göre ayrıldığı ve Sırp askerlerin erkekleri alıp götürürken Hollandalı askerlerin hiçbir müdahalede bulunmadığı bir başka görüntüyü soran hâkime, Couzy, sadece kendilerine verilen emirleri yerine getirdiklerini söyleyerek bütün yaşananların büyük bir planın parçası olduğunu itiraf ediyor.

Soykırımda sorumluluğu olanlar, katliamların üzerinden yıllar geçtikten sonra suçu birbirlerine atmaya başladılar.

Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, görev süresini tamamlamasının ardından yayımladığı hatıratında, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand'ın Balkanlarda Müslüman idaresindeki birleşmiş bir Bosna devletine sıcak bakmadığını ve soykırımı desteklediğini itiraf etti.

ÜÇ YIL GECİKEN MÜDAHALE

NATO'nun, Srebrenica Soykırımı'nda binlerce, bütün işgal boyunca yaklaşık 250 bin insan hayatını yitirdikten sonra başlattığı ve kısa sürede Sırp birliklerini mağlup ederek tarafları Dayton'da masaya oturmak zorunda bıraktıkları hava saldırısının zamanlaması oldukça ilginçtir.

Dünyanın gözü önünde insanlar ölürken seyirci kalan BM, NATO ve dünya siyasetine yön veren devletlerin, bir anda müdahale kararı alması, sürecin bir plan dahilinde işletildiği yargısını kuvvetlendiriyor. Bu konuda Aliya İzzetbegovic kendisiyle yapılan bir mülakatta, BM'nin Bosna Misyonunun Sivil İşler-den Sorumlu Başkanı David Harland'ın, “UNPROFOR'un önceden bunu yapmamış olduğu halde, 29 Ağustos 1995'te NATO'nun büyük hava saldırıları için çağrıda bulunmuş olma nedeni nedir?

Bosna-Hersek Cumhuriyeti yetkililerinin kanaatine göre, bu tür hava saldırılarının, eğer Ağustos 1993'te (İgman), Şubat 1994'te (Saraybosna), Nisan 1994'te (Gorazde) ya da Temmuz 1995'te (Srebrenica ve Zepa) başvurulmuş olsaydı daha büyük bir askeri ve siyasi yararı olacak mıydı?” şeklindeki sorusuna şu yanıtı vermiştir:

“1995 Ağustos sonunda gerçekleşen saldırıların en az üç yıl gecikmiş olduğunda herkes, gerek Bosna-Hersek'te yaşayan bizler, gerekse ülke dışındaki sorumluluk sahibi kişiler mutabıktır.

Peki, neden sonunda hava saldırıları noktasına gelinmiştir. Evet öyle görünüyor ki, yaşananlar bardağı taşıran son damla olmuştu. Dünya, ne olursa olsun, kayıtsızca izlemeye daha fazla devam edemezdi.

Bu, nedenlerden birisidir. Bir diğeri ise, barışa uzlaşma temelinde ulaşmanın hala muhtemel olduğuna dair değerlendirme olmuş olabilir.

Ne galiplerin ne de kaybedenlerin olduğu bir barış uluslararası cemaate uyardı. Bu türden bir barış 1995 güzünde hala olasıydı.

Ertesi yıl, sonuna kadar gitmeye karar vermiş olabilirdik. Bu dünyanın işine gelmedi. Onun için de, askeri ve siyasi harekattan yana tercih kullandılar.”

Yorum Yaz

  396752

-