16 KASIM 2019 CUMARTESİ

Fahri Sarrafoğlu

BATTAL GAZİ’NİN ‘ARKADAŞI’ İSTANBUL’DA

Fahri Sarrafoğlu

İstanbul'da o kadar çok tarihi eserler, türbeler ve emanetler var ki, her taşın ayrı bir hikâyesi var. İşte Vişne Zade Mahallesi'de bulunan Swiss Otelin  köşesinde bir mücahit, bir misafir yatıyor. Ahmet Turani Hazretleri ya da bilinen lakabı ile “Hammer Usta” . İşte bu sabah Battal Gazi'nin en yakın arkadaşı ve bizde misafir olarak bulunan Şehit Ahmet Turani Hazretlerini ziyaret ettik.  Pek çok kimsenin bilmediği bu türbe siz İstanbul severlerin ziyaretini bekliyor. İşte bu mücahit hakkında topladığımız bilgiler:

BİZANSIN YİĞİT KILICI DİYE BİLİNİYORDU

Bizans'ın yiğit kılıcı olarak bilinir. Giriştiği müsabakalarda kendisi lehine “Hammer, Hammer” (çekiç) diye tempo tutulduğu için, “Hammer” diye anılan Bizanslı kılıç ustasıdır. Rivayet o dur ki; Battal Gazi ile giriştiği müsabaka 2 gün boyunca sürmüş ve müsabakanın galibi olmamıştır. Bu müsabakanın rövanşı olarak giriştikleri bir güreşte Battal Gazi'ye yenilince, oracıkta diz çöküp kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olur. Ahmet Turani ismini kendisine Battal Gazi vermiştir. O güne kadar Cafer Gazi diye anılan Battal Gazi'nin ismini de, Ahmet Turani yani Hammer Usta Battal koymuştur.

TÜRBESİ ZİYARETÇİ BEKLİYOR

Mezarı Dolmabahçe'den Beşiktaş istikametine doğru giderken, Swiss Otel'in bahçe duvarının hemen bitiminden Maçka Ahmet Turani Türbesi istikametine çıkan sokakta, Swiss Otel personel girişinin yanındadır. Mezarında asılı kitabede şöyle yazıyor…”Ahmet Turani Hazretleri onuncu yüzyılda yaşamıştır. Bizans Ordusunda kumandan olarak görev yaparken 984 yılında Malatya civarında, Emeviler'le Bizanslılar arasında yapılan savaşta, Seyyit Battal Gazi ile karşılaşmıştır. Çetin bir çarpışmadan sonra da dost olmuşlardır. Bir süre sonra Müslüman olmuş ve Ahmet adını almıştır. Sonraları Battal Gazi ile birlikte birçok savaşa katılmış, İstanbul kuşatmalarından birinde şehit düşmüş ve şehit olduğu yerde defin olmuştur.

ayazma

MEZARI NASIL BULUNUYOR?

Bir gece Sultan Abdülmecit Han, rüyasında Ahmet Turani Hazretlerini görmüş, “Sultanım! Yıllardan beri burada sıkılıyorum kurtar beni” demesi üzerine, türbesi buraya nakledilmiştir.” Kitabede bahsedilen nakledilme Dolmabahçe Sarayı'nın Kuşluk Bahçesi'nden buraya olmuş. Süheyl Ünver'e göre, saray personelinin arasında yaygınlaşan inanca göre Ahmet Turani'nin bedeni sarayın kuşluk bahçesinde kesik başı ise bahsettiğimiz türbenin olduğu yerde idi (vakıf kayıtlarında Baba Sungur Zaviyesi olarak geçer) ve Sultan Abdülmecid tarafından bedeni kesik başın olduğu kısma nakledilmiştir.

1-1

KIRK AZİZLER AYAZMASI

Türbenin hemen altında bir ayazma var. Kırk Azizler Ayazması olarak biliniyor. Rumcada kutsal yer anlamına gelen “hagiasma” kelimesinin Türkçe'de aldığı biçim olan ayazma Ortodokslarca bir aziz ya da azizeye adanmış su kaynakları için kullanılmıştır. Şifalı olduğuna inanılan bu su kaynaklarını içine alan kileseler inşa edildiği gibi ayrı yapıları olan ayazmalar da vardır. Burada bu ayazmanın bulunması “Hammer Usta” ya olan hürmetten olabileceği belirtiliyor.

1111

SWİSS OTELİN YERİNDE AZİZİYE CAMİİ VARDI

İstanbul'da bulunan Swiss Otel diye bilinen bugünkü yerde Sultan Abdülaziz bir camii yaptırmak istemişti. Cami çok büyük olacaktı. Bugünkü Dolmabahce Camii yokken yaptırılmasına başlanmıştı. Ama Abdülaziz'in şehit edilmesinden sonra, cami inşaatı yarım kaldı. Daha sonra unutuldu ve Cumhuriyet döneminde ise burası bir müddet “taşlık gazinosu” oldu. Hatta kumarhane olarak da işletildi. Sonra da otel yapıldı ve buranın cami arazisi olduğu unutuldu gitti.

111

FAHRİ SARRAFOĞLU - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, Yazar, Manevi Şahsiyet Eğitim Uzmanı1966 yılında Aksaray’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Aksaray’da tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Bir yıl Londra’da dil eğitimi aldı. Daha sonra Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesini de bitirdi ve “Din Psikolojisi” alanında çalışmalar yaptı. Bu alanda İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öncelikli olmak üzere birçok psikolojik eğitimlere katılarak Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği’nin sertifkalarını aldı.Gazeteciliğe 1990 yılında İhlas Holding’de “Turkey” İngilizce ekonomi gazetesinde başladı. Aynı yayın grubu ile bir de dergi çalışmalarını yürüttü. İstanbul Kuyumcular Odası ile birlikte Gold News kuyumcu dergisini çıkardı. İHA’da Ekonomi Müdürü olarak çalışmaya devam etti. Çeşitli radyolarda haftalık programlar yaptı. Gazetecilik ve yazarlık mesleğine ara vermeden MÜSİAD basın danışmanlığı ve Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Aynı zamanda Akit Gazetesinde ekonomi yazıları yazdı ve röportajlar yaptı. 1998 yılından 2013 yılına kadar ise Yeni Şafak gazetesi ekonomi servisinde çalışmalarını sürdürdü.Bu süre içerisinde çeşitli internet sitelerinde sanat,iş, ekonomi ve akademik çevrelerle özel röportajlar yapmıştır. Aynı zamanda farklı dergilerde kişisel gelişim, İstanbul gibi konular başta olmak üzere çeşitli yazı ve röportajları yayınlanmıştır.Sarrafoğlu aynı zamanda İSTANBUL’un SIRLARI adıyla İstanbul’u tanıtan ve sevdiren sunumlar yapmakta, İstanbul’u farklı bir gözle gezmekte ve gezdirmektedir.Yine kişisel gelişim konusunda D.K.D (Düşün Konuş Dinle) eğitim seminerleri- Basın ve Halkla İlişkiler Semineri –Morİnek(Farkındalık) adıyla çeşitli eğitim seminerleri de vermektedir. Sarrafoğlu, evli ve dört çocuk babasıdır.Röportaj dalında MÜSİAD ödülü sahibidir.

FAHRİ SARRAFOĞLU DİĞER YAZILARI

  1. İslam insanı öyle müşerreflendiren bir din ki....hakkını vererek dinini bilen basiretle etrafına bakan kişinin bu zirveyi yakalaması çok zor değil... yeterki dininin ve yaradanının hakkını teslim etsin....belki de peygamber efendimiz sav. bu sebeple söylüyor “ ümmetimin alimleri israiloğullarının peygamberleri gibidir” sözünü.....bu gün İslam alemini ezmeye çalışanları susturacak cümleler bile .... kitabımızda bize rabbimiz tarafından bildiriliyor.....bir görebilsek......

  2. Battal Gazi’yi Cüneyt’in oynadığı meşhur filminde de geçer bu olay....gerçekten duygu yüklü bir sahnedir....eski alimler ve alim insan şahsiyetine sahip insanlar böyle müsabaka veya soru cevap yöntemi ile” kim bilirse ? onun dinine girer...”cümleleri ile dinine davet ederlermiş....ve daha çok rahiplerle bizim ilim sahibi insanlarımız ebu Hanife de dahil bilgisini ve ilmini kullanarak zekası ile bu teklifi yapar aynı zamanda kendine güvenin zirvede olduğunu gösterirlermiş...işte o zirveyi yakalamak her bir müslümanın görevidir....

Yorum Yaz

  483400

-