20 TEMMUZ 2019 CUMARTESİ

BAY EKREM DEDİ Kİ: PKK VE FETÖ BİRLİKTE İSTANBUL’U YÖNETELİM

Gazetemizin yazarlarından Süleyman Tüccar, tüm kamuoyunun ve basın mensuplarının, İstanbul’un ve Türkiye’nin selameti açısından gözden kaçırdığı bir ‘felaketi’ gündeme getirdi. Bay Ekrem, Habertürk TV’de katıldığı canlı yayın programda sunucunun ‘Pkk'ya, Fetö'ye ve İstanbul seçimiyle ilgili yaptıkları tartışmalara ilişkin yabancı basına bir mesajınız olabilir mi?’ sorusuna ‘Ne olabilir ki? Gelin Türkiye'yi hep beraber yönetelim!’ cevabını verdi. Bay Ekrem’in kimlerin adayı olduğunu net ortaya koyan bu durumun detayları yazarımız Tüccar’ın köşe yazısında.


BAY EKREM DEDİ Kİ: PKK VE FETÖ BİRLİKTE İSTANBUL’U YÖNETELİM

İşte Tüccar'ın yazısı:

Mürekkep balığı taktiği elbette Ekrem İmamoğlu ile kısıtlı bir strateji değil. Bu stratejiyi sâdece Türkiye'de değil, dünya ölçeğinde hâlen başarılı şekilde uygulayan yapılardan en mâhiri FETÖ kültü. Bu kült, CHP'nin ulusal kemalist çizgisini, o çizgiyi temsil eden genel başkanla beraber basit bir “kaset” saldırısıyla devirdi. Elbette yerine oturtacakları isim, güvendikleri ve kendileriyle birlikte çalışmaya mahkûm bir serf olacaktı. Devirdikleri için mi oturttular, oturttukları için mi devirdiler sorusuna ilişik can alıcı bilgileri ıskalayan her zümre, tüm zamanlarda önce edilgenleştirilmiş, sonra nesneleştirilmiş, ardından da hiçleştirilmiştir. Bu sebepten ötürü CHP tıpkı bir mürekkep balığı gibi zamanın ve  zeminin anlık kesitlerine göre rengini ve dokusunu tamamen değiştiren çok daha karanlık bir yapıya dönüştü. CHP'nin içine ruhuyla ve bedeniyle giren, onu zapt ederek hükmeden ve hâlden hâle sokan demon bizâtihi FETÖ kültüdür.

Bu yüzden Ekrem İmamoğlu'nun desteklenmesi için Kandil'in azı dişleri olan Cemil Bayık, Duran Kalkan, Bese Hozat telaşla ve kendilerini paralarcasına açıklamalar yaparken Ekrem İmamoğlu büyük bir rahatlıkla, kendilerine ‘demokrat “ülkücüler” diyen bir zümre ile buluşup desteklerini alabiliyor. Kandil'in destek talimatına emir tekrarı yaparak baş üstüne diyen ülkücülük” müddeileri! Türkler keşke Müslüman olmasaydı diyenlerle Kürtler keşke Müslüman olmasaydı diyen HDP'lilerin kardeşliği mi bu! Kürtler “kardeşlik sözünden” nefret ediyor diyen Demirtaş ve Sırrı Süreyya gibi, Türk'ün ve Kürt'ün kardeşliğinden nefret edenlerin ittifakı mı? Başörtülü bir kadın gördüklerinde kinlerinden gözleri beleren Çağdaş Yaşamcı teyzelerle, Saadet Partili veya Süleymancı ablaları aynı anda onaylayan, hangisiyle konuşuyorsa, kimin masasına oturuyorsa onun rengine ve dokusuna bürünen  sosyopolitik bir yüzsüzlük!

Düşünebiliyor musunuz HDP'nin Türk Devleti'nden intikam almak için İstanbul'a kayyum olarak atadıklarını ilân ettikleri isim Ekrem İmamoğlu! PKK'nın talimatı ile HDP'nin kayyum olarak atadığı şahıs aynı zamanda İyi Parti'nin adayı! Kemalistlere göre Ekrem İmamoğlu kendilerinden; CHP'li işte! Kimi “ülkücülük” müddeilerine göre asıl kendilerinden; yusufiyeli akrabası var, düşünün artık! Çağdaş yaşamcılar, en agresif ateistler ya da özellikle İslâm karşıtı olanların umudu, Yeni Atatürkleri! Süleymancılar için en hakiki atadan dededen bir talebe; kulaktan kulağa atlayan bir “duâ ederken ellerini nasıl birleştirdi görmedin mi” fısıltısı! Yunan için son Bizans kralının hânedanı olan Komonos âilesine mensup bir Rum! Hepsini istihza ile dinleyen FETÖ'cü için has şakirt! Mürekkep balığı, kumdur, yosundur, mercan resifidir, karanlıktır...

Size çok vahim bir örnekten bahsedeceğim! Gözümüzün önünde yaşananları, kendi kulaklarımızla duyduklarımızı bize inkâr ettiren bir propaganda düzeneğine linç ettirilen mazlum bir gerçekten...

Habertürk TV' deki programı hatırlıyor musunuz? Hâni PKK ve FETÖ mesajı ile meşhur olan!

Sunucunun sorusu neydi? Pkk'ya, Fetö'ye ve İstanbul seçimiyle ilgili yaptıkları tartışmalara ilişkin yabancı basına bir mesajınız olabilir mi?

İmamoğlu: Ne olabilir ki? Gelin Türkiye'yi hep beraber yönetelim! (BİTTİ!)Soruyu gâyet net anlıyor ve muhataplarına mesajını gâyet açık veriyor! Spikerin şaşkınlıkla ağzının açıldığını görüyor. Spikerin suâlinin yanlış anlaşıldığını düşünerek (zâten bu izlenimi bilinçli şekilde uyandırıyor) soruyu yenileme teşebbüsünün de farkında ama asla buna fırsat vermemesi gerektiğini iyi biliyor, mimikleri ve itiraz teşebbüsünü görmezlikten gelerek boşluk bırakmadan devam ediyor. (Ne de olsa  FETÖ, PKK ve yabancı basın olarak kodlanan güçler ilk cümlede kendilerine verilen sadâkat taahhüdünü tekrâren aldı ve o cephede işlem bitti. Onlar cevabın bundan sonrasıyla ilgili değiller! O tarafa karşı sözü eğip bükme ve muğlak mesajlar gönderme imkânı yok!) Bu noktadan sonra anlamsız ve bağlamsız cümlelerle mürekkep balığı mürekkep püskürtmeye başlıyor; “24 Haziran'da yetki alan AK Parti. Ne bekası? Kim daha vatansever? Bu ülkenin 82 milyon vatanseveri var. Terör örgütlerine karşı hep beraber dimdik ayaktayız. İşin altından başka kuyular kazıp, uydurma bahaneler üretip, FETÖ'cü diyenlere gidin aynaya bakın diyorum. Bu ülkenin bekasını bana göre benden çok düşünen olmaz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, CHP'nin, Türkiye Cumhuriyeti'nin evladı, 48 yaşında bir adam yönetecek. Sayın Erdoğan'ın olduğu gibi. kol kola hizmet etsek, omuz omuza olsak. Yani her yeri aynı siyasi parti yönetecek. Ülkenin yarısı terörist mi? Bunlar boş işler. Millet bu boş söylemlerin farkında. 31 Mart önce her konuşma bekaydı. Şimdi niye beka kalktı ortadan. Şimdi başka hırsızlar, çaldılar var."

Gördünüz mü nasıl da  profesyonelce, soruyla ilgisiz, abes cümleler kurup konuyu mugalâta ve demogojiye boğarak kitlelerin zihnini bulamaça çeviriyor. Mürekkep balığı şimdi kuma gömüldü. Ama bir sorun var! Program devam ediyor ve moderatörün ekranına yağan tepkiler dışında sosyal medya üzerinden dalga dalga yayılan bir infial var. Bu durum belirtilerek kendisinden açıklama bekleniyor. Ama ne demiştik? PKK, FETÖ ve küresel efendileri muğlak ve kaypak mesajları sevmez. Bu tür şımarıklıklara tahammülleri yoktur. Bu sorunun sıradan bir soru olmadığının farkında; hem de suâlin sordurulduğu spikerden çok daha fazla! Bakın İmamoğlu düzeltiyormuş gibi açıklama yaparken kelimesi kelimesine ne diyor?  


 Şimdi ifadelere bakın; "Bu akşam fırsat verdiniz. Çok geniş konulara değindik. BİRİLERİNİN MERAK ETTİĞİNİ BANA SORDUNUZ. Ben de görüşlerimi söyledim. FETÖ İLE PKK ÜZERİNE CEVAP VERİYORUM. GELİN BERABER YÖNETELİM DİYORUM. (BİTTİ!)

(Önce FETÖ ve PKK' ya verilen taahhüt tekrar yenileniyor!) Bundan sonra yine mürekkep püskürtme aşaması başlıyor. Yâni demagojiyle zihin bulandırma kısmı yenileniyor; "Sayın cumhurbaşkanım beraber yönetelim diyorum, bunu kesiyorlar, FETÖ'yü PKK'yı koyuyorlar sosyal medyaya" diyerek devam ediyor. Hâlbuki "kesilen" bir ibâre yok! Montaj yok! Soru da verdiği cevap da, gelen tepkiler üzerine sanki düzeltme yaparken FETÖ ve PKK'ya  ikinci defa aynı taahhüdü vermesi de apaçık biçimde ortada.

Hz. Ali der ki; Gözü olana gün ışımıştır!

Yorum Yaz

  282210

-