10 ARALIK 2019 SALI

Elif Sönmezışık

BAZI BAHARLAR

Elif Sönmezışık

Köşe başları; herkese göre değişen mola yerleri. Hayattaki uzun yürüyüşlerin ardından gelen, istem dışı bekleyişler, ne kadar kalacağınızın hesabının sorulmadığı duraklar.

Bir uğurlamanın ardından kenarına ilişilen bank, tenha bir çay kokusu, rüzgâr gürültülü çınaraltında az kimseli masalar ve sandalyeler, kimsesiz bir dağ yamacı, yalnız bir deniz… Belki de herhangi bir çıldırmışlığın ya da muğlaklığın tam ortasındaki durgunluk hâli…

Hızla hayatlarımızdan geçip giden herkesten, her mekândan, her vakadan geriye ne kaldığını düşündüren, başka bir zamandan arta kalan fasılalı fısıltılar.

Koca bir hayatı yaşamışçasına, eskimiş günleri arkada bırakmadan evvel, eşikte durma ânı. Hiçbir kelimenin boşa gitmeyişi, umudun mubah oluşu…

Ya da hepsini birden kotaran baharın ilk günü…

Ağır küf kokularına, puslu gökyüzüne, is karası suretlere toplu bir bakış ve veda günü…

Ağaçların yeşile duran, bol meltemli iç çekişlerini selamlayan merhaba günü…

“Çiçek ile saksı arası kaç bahar?...” diye soruyordu Gürbüz Azak. Hayatı yaşama ile anlama arasına kaç bahar sığıyordu sahi? Kaç baharın ilk gününde durup bakıyorduk geride kalanlara ya da ihtimallere? Köşe başlarından birini tutup muhasebe yapmak aklımıza geliyor muydu?

Bildiğimizden sonrası kaderin malumu, ilâhî takdir icabıydı. Gözlerimizi, kulaklarımızı, zihnimizi dolduran neyimiz varsa, onunla geleceğe uzanan kaderin icabıydı.

Yine de dünyada bir işe yarayabilmek için yeterince tedbir alıyor muyduk?

Çabuk terk edeceğini bildiğimiz bu içten seslenişe hazır mıydık? Ya da duymak için durup dinlemeye çabalamış mıydık?

Tanpınar'ın “Karanlıkta su sesi insanın içindeki ölüm mayasının dilini konuşur.” demesi gibi, baharın göğü, hayat mayasının dilini konuşuyor.

Baharın hayali kışkırtan bir gelişi var. Yahya Kemal'in “İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.” demesi gibi, insanı yaşamakla dolduruyor.

Hayatlarımızın baharlı anları, manevi birer durak aynı zamanda. Hayatı anlamlı kılacak inceliklere uzandığımız; kâh kavuştuğumuz, kâh uğurladığımız manzaralarla dolu.

Baharlar beyhudeleri savmak için geliyor sanki.

Durgunluğun duruluğunda, taze sabahlar gibi yenilenmek,

Mevlâna Hazretleri'nin “Baharlar güz mevsiminde gizlidir, güz mevsimi de baharda. Kaçma ondan!” demesi gibi, ışığa boğulan karanlığı hissetmek,

Hikâyelerin çoğundan habersizken, birkaç günlük ömrün âlemde kıylükal duruşuyla yine bir kez daha baharda buluşmak,

Ne kadar olursanız olun, hep az olacağınızın haberini almak,

Etrafımızda derinleşebilmek,

Küçük hataları hoş görüp güzeli övebilmek için önce kendine karşı sığlaşmayı hatırlamak,

Cahit Zarifoğlu'nun, “Yeraltında akıyor esintin/ Sesini işitiyorum/ Yüreğimden bir adın daha geçiyor/ Derken/ Serpilip ırmak olacak bir su kalkıyor/ Kımıltısız kuru topraktan/ Düşünüyorum” demesi gibi, kesintisiz süren yaradılışı beklemek, izlemek, kaydetmek, inanmak,

Komşu şikâyetlerini, mahalledeki muhtaçları, paylaşmaya ihtiyaç duyan bir dostun varlığını, dünyanın her gün yenilendiğini keşfetmek,

Çok konuşan seslerimizi susturmak,

Az konuşan seslere kulak kabartmak,

Vitrinlerden uzak, kendi hâline, iyilikle dolu hayatları düşünmek,

Başkalarının acıları adına büyümek, başkalarının sevinçleri adına heyecanlanmak,

Tarancı'nın, “Yuvada çırpınan yavru kuşların/ Uçmak hevesinde bahar geliyor.” demesi gibi, dünyayı güzelleştirmeye heveslenmek, güzelleşeceğine inanmak için geliyor baharlar.

Baharlar inandırıyor. Her acının tesellisi olabileceğine, her yaranın sarılabileceğine, gün gelip her insan için adaletin tesis edileceğine, kötülüğe ket vurulabileceğine, hak için savaşanların bir gün kazanacağına, bülbülün güle duyduğu ebedî ve erişilmez muhabbete inandırıyor. 

“Hayatı o kadar hafif yasamaya yetmiyor bizim gücümüz.” diyor Kundera. Hakikatin aynasına bakınca haklı çıkıyor. Umursamamanın elde olmadığı nice kahırla yüklü yalan dünyaya bakınca öyle okunuyor.

Hayatla olan bütün savaşımız, bir gül dalına bütün ağırlığımızla tutunma çabamızdan ibaret değil miydi zaten?

 

 

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  543222

-