5 ARALIK 2019 PERŞEMBE

Elif Sönmezışık

BEREKETSİZLİĞİN HEDERİNDE

Elif Sönmezışık

Teorisyenler, dünyanın sonuna dair söylenmedik pek bir şey bırakmadılar. Ama hâlen medyanın popüler cephesi Nostradamus “kehanet”lerini, Da Vinci'nin “sırları”nı, bilimdeki aklın sınırlarını zorlayan son adımları, dünyanın sonunu getirecek türlü felaketleri sık sık önümüze getiriyor. Sebep açık; geleceği bilmeye ve tüm gizemleri çözmeye yönelik saplantılar taşıyoruz.

Burçlardan, yıldızların diziliminden mana çıkarıp bunu tüm insanlığa enjekte eden şarlatanları fazla ciddiye alıyoruz. Bolca satılıyorlar, alanlar da minnetle seve sevine alıyor. Medya safsata olan her türlü argümanı defalarca ısıtıp tekrar tekrar sunuyor bu yüzden.

Geleceğe yönelik merakımız, hem kendi sonumuza/sonramıza, hem de dünyanın sonuna/sonrasına dair. Üstelik böylesi fırtınalı bir gidişata gem vuracak hiçbir gücümüz yokken.

Hayatı kolaylaştıran her şey hızlanıp durdukça zaman da hızlanıyor. Göz açıp kapayana kadar günler, aylar yıllar birbirini kovalıyor âdeta. Hatıralar birbirinin üzerine yığılı. Biriktikçe karmaşıklaşıyor ömür helezonları. Unutmak kaderdendir şüphesiz.

Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor. Biz de zamanımızı, yapmaya mecbur olduklarımızdan çok sevdiğimiz ve istediğimiz meşgalelere ayırmak istiyoruz. Ama bu beklentimizi, giderek daralan vakitler karşılayamaz oluyor. İlginçtir, dijital çağ son hız hükmünü sürerken, zamanı vakumlayarak bizi kandırıyor.

“Ahir” zamanları yaşamanın bedellerinden biridir bu elbette. Zamanın, dünyanın sonuna doğru giderken daralacağı hadis-i şeriflerde, “zamanın bereketinin azalması” olarak geçer. Sona yaklaştıkça zamanın bereketinin çekileceği haber verilmiştir.

Ama bilim bu olaya “akışı kıyaslama algısı” olarak bakıyorsa da zamanın hızlanması konusu ciddiyetle incelenmiş. Yoğun çalışmalar sonucunda dünyanın nabzı olarak tanımlanan “Schumann Rezonansı” adında bir ölçüm birimi ortaya çıkmış.

Bu nabzın 1980 yılından bu yana giderek daha hızlı attığı ve belli bir seviyeye çıkınca da duracağı söyleniyor. Saatteki yelkovan ve akrep de zamanın akışına göre ilerlediğinden hem somut hem de soyut karşılığıyla zamanın daha çabuk aktığına dair şikâyetlerimizi haklı çıkarıyor. Bu hesaplamaya göre bir gün içinde 24 saat yaşanırken algılanan zaman 16 saat.

Bilim dünyanın dönüşü hızlandı diyor, ama bunun sebebini açıklayamıyor. Zaten bu çalışmalar kanıtlandığı için itiraz edecek bir durum kalmıyor geriye.

Zamanın avuçlarımızdan kayıp gittiğini söylediğinizde inkâr edecek kimseye rastlamıyor olmamız, bu bereketsizliğin yalnızca algı olmayıp gerçek olduğunun da bir işareti.

Ve her şey birbirini takip ediyor. Sağlık teknolojisindeki tüm gelişmelere rağmen, erken yaşlarda kalıcı fiziksel rahatsızlıkların ve obezitenin yanı sıra ölümcül hastalıklarla da büyük imtihanlarımız var. Avcumuzu dolduramayan bir tutamdan ibaret ömür, canhıraş koşulan ve çabuk yorulduğumuz bir maratona dönüşüyor.

Aklımızı ve kalbimizi eğitecek ve olgunlaştıracak fırsatları da bu hengâmede yitiriyoruz. Bu manzara, insanın var olma savaşının hiç değişmediğinin de göstergesi. Bütün mesele hayatta kalmak ve hayatı mümkünlerden en has imkânları seçerek geçirmek. Bir yerde dünyeviliğin ta kendisi.

Dünyanın bilinen öğretileri, yaşama hırsına kendini kaptırmanın karşısına, “erdem”, “bilgelik”, “ruhsal doyum” gibi yaklaşımlar getirmiş. İslam'ın öngördüğü ise manevi derinliği sağlayan, “tevekkül”, “tefekkür” ve “birlenme” gibi tasavvufun da temelinde bulunan öze yaklaşma çabaları.

Bu vesile ile Allah'a yaklaşan has kullar, âlim ve veli zatlar, hayatı kuşatan, ölüme hazırlayan ve Allah'a yaklaştıran kalbî yürüyüşün, zamana, kazanca ve ömrün verimliliğine bereket getireceğini hem nasihatlerinde dile getirmiş hem de yaşayışlarıyla emsaller olmuşlar.

İşte o büyükler, besmele-i şerifin berekete vesile olan en kuvvetli kelimelerden olduğunu haber vermişlerdir. Bediüzzaman Hazretleri, “Bismillah”ın, “bitmez bir bereket” olduğunu ifade eder. İmam Gazâlî ise evde bir yaşlı akrabayı himaye etmenin bereket vesilesi olduğunu, bereketli her varlığın da rahatlık ve huzur temin ettiğini söyler.

İmam Âzam'ın, “Bir paranın nasıl kazanıldığını görmek için nasıl harcandığına bak.” sözü, zaman ve sağlığa uyarlanınca işin önemi daha iyi anlaşılıyor. Bize bahşedileni zamanında, ölçülü ve doğru harcayarak ona sahip oluyoruz. Bu döngü, “bereketi kaçmak” deyimini de açıklayan bir temel oluşturuyor.

Belki bereketi hissedemeyiz, azın içinde göremeyiz, elinizle tutamayız ama tıpkı zamanın akışını algıladığınız gibi algılar ve hissederiz. İnsanın yalnızca aslına rücu ettiğinde, bereketin hayatında zuhur edecek bir kayıp hazine olduğunu anlaması için âlim olması da gerekmez.

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  917135

-