Hüseyin Yağmur

BEYAZ TÜRK ÖZGÜVENİ HER EVE LAZIM

Hüseyin Yağmur

Daha önce Kadıköy ile Üsküdar'ı karşılaştıran bir yazı yazmış, bu yazıyı ‘Anadolu insanının verilene kanaat alışkanlığından vazgeçmedikçe Türkiye'nin yerel ve milli değerlerinin bir yere varamayacağını' belirtmiştim.

 

Yıllar önce bir yerel seçim sathı mailinde bu tesbitimin izdüşümleriyle ‘birebir' karşılaştım.

 

Kültür Bakanı bir programa katılmış, ayrılıyordu. Bir beyaz Türk bayan, 12-13 yaşlarında bir kız çocuğu ile birlikte Bakanın önünü kesti ve dramatik bir üslupla söze girdi: Sayın Bakan bizim çok önemli bir sorunumuz var!

 

Bakan başta olmak üzere herkes kulak kabarttı bu çok önemli sorunu duymak üzere.

 

Kadın, yanındaki kızını göstererek ‘Bakanım benim bu kızım yüzmeyi çok seviyor. Ancak bizim mahallemizde bir yüzme tesisi yok. Buraya bir yüzme havuzu yaptırmanızı istiyoruz.

 

Evleri yansa, Bakana bu özgüven içinde dert yanamayacak insanlar, şaşkın bir şekilde birbirlerine baktılar.

 

………………..

 

Seçimler bitti, yaklaşık 40 kişilik bir grupla bir Belediye Başkanını tebrik için makamına girdik. Bir beyaz Türk bayan Başkanı yakalamış bırakmıyor. Başkanın bütün açıklamalarına rağmen ikna olmuyor. En sonunda Başkan yanımızdan ayrılarak o beyaz bayanı sorunun çözüleceği yere götürmek için odasından ayrıldı.

 

Başkan dışarı çıkınca orada bulunan 40 kişiye “Bakın bu olaydan ders alın. Haklarınızın böyle savunucusu ve takipçisi olun” dedim.

 

Anadolu insanı üzüm salkımı gibi. Canı isteyen salkımıyla götürüyor.

 

Beyaz Türkler deveci armuduna benziyor. Yut, yutabilirsen…

 

………………

 

Yine bir başka gün Belediye Başkanının makamından çıktım. Bir konuyu görüşmek üzere özel kalem müdürünün yanına gittim. Tam o sırada bir beyaz  Türk kadın, Özel Kalem Müdürü'ne yaklaştı.

 

“Ben Başkanla birebir görüşmek istiyorum” dedi.

 

Müdür, “Randevunuz var mıydı?” diye sordu. Beyaz kadın omuz silkerek ‘Başkanı televizyonda görmüştüm. ‘Herkesle bire bir görüşeceğim' demişti. İşte onun için geldim.”dedi.

 

Ne Başkan'a oy, ne seçimde destek çalışması, ne randevu. Televizyondan davet almış gelmiş.

 

Oy veren, seçim çalışması yapan, randevu almak için bekleyen vatandaş ise sokağındaki yanmayan lambayı, bir türlü kapatılmamış çukuru Başkana iletmek için 40 defa düşünüyor.

 

Abartmıyorum. Sağıma döndüm. Bu sefer genç bir beyaz Türk bayan Özel Kalem Müdürüne yaklaştı. O da aynı talepte bulunmasın mı?

 

Başkan ile bire bir görüşecekmiş…

 

Televizyondan randevulaşmış…

 

Yeni dönem, Anadolu insanının daha çok özgüven ile hakkını talep etmesi gereken bir dönem.

 

Böyle devam ederlerse, Başkanların bire bir görüştükleri beyazlar hizmetleri kendi adreslerine götürecekler.

 

Nasılsa Anadolu insanı üzüm salkımı gibi kolay lokma.

 

Birisi kanaat eder katlanır, birisi arar feryat eder, çıngar çıkarır.

 

Nemize lazım!

 

………………….

 

Sabiha Gökçen Havaalanına Bostancı'dan direkt sefer koy. Üsküdar'dan sefer koymaya ne gerek var? Diye bilimsel mazeretler üret. Sonra da “Eyvah ne oldu bizim oylarımıza?” diye  kontrataktan gol yemiş kalecinin şaşkınlığı ile sor.

 

Gol çatır çatır geliyor (du )göremediniz mi?

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  485380

-