8 ARALIK 2019 PAZAR

Bülent Acun

BEYEFENDİ BİLİRDİK

Bülent Acun

12 Temmuz 2019 Cuma günü dâr dünyadan dâr-ı bekaya irtihal eden basınımızın duayen kalemlerinden merhum Mehmet Şevket Eygi'yi medya okuryazarlığına Bismillah dediğim 90'lı yıllarda Milli Gazete'deki köşesinde tanımıştım. Merhumun köşesini yıllarca aralıksız takip ettim. Yazılardan birçok şey de öğrendim.

Geçen yıllar merhumun yazılarını okumayı azaltsa da acaba bugün köşesinde ne yazmış diye her gün baktım. Özellikle bazı sıcak gündem maddeleri ile alakalı yazılarını büyük bir dikkatle okudum. Bazı konularla ilgili söyleyeceklerine adeta kulak kesildik. Özellikle son yıllarda yazıları bana et tekraru ahsen velev kane yüz seksen “tekrar güzel şey değil 180 kere de olsa…” vecizesini hatırlatsa da ben her gün onun o güzel takviminden yapraklar koparmayı sürdürdüm.

Yazdığı gazeteye bakıp, köşesinde onu fikir nöbetinde görmek doğrusu beni mutlu ediyordu. Kendisi ile tanışıp görüşme, oturup muhabbet etme arzum, hep kılı kırk yaran eleştirel üslubunun, beşeri münasebetlere de yansıyacağı endişesine takıldı. Bundan dolayı kendilerini uzaktan sevip takip etmeyi yeğledim. Anlayacağınız sıcak gündemin kavurucu hararetinde,  gölgesinde serinleyelebileceğimiz büyük bir çınar daha yıkılıp gitti! Emri hak vaki oldu. Bir İstanbul beyefendisini daha kaybettik.

Sadece bir İstanbul beyefendisini değil doğuyu da batıyı da çok iyi bilen, kendisini doğru bildiği şeylere adamış, yakın tarihimizin canlı şahidi, bir aksiyon ve dava adamını da ölüm çekip aldı aramızdan... Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Merhum geride önemli fikirler, okunası yazılar, büyük bir kütüphane, bir de kedi bıraktı. Bir döneme ışık tutacak yarım asırlık hatıralarını toplamış olduğu bir de hatırat kitabı bıraksaydı ne kadar güzel olurdu. Ne yapalım mademki merhum hatırlat bırakmadı bizde hatıralarıyla iktifa edeceğiz. Benim hatırat yazmasını istediğim kişilerin hemen başında yer alırdı merhum Mehmet Şevket Eygi.

Vefat haberini cuma akşamı aldım. Cumartesi günü ikindi namazından sonra vefat haberini aldığım merhuma vefa için ve kardeşlik vazifemi ifa için Fatih caminin avlusunda yerimi aldım. Fatih Camii'ne Saraçhane tarafından geldim İstanbul adeta sel olmuş oraya akıyordu. Saraçhane'den camiye girişim herhalde tam 40 dakika sürdü. Merhum dava adamı bir muhterem olunca cenaze namazı da muhteşem oldu. Merhum yazılarıyla yapmaya çalıştığını cenazesi ile yapmış, Devleti ve milleti bir kere daha omuz omuza bir araya getirmişti.

Tezkiye konuşmalarında sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Diyanet İşleri başkanımız Profesör Doktor Ali Erbaş merhum ile ilgili duygu yüklü düşüncelerini dile getirerek, cenaze namazı için Fatih Cami avlusunu dolduran cemaatin duygularına tercüman oldular. Tezkiye konuşmaların da merhum Mehmet Şevket Eygi'nin beyefendiliği, kibarlığı ve zarafeti, İslam sanatları ve estetiğine vukufiyeti, dava adamlığı, mütefekkirlik ve ve münevverliğinin altı çizildi.

Merhumun yazılarıyla Cenaze namazında konuşulanların birbirini tamamlaması münasebetiyle bendeniz imamın merhumu nasıl bilirdiniz? sorusuna Allah rahmet eylesin duası ve cevabı yanında bir de şu cümleyi kurdum: “Beyefendi bilirdik.”.

Merhumun Cenaze namazında kalabalık bir cemaat görünce gıptayla şöyle dedim: “İnsan şöhret olacaksa alemi bekaya bu şekilde uğurlanmak için şöhret olmalı.”

Merhum Şevket Eygi'nin cenaze namazı ile birlikte birkaç kardeşimizin cenaze namazını daha kıldık. Merhum Eygi'nin kalabalık cemaatinden bu nasipli kardeşimiz de istifade ettiler. İşte bendeniz tam bu manzarayı tefekkür edip söyle dedim: “Büyüklerle olmakta, büyüklerle ölmekte ne güzel…”

Merhum ile ilgili söyleyeceklerimiz bitmedi. Onun usulüne, üslubuna,  fikirlerine, iddialarına, etkinliğine, yetkinliğine, fikri sahadaki yanlışlarına, doğrularına dair daha söyleyecek epey sözümüz var. Fakat yerimiz bitti, bir başka yazıya İnşallah…

80 kusür yıllık bir hayatının takdir edilecek yönleri kadar tenkit edilecek yönleri de vardır elbette… Çünkü insan, beşer, şaşar, düşer… İnsanın hayatta onardıkları kadar, kırdıkları da vardır. Hâsılı ölen kişi Müslümansa ve İslam'a da gücü kuvveti nispetinde hizmet etmiş ise geride kalan kardeşlere düşen aftır, gerisi laf-ı güzaftır. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet al-i olsun

BÜLENT ACUN - TERCÜMEİHÂL

BÜLENT ACUN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  116412

-