16 ARALIK 2018 PAZAR

Selim Sözer

BİR WHATSAPP GRUBU MAHALLE SAYILIR MI? VEYA POSTMODERN DÜNYADA MAHALLE, KOMŞULUKLAR VE İLETİŞİM – III

Selim Sözer

WhatsApp grubu bir mahalle ve WhatsApp grubundakiler komşular olabilir mi? Sanırım komik bir soru oldu. 

Ama şu soruların pek de o kadar komik kaçmayacağını umarım:

  • Neden kadınlar eskisi kadar komşuya gitmez ve sokak arası dedikodusu yapmaz?
  • Neden her köşe başında mantar biter gibi “Cafe” veya “Türk Kahvesi” tarzı dükkânlar açılmıştır?
  • Neden insanlar komşularına yemek yapıp götürmez ve götürdüğünde onun çöpe atılacağından emin olamaz?
  • Neden mahalle ortak mekânların adı değildir?
  • Neden insanlar yapılacak işleri paylaşmaz (imece) ve borç para dâhil yardımlaşmaz?
  • Neden insanlar komşusundan borç almak yerine bankaya gider ve neden parasını komşusu Sâdık'a değil de feşmekân bankaya emanet etmeyi daha güvenli bulur?
  • Neden mahallelerde ortak eğlenceler tertip edilmez olmuştur?

Soruları sayfalar boyunca uzatmak mümkün. Burada keselim ve Bismillah diyerek başlayalım. Mahalleyi mekânsal birliktelik olarak ele alacak olursak bu mekânın içerisindekilere de komşu demiş oluruz. Komşu dersek mahalleyi de, mahalle dersek komşuyu da söylemiş sayılırız bu minvalde mahalleye ve komşuya insanlar niye ihtiyaç duymuş olabilirler?

Burada mahalle ve komşu olmanın işlevsel gerekçelerinden söz etmeliyiz:

  • Toplumsallaşma İşlevi,
  • Dayanışma İşlevi,
  • Güvenlik ve Huzur İşlevi,
  • Eğlence İşlevi,
  • Meslek Edindirme işlevi…

Şimdi soralım: Bunların hangisini yapabilmek için mahalleye ve mahallelilere ihtiyaç vardır? Kadın eylemlerini her şeyden önce kadın aktif olarak iş hayatına katılmazdan önce ve katıldıktan sonra diye ayırmak gerekir. Kadın işgücü içerisinde yer aldıktan sonra sosyalliğin dibine kadar batmış durumdadır. Böyle bir ihtiyacı yani komşularla dedikodu etme (sohbet etme diyelim) gereksinimi kalmış mıdır? Hayır. Demek varmış ki adım başı eli boş mekanları zuhur ediverdi aniden: “Cafe” ler ve “Türk Kahvesi” dükkanları. Bu da yetmemiş olacak ki sosyal medya geri kalan gereksinimi tamamlıyor. Komşuya ne ihtiyaç?

Dayanışma işlevi mi? Neyi dayanışacağız. Kışlık erzak hazırlamayı mı? Yorgan yatak yıkamayı mı? Dolma sarma veya pişi yapma işini mi? Bunların hangisi ihtiyaçlar listesinin en alt kısmında bile olsa yer tutmaktadır? Mutfaktaki eksiği de bizim market on dakikada ayağıma getiriyor zaten.

Güvenlik ve huzur işlevi mi? Güvenlikli sitelerle işimizi gördük. Güvenlik güçleri ve ev güvenlik araçları da bu güvenliği sağlıyor. Dolaşan fecaat haberleri ise sanki öncesinde yokmuş gibi abartıldığını düşünüyorum.

Modernite ile birlikte cemaatten cemiyete geçtiğimiz söylenir. Cemaat neymiş? Modern öncesi ilişki biçimi ve bu ilişki biçimi çerçevesinde yapılanmış insan grupları. Yüz yüze, bire bir ve toplumsal bir kural çerçevesinde oluşmayan, daha samimi bir ilişki biçimini tanımlar. Bizim toplumumuz gibi “hamili kart yakınımdır” muhabbetinde olan toplum demektir. Yeteneklilerin değil “hamili kart” olanların bir matah gibi iş güç sahibi olduğu topluluğu betimlemek için kullanılır. Bauman da bundan dolayı modern cemaatleri modern kabileler olarak niteler. Çünkü her cemaat kabile mantığına göre işlemektedir. Bir göz atın isterseniz; ne dediğimi anlayacaksınız.

Şimdi biz cemiyet olduk da resmi ilişkiler mi kuruyoruz aramızda. WatsApp'ta yazışanlar (görüşenler) ve gruplar sanki yüz yüze iletişim kurmuyor mu? Görüntülü bile iletişim kurmak mümkünken nasıl iletişim kopukluğundan söz edebilirsiniz?

Meslek sahibi olmamızda bugün mahallenin veya mahallelinin nasıl bir etkisi olabilir?

Eğitimin devlet tarafından veya özel kuruluşlarca oluşturulan eğitim kurumları vasıtası ile verildiğinden, hâkeza meslek edindirmenin de artık aynı süreci takip ettiğinden haberimiz yok mu yoksa?

Mahallenin bir fonksiyonunun da eğlenme ihtiyacını gidermek olduğu belirtilir. Doğrudur. Düğünlerde mahallelinin katıldığı arap oyunu, kadın ve erkeklerin ayrı ayrı mahallerde yaptıkları eğlenceler bir ihtiyacı gideriyordu. Ama bu gün böyle bir ihtiyaç var mıdır? Boğazımıza kadar eğlence içerisinde değil miyiz?

Bir de şunu unutmayalım: Mekân kavramı değişmiş ve mekân buharlaşmıştır. Mesafe kavramı da kalmamıştır. Hem halojen teknolojisi bizim aynı anda birden fazla yerde olmamıza imkân veriyor hem de elektronik aygıtlar mesafe anlayışımızı değiştiriyor ve kişiler arsındaki mesafeyi sıfırlayabiliyor.

Burada asıl üzerinde durmamız gereken tüm bunlar olup biterken arada kaynayıp gidenlere odaklanmak.

Köksal Alver “Komşular ve Komşuluklar” isimli nefis makalesinde şöyle bir paragraf geçer: “Bayramlar, kandiller, ramazanlar, teravihler, mevlidler, mukabeleler, komşu kadınların bir araya gelme ortamıdır. Bu türlü etkinlikler ve gelenekler (…) ailemin dâhil olduğu yaşama ikliminde dini pratiklerimizi oluştururdu. Bu pratikler aile yaşantısını etkilediği gibi komşulukları da etkilemekte ve ona bir çerçeve çizmektedir”.

Kaybettiğimiz belki de dinin bireysel olmadığı ve toplumun içerisinde onlarla birlikte bir merasimler bütünü olarak yaşandığı gerçeğidir. Yeni kentlerimizde, yeni mahallelerimizde, yeni yaşam biçimlerimizde bu gerçeği ne kadar örtüştürebileceğimiz sorusu dev anası gibi önümüz de duruyor. Sızlanmak yerine çare üretmek belki en güzeli.

Gelecek yazıda Köksal Alver'in Narman'dan İstanbul'a ve oradan Konya'ya uzanan hayat hikayesinde mahalle ve komşulukları nasıl gördüğünü paylaşmak  ve bu konuyu tartışmak istiyorum. Allah kısmet ederse.

Görüş ve düşünceleriniz benim için çok önemli pirdaşlar. Yazılarıma yorum yapmak, karşı çıkmak veya katkı sağlamak lütfunda bulunacak dostlar için iki adet iletişim kanalı veriyorum:

 @ selimsozer@sdu.edu.tr                                0532 4868513

SELİM SÖZER - TERCÜMEİHÂL

SELİM SÖZER DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  482006

-