HABER HATTI

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE LAF ÇOK İCRAAT SIFIR!

Duvar inşasının başlamasıyla Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Adalet Divanı süreç içinde konuya birçok kez müdahil olmuşlardır. 2003 ‘te BM Güvenlik Konseyi, Filistin sorunu da dâhil olmak üzere Ortadoğunun durumunu görüşmek üzere toplanmıştır. Toplantıdan çıkan sonuç İsrail’in işgalci konumda olduğu topraklardaki duvar inşasının illegal ve uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündedir.


BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE LAF ÇOK İCRAAT SIFIR!

Önceki sayfalarda ifade bulmuş hakların ihlali açık olmakla birlikte ve ayrıca bireylerin eğitim, öğretim ve sağlıklı yaşama hakları da zarar görmektedir. İnsanların duvar nedeni ile okullarına gidemediği ve diğer sistematik tacizler nedeni ile çocukların ekseriyetinin okula devam etmediği ifade edilmiştir.

Bu durumda bilgiye ulaşamayan bir toplumun yönlendirmelere karşı açık olduğu kabul edilmelidir. Çocukların okula karşı olan soğukluklarının ana nedenlerinden biri de eğitime ulaşabilmeleri için harcayacakları efor ile ilgilidir.

Gelişmiş ülkelerde asgari iken kendisini de gelişmiş sayan bir ülkede duvarlar nedeni ile çocukların okula gidememesi gibi bir vakıa ile karşılaşılması kabule şayan değildir.

Yönetimce uygulanan tüm şiddet yöntemleri karşısında çocukları okulda muhafaza etmek, ruhsal ve bedensel gelişimlerini sağlıklı tamamlamak mümkün görünmemektedir. Bu durumda o çocuklardan normal bireyler olmasını da beklemek boşadır.

Sağlık yönünden de aynı durum geçerlidir. İnsanların bir şehirde yaşamasına rağmen şehir içerisindeki hastaneye ulaşabilmesinin saatler almasının nedeni Kudüs için trafik değildir. Maalesef güvenlik tedbirlerinin yoğunluğu ve duvarlar nedeni ile insanların ulaşımları zorlaştırılmakta ve yaşam alanları sınırlandırılmaktadır. Bu paranoyak hal ile bir ülkenin ilelelebet yaşatabilmesi mümkün değildir.

Yine bireylerin özel hayatına müdahale edilmekte ve aile yapısının korunması ihlal edilmektedir. İnsanlara ait evlerin ya da arazilerin müsadere edilmesi nedeni ile ailelerin birlikte yaşama imkanları ortadan kalkmakta ve ailelerin dağılmalarına sebebiyet vermektedir. İsrail ve o coğrafya özelinde çocukların da evlenerek aynı evde yaşaması adet ve kiraların pahalılığı nedeni ile ihtiyaç iken ellerindeki arazilerin azalması ya da tümü ile ellerinden alınması nedeni ile göçe zorlanan insanların aile birliktelikleri de yok olmaktadır.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE ULUSLARARASI ADALET DİVANI KARARI IŞIĞINDA NİHAİ DÜŞÜNCELER

Duvar inşasının başlamasıyla Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Adalet Divanı süreç içinde konuya birçok kez müdahil olmuşlardır. 2003 ‘te BM Güvenlik Konseyi, Filistin sorunu da dâhil olmak üzere Ortadoğu'nun durumunu görüşmek üzere toplanmıştır. Toplantıdan çıkan sonuç İsrail'in işgalci konumda olduğu topraklardaki duvar inşasının illegal ve uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündedir.

Yine Adalet Divanınca alınan karara göre göre; güç kullanılarak toprak kazanımının kabul edilemezliği teyit edilmiş, barışın temini için İsrail ve Filistin'in bölgede güvenli ve belirli sınırlar dâhilinde yaşama gerekliliği tekrar edilmiş, şiddet, terörizm ve yıkım hareketleri, bombalı suikastler kınanmış, bölgedeki şiddetin acilen durdurulmasına vurgu yapılmış, duvar inşasının devamı halinde bölgede iki devletli gelecek projesinin tehlikeye düşmesinden duyulan endişe belirtilmiş, İsrail‟in 1949 Cenevre Konvansiyonu'na saygı duyma gerekliliği tekrarlanmış ve “de facto” toprak ilhakı ile işgal edilmiş bölgelerdeki yerleşimlerin Filistinlilerin yaşamını zorlaştırdığı bildirilmiştir. http://www.bilgesam.org/Images/Dokumanlar/0-157-2014040735bs2011-1-203-223.pdf ( Gamze Değirmenci - Batı Şeria Duvarı Ve Uluslararası Hukuk tezi )

Genel Kurulunca kabul edilen Uluslararası Adalet Divanı'nın tavsiye kararına göre Kudüs'te yapımı devam eden duvarın da yasadışı olduğu ve diğer devletlerce bu duvarın inşaatına destek verilmemesi istenmiştir. İsrail'in güvenliği sağlamak gerekçesi ile hem kendi ülke sınırları içinde hem de işgal etmiş olduğu Filistin topraklarında inşa etmekte olduğu duvar uluslararası örgüt ve devletlerce de kabul görmemektedir. Genel Kurul'un 20 Ekim 2003'te duvarın uluslararası hukuka aykırı olduğu şeklinde olduğu kararına 90 ülke olumlu oy verirken sadece 8 ülke hayır oyu vermiştir. İsrail, Uluslarası Adalet divanı Kararını tanımadığını açıklamış ve nihayetinde de inşaate hala devam etmek sureti ile tanımadığını fiilen de göstermiştir.

Duvar Filistinlileri halihazırda yaşadıkları yerlerde açık hapishane yaşamı dikte etmektedir. Sınırlı ve belirli saatlerde geçişlerin düzenlemesi ve bu geçişlerde de İsrail Yönetiminin çıkardığı tüm zorluklar insanların yaşama, çalışma, mülkiyet, sağlık ve seyahat haklarını sınırlandırmaktadır. Yine Kudüs özelinde şehrin nüfus yapısı değiştirilmekte ve İsrail ve Filistin devletleri tarafından da başkent olarak ilan edilmiş olması nedeni ile Filistin nüfusunu azaltmak sureti ile Filistin'in başkenti olmasına mani olunmak istenmektedir.

Kudüs tüm inançların merkezi olması nedeni ile kaderi İsrail'in eline bırakılmamalıdır. Her işlem ve eyleminde sadece Yahudi halkın talepleri karşılanmakla Müslüman nüfusa karşı sistematik şiddet uygulanmaktadır. Bu şiddet hem fiili hem de raporumuzun konusu Utanç Duvarı'nda olduğu gibi dolaylı yollardan olmaktadır.

İsrail, devlet olarak kendi vatandaşlarına ya da işgal ettiği Filistin topraklarında yaşayan insanlara karşı Uluslarası hukukun kabul ettiği ilkelere uygun hareket etmemekte ve uyguladığı sistematik işkence yöntemlerini her geçen gün geliştirmektedir. Özellikle Utanç Duvarı çağdışı bir uygulama olduğu kadar Faşist bir yaklaşımın eseridir. II. Dünya Savaşından beridir Almanya tarafından Yahudilere uygulanan soykırımın farklı bir şeklini şimdi o soykırımın mağdurları Filistin halklarına uygulamaktadır.

Evlerine, tarlalarına, arazilerine el koymakta ve bunu şekli hukuka uydurmak sureti ile güya güvenliğe atıf yapmaktadır. Sadece son on yılda İsrail içerisinde öldürülen insanların kaçının Yahudi kaçının ise Müslüman olduğuna bakılırsa aslında güvenliği tehlikede olan İsrail değil bizatihi Müslüman nüfustur. Buna karşı ayrıca önce Gazze sonrasında Batı Şeria ve şimdi de Kudüs'te duvarlar örerek şiddetinin haddini artırmaktadır.

Maalesef Uluslararası örgütlerin belirli birkaç ülkenin tekelinde olması ve bu ülkelerin de İsrail'in yanında hareket etmesi nedeni ile somut çözümler bulunamamakta ve İsrail'in ırkçı ve işkence olarak kabul edilmesi gereken uygulamalarına dur denilememektedir. İslam Dünyasının içerisinde olduğu parçalanmış hal de bu şiddet sarmalının başka bir nedenini oluşturmaktadır. Kendi içerisindeki karışıklıklar nedeni ile İsrail'e karşı hiçbir İslam ülkesi sesini yükseltememektedir. Bu halde mazlum ve mağdur durumdaki Filistin ve Kudüs halkının yalnız ve onurlu mücadeleleri maalesef yeterli olamamaktadır.

Untitled-2_1

 

Yorum Yaz